<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078</id><updated>2012-01-31T03:27:31.366+02:00</updated><category term='Amy Winehouse'/><category term='Kitap'/><category term='sessizlik'/><category term='Jean Guilane'/><category term='Shopping and F***ing'/><category term='eylül'/><category term='29. İstanbul Kitap Fuarı'/><category term='kelimeler'/><category term='Gitar'/><category term='Oyuncaklar'/><category term='Oğuz Atay'/><category term='Nick Cave'/><category term='Valeri Petrov'/><category term='DOT'/><category term='Ege'/><category term='sürpriz'/><category term='evren'/><category term='Galata'/><category term='602.Gece'/><category term='viyana'/><category term='Ayna'/><category term='sağ lob'/><category term='Tom Waits'/><category term='Slipknot'/><category term='Aşk'/><category term='Theodoros Angelopoulos'/><category term='Zar'/><category term='Code 46'/><category term='Ayfer Tunç'/><category term='beklenmedik'/><category term='gökçehan daçe'/><category term='*Cemal Süreya'/><category term='ankara'/><category term='anlat'/><category term='illüzyon'/><category term='hikaye'/><category term='müzik'/><category term='Sürahi'/><category term='İstanbul - Ankara - Eskişehir'/><category term='Can Yayınları'/><category term='Ubor Metenga'/><category term='Karşılaşma'/><category term='Che'/><category term='vals'/><category term='ölüm'/><category term='şiir'/><category term='H'/><category term='sansür'/><category term='Yazı'/><category term='İstanbul'/><category term='lodos'/><category term='pusu'/><category term='dans'/><category term='Yekta Kopan'/><category term='anlamsızlık'/><category term='sol lob'/><category term='kelime'/><category term='Özlem'/><category term='egoist okur'/><category term='Rüya'/><category term='eylem'/><category term='Labirent'/><category term='Stuart Townsend'/><category term='Virgina Woolf'/><category term='Ah Güzel İstanbul'/><category term='Bir de Baktım Yoksun'/><category term='dünya'/><category term='gece'/><category term='Özdemir Asaf'/><category term='Yalnızlık'/><category term='Milena'/><category term='Murat Gülsoy'/><category term='Marilyn Monroe'/><category term='Redd'/><category term='Kar'/><category term='kadın'/><category term='Uludere'/><category term='uğur mumcu'/><category term='Teoman'/><category term='oysa'/><category term='çığlık'/><category term='son'/><category term='anahtar'/><category term='Aziz Nesin'/><category term='kartpostal'/><category term='Ezginin Günlüğü'/><category term='Charlize Theron'/><category term='Halikarnas Balıkçısı-Aganta Burina Burinata'/><category term='Max Frisch'/><category term='Günlük'/><category term='TÜYAP'/><category term='sözlük'/><category term='Soru'/><category term='gemi'/><category term='Haydarpaşa Garı'/><category term='Pazar Yazısı'/><category term='Sait Faik Abasıyanık'/><category term='zaman'/><category term='Harfler'/><category term='Sivas Katliamı'/><category term='Roberto Boleno'/><category term='sesleniş'/><category term='tutku'/><category term='kurmaca'/><category term='digitürk'/><category term='masal'/><category term='geçmiş zaman'/><category term='blogspot'/><category term='Çocukluk'/><category term='Cüneyt Çalışkur'/><category term='Salvatore Quasimodo'/><category term='sanrı'/><category term='Kafka'/><category term='Geçmiş'/><category term='Pénolope Cruz'/><category term='Ali Teoman'/><category term='Huzur'/><category term='düşler'/><category term='Edip Cansever'/><category term='mum'/><category term='Mektup'/><category term='kitaplar: Peki tamam daha fazla uzatmayacağım.'/><category term='mimoza'/><category term='İçimizdeki Şeytan'/><category term='Metin Altıok'/><category term='Katil Orospular'/><category term='belki yalnızlık belki değil'/><category term='Bulutların Üzerinde'/><category term='Tango'/><category term='Ahmet Muhip Dıranas'/><category term='Corinne Bailey Rae'/><category term='Adalar'/><category term='Zuhal Olcay'/><category term='sözcük'/><category term='sonbahar'/><category term='Cunda'/><category term='deniz'/><category term='Joan Miró Ferra'/><category term='Cemal Süreya'/><category term='İKSV Salon'/><category term='serbest çağrışım'/><category term='Hikayeler'/><category term='cinayet'/><category term='paranoya'/><category term='Akıl'/><category term='otel odaları'/><category term='gazete'/><category term='Turgut Uyar'/><category term='can yücel'/><category term='yazmak'/><category term='Attila İlhan'/><category term='Adele'/><category term='Gülenay Börekçi'/><category term='otogar'/><category term='anı'/><category term='fark etmek'/><category term='vesaireler'/><category term='Eskişehir'/><category term='fotoğraf'/><category term='Ingmar Bergman'/><category term='Ordinary Miracles'/><category term='Murat Daltaban'/><category term='eldiven'/><category term='Eternity and A Day'/><category term='Ahmed Arif'/><category term='instagram'/><category term='kırılma'/><category term='Eleni Karaindrou'/><category term='dolunay'/><category term='Bettina Von Arnim'/><category term='Tim Robbins'/><category term='Shakespeare'/><category term='Michael Winterbottom'/><category term='Bıçak'/><category term='Fikret Kızılok'/><category term='Büyülü Fener'/><category term='hayal'/><category term='Rilke'/><category term='netlik'/><category term='Yaşamak'/><category term='Kürk Mantolu Madonna'/><category term='Ayvalık'/><category term='Hopa davası'/><category term='Eskilerden...'/><category term='Montaigne'/><category term='Belirtili Nesne'/><category term='Head in the clouds'/><category term='elbise'/><category term='Gülay'/><category term='sesler'/><category term='Farid Farjad'/><category term='Bülent Ortaçgil'/><category term='Sabahattin Ali'/><category term='kahkaha'/><category term='İspanya'/><category term='Füruzan'/><title type='text'>Kalabalık Odalarda</title><subtitle type='html'>Harfler...Kelimeler...Cümleler</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>240</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-2514500214172222066</id><published>2012-01-15T17:36:00.002+02:00</published><updated>2012-01-15T17:40:46.510+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Turgut Uyar'/><title type='text'>Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -40-</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bugün pazar ve diğer pazarlardan farklı. Telaşlı ve heyecanlı. Çok sessiz zamanlarda beklenmedik bazı şeyler olur ve hayatınızın akışında yer etmeye başlar ya, işte buna benzer bir nedenle pazarlardan başka bir pazar... O yüzden içim kendisini sığdırabilecek bir yer arayışında. Kitap okumaya çalıştım, olmadı. Televizyonda dikkatimi dağıtacak bir şey aradım, bulamadım. Post it sayfalarına bir şeyler karalayıp kitaplığımın kenarlarına astım, tatmin etmedi. Kalemliği düzenledim. Bozdum. Eski haline getirmek istedim, yapamadım. Hiçbir denememde başarılı olmadım. Geçen gece söylediğim gibiydi. Hani izleyen bilir, Guguk Kuşu'nun belleklerde yer eden o meşhur repliğini:&lt;i&gt; "En azından denedim."&lt;/i&gt; Ben de aynen böyle dedim. Güldü mü gerçekten bilmiyorum ama şu halim beni gülümsetiyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ritim dediğimiz şey eğlenceli. Hangi tınlamayla hissettiğinize bağlı olarak da değişkenlik gösteriyor üstelik. Bazı saatlerde her şey normal, olağan. Fakat bazen de saatler öyle bir yer ediyor ki zihninize, tek başınıza, yattığınız yerde dudaklarınızda bir hareketlenme başlıyor. Durmuyor. İstediğiniz de durmamasıdır zaten. Çünkü buna neden olan ve içinizi ürperten, ara ara iç gıcıklayan süslü hayallerle donatılmış ufak, tekinsiz (olmaması tercih sebebi) ritimlerdir... Sonra zaman ilerledikçe ellerde bir uyuşukluk başlar. Zeminle kurduğunuz ilk ilişki işte tam da o sırada açığa çıkar. Destek alır, bedeninizi ona yaslarsınız. Tek bir ışık yetiyordur sözcükleri aydınlatmaya ama ruhun katmanlarında durum böyle değildir. Orası daha karışık ve karanlıktır. Aydınlansın diye, cümleler arasında bitmek bilmeyen bir kovalamaca ortalığa dökülür. Hafızanın en çok mesai yaptığı saatler de diyebiliriz. Hesapsız olsa bile ilkel yanınız minik ve renkli hesaplarla karşınıza çıkıverir. Mücadele edin de nereye kadar. O duvarlar bir an gelip de yıkılınca ne olacak? Geçip giden zaman mı boşa çıkacak yoksa güçlü bir zeminin temeli mi tamamlanacak? Bilemezsiniz. Ne kadar düşünseniz de bazı şeylerin karşılığı bambaşka olabilir. Bunu bilmek belki de yeterlidir. Yetmeyebilir mi? Başınıza gelmeden bilemezsiniz...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bugün pazardı. Değişik melodiler misafir oldu. Meselâ son birkaç saatin özetine giren ince ayrıntılar vardı. Yükseklik değerleri, istekler... Çaresiz kalındığında sığınılan akılcı çözüm cümleleri. Oysa kaçış yok. Zaten kaçmak da istemiyorum. Büyük bahanelerden olmak istemiyorum. Hani şair demiş ya: &lt;i&gt;"Sessizlik ve görülmezlik büyük bahanedir."&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bir ses versem her şey bir şeye mi dönüşecek? Yoksa bir şey, her şeyin arasından yalnızca sıyrılmış mı olacak? Biraz şaşkınım. Sonra heyecanlı. Bu akışın içinde hızla koştum. Yürüdüğüm zamanlar sadece birkaç saatlik uykulardı. Yetmedi.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Akşam oluyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ardından gece. Saat onu geçtikten sonra geriye dönüp o ilk anı anımsayacağım. Burada, olduğum yerde.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b style="font-style: italic;"&gt;Zaten kaçmak da istemiyorum! &lt;/b&gt;(Bu ünlemi ayağı takılsın diye koydum.) Bakarsınız tutarım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-2514500214172222066?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/2514500214172222066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2012/01/frekans-bozuk-radyo-alcs-40.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/2514500214172222066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/2514500214172222066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2012/01/frekans-bozuk-radyo-alcs-40.html' title='Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -40-'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-295693142965776981</id><published>2011-12-31T17:56:00.001+02:00</published><updated>2011-12-31T18:14:55.118+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ali Teoman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Redd'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ubor Metenga'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nick Cave'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ayfer Tunç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gülenay Börekçi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Murat Gülsoy'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yekta Kopan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hopa davası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='H'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Uludere'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Amy Winehouse'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tom Waits'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='instagram'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cüneyt Çalışkur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adele'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='egoist okur'/><title type='text'>Yıla Veda... Neler Yaşadık Öyle Değil Mi?</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ömür diye tanımlanan sözcük telaffuz ederken nasıl da yumuşatıyor insanın içini. Kim, ne isterse doldurabilir onun içine. Duygulardan örülü koskoca bir yumak var. Sevinçler, paylaşımlar, acılar, kızgınlıklar, öfkeler, şaşkınlıklar, suskunluklar, ağlamalar, haykırmalar, heyecanlar... Dediğim gibi büyük bir karma ömür dediğimiz şey.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bir yılı daha geride bırakırken her zamanki gibi yılın son yazısını yazmadan veda etmek olmazdı. Hem şöyle kısaca bir neler olduğunu hatırlamak hem de neleri beklediğime dair kısacık da olsa bir şeyleri bazı zamanlarda kendime anımsatmak adına yazacağım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;2011...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Uzun ve yorucu bir yıl oldu. Bu sene çok fazla üzüldüm. Ülkece çok ağır hesaplar ödedik. Terör, şike operasyonları, sansür, Emek sinemasının yıkılmaması için verilen mücadele, Hopa olayları, üniversite sınavındaki şifre olayları, N.Ç davası, kadına şiddet, heykelin yıkılması, Van Depremi, gazetecilerin ve öğrencilerin tutuklanmaları, Uludere, kültür ve sanat dünyasında yitirdiklerimiz... İnsan yazarken bile bu dökümün altında kalıyor ister istemez.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İnsanca yaşamanın onurunu yitirmemize, unutmamıza sebep olan, birlik ve beraberliğe sekte vurduran, can alan, can yakan ve geriye dönüp bakıldığında hiçbir zaman unutulmayacak görüntüler ve bıraktığı izlerle geçip giden bir yıl 2011. Sosyal medya, bu sene görsel basının yapamadığını yaparak haber ulaştırmada ve gelişen olaylar hakkında insanları bilgilendirmede önemli bir rol aldı. Bazı insanların öfke kusan açıklamaları, faşist söylemleri damga vurdu. Benim de en aktif kullandığım mecra twitter oldu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Nereden tutacağımı bilemediğim öyle çok olay oldu ki. Yaz tatilinin en güzel günlerini yaşadığım Ayvalık'ta akşam üstü keyifle yemeğimi yedikten sonra twitter'dan öğrendiğim bir haberle Amy Winehouse'un öldüğünü öğrendim. O gece her şeyi bırakıp balkona oturdum ve denize doğru uzun uzun baktım. Bir ölümle ne çok şeyin insan aklına gelebildiğini fark ettim. Sadece Amy'nin ölümü değil, Türkiye'nin gündemindeki bir çok tatsız olay da başımdan aşağıya an be an döküldü. Kin ve nefret duygularıyla yaşayabilen insanları anlamakta çektiğim zorluk, duygu ve düşüncelerimi de zorladı. Böyle zamanlarda sevgi ve anlayışın, birlik ve beraberliğin, ne kadar önemli ve hayatın ilerleyişini sağlayan güçlü bir lokomotif olduğunu görmek içten bile değil.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ölümler çoktu. Gary Moore, İsmail Gülgeç, Jane Russell, Elizabeth Taylor, Ali Teoman, Cüneyt Çalışkur ve daha aklıma gelmeyen, alanında önemli diğer isimler...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Elbette çok güzel olaylar da oldu. Meselâ ben sevgili Gülenay Börekçi sayesinde Egoist Okur'da yazmaya başladım. Üzüldüğümde, sıkıldığımda, en mutlu anlarımda o sayfalarda kendime yer buldum. Elimden geldiğince ve tüm kalbimle destek vermeye çalıştım. Egoist Okur, benim için 2011'in en kayda değer gelişmelerinden birisiydi.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Van İçin Rock konserinin o muhteşem gününü, saatlerce Küçük Çiftlikpark'ta binlerce kişiyle birlikte yaşadık.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Rock müziğinin en sevdiğim gruplarından biri olan Redd öncülüğünde, sosyal medyanın böylesine güzel bir oluşumda nasıl bir katkısı olduğunu gördük. Sıra 2012'de yapılacak okulun heyecanını paylaşmakta.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İnstagram sayesinde fotoğraflarla hayatı kendimce paylaşmaya başladım. Sayesinde yeni yeni insanlarla tanıştım. Güzel dakikalar geçirdik.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;En büyük hayallerimden birisi olan film senaryosunu yazmaya başladım. Ne zaman biteceğini bilemesem de birgün gerçekleşeceğini umutla beklediğim gelişmelerden biri oldu.İkinci romanımın neredeyse yarısını bitirdim. 2012'nin devamında beni itekleyecek güçlerden belki de en önemlisi, onun kurguları arasında dolaşmak olacak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İşten ayrıldım. Uzun bir süredir onun boşluğunda sallandım. Bu sırada kendime yatırım yapmaktan da geri durmadım. Daha çok kitap okudum ve yazı yazdım. Sevdiğim müzikleri dinlemek için fazlaca zamanım oldu. Kimi zaman takıntı derecesinde uzun uzun yer verdiğim bazı isimler vardı. Nick Cave, Tom Waits, Bach, Mozart, Nina Simone ve Adele bunlar arasındaydı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ubor Metenga oturumlarında Yekta Kopan, Ayfer Tunç ve Murat Gülsoy sayesinde öykülerle ve kendi hayatlarından notlarla hem buruk hem de mutlu, güleç dakikalar paylaştık.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bu sene en çok Sabahattin Ali, Sait Faik Abasıyanık, Tomris Uyar, Nabokov, Yusuf Atılgan okuduğum dönemdi. Çoğu eskiden okuduğum kitaplar da olsa yeniden onlarla karşılaşmak güzeldi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Hakan Günday'ın AZ romanı muhteşem kurgusu ve hüzünlü bitişiyle beni inanılmaz etkiledi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Hiç beklemediğim bir şekilde sevdiğim bir arkadaşımla yollarımı ayırmak zorunda bırakıldım. Yanlış anlaşılmaların ne denli etkili olduğunu ve beni dinlemekten ziyade, kesin hükümlerle almış olduğu bu karardan dolayı elden bir şey gelmeyeceğini gördüğüm andaki çaresizliği yaşadım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Uzaklarda olan bir arkadaşımla karşılıklı maillerimiz günlerimi doldurdu. Hesapsız, beklentisiz, anlarla dolu kocaman bir paylaşımda bulunduk birlikte.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Adını burada yazamayacağım ama çok sevdiğim ve benim için değerli olan insanlarla tanıştım. Sohbetler ettim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Sinema ve tiyatroya bolca gittim. Konserleri de unutmamalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Burada soluklanmak gerekiyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;2011 acısıyla tatlısıyla daha birçok şeyin yaşandığı yıldı. Her birini yazmak neredeyse bu yazıyı bir kitap eşiğine getireceğinden duruyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Çok özledim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Çok sevdim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Unutuldum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yanlış anlaşıldım.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Anlattım.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Anlaşılabildim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kimi zaman pes etme sınırına geldim ama sonra gökyüzünü hatırlayıp devam ettim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ağladım. Güldüm.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yazdım.Yazdım.Yazdım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;2012'de kendime verdiğim sözlerim olacak. Her birini hazırladım.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Geriye dönüp baktığımda bireysel tarihimde yine koskocaman bir yaşanmışlık bıraktığımı gördüm.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Şimdi bu son kelimelerini yazarken birazdan evden dışarı çıkıp İstanbul'un o büyülü havasını soluyacağım. Evlerinde, dışarıda, barlarda her kim varsa, herkese, bütün insanlığa kısa bir sözüm var.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;SEVİN. SEVİN. SEVİN. Lütfen hayatlarınızda bu küçük ama etkisi büyük kavramı unutmayın. Güzel günler, 2012'de yakanızı bırakmasın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kalabalık Odalarda'dan sevgiler ve iyi yıllar...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br class="Apple-interchange-newline" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-295693142965776981?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/295693142965776981/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/12/yla-veda.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/295693142965776981'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/295693142965776981'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/12/yla-veda.html' title='Yıla Veda... Neler Yaşadık Öyle Değil Mi?'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-4242891468577622988</id><published>2011-12-28T19:18:00.002+02:00</published><updated>2011-12-28T19:18:36.916+02:00</updated><title type='text'>Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -39-</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br class="Apple-interchange-newline" /&gt;Bazen ne kadar anlatsan boş! İnsanın kendisiyle olan kavgasında o kavgayı bile anlayamayanlar elbette seni de suçlayacaklardır. Elbette sen hep " özürlerin" söylendiği kişi olacaksın. Asıl düşündüklerin boşlukta tıpkı bir balon gibi süzülecek. Uçtuğunu görecekler ama nereye indiğini hiçbir zaman bilemeyecek, daha doğrusu bilmek istemeyecekler. "Geldin ve geçtin", bunu öğren diyecekler ama bunu söyleyecek kadar bir cesarete asla sahip olamayacaklar. Diğer her şeyde olduğu gibi bunu da&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;senin anlamanı&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&amp;nbsp;bekleyecekler... Kızacaklar, öfkelenecekler bu duygularda nefes almaya çalışacaklar. Soru sorulduğunda verdiğin cevaplar tatmin etmeyecek. Çünkü sen onların istemediği yerlerden sesleniyor olacaksın.&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;“Anladığımı iyi bilirim”&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&amp;nbsp;deyip seni bastırmaya çalışacak, hareketsiz halinden beslenecek ve daha da saldıracaklar…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bazen neyi yaşamış olursan ol, her şey bir yere kadar! Zamanında paylaşılmış birçok şeyin içi, yine zamanla boşalıyor. Boşalan yerler bambaşka şeylerle doluyor. Sen bir yerde sabitle(n)meye çalışsan da yapmaya çalıştığın eskiye geri dönüş gibi algılanıp yine o yöne sapma olmasın diye söylemek istediklerinden çok farklı bir kulvarda diyaloglar kuruluyor. Öyle ki sen bile oraya nasıl gelindiğini, neyin buna sebep olduğunu anlayamaz hale geliyorsun.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Aslında çok basit bir açıklaması var. Korku. Karşı taraftan duyulan korku değil, tam tersine onun kendisine karşı duyduğu korkudan bahsediyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Vazgeçemeyeceğini bilmekten korkmak, daha fazla o yörüngede durmaktan korkmak, duyacaklarından korkmak... Bir de bunu kendine itiraf etmek konusunda bir sıkıntı varsa şayet, işte o zaman ne yaptığınız konuşma konuşmadır ne de anlatmak istediğin asıl konu anlaşılabiliyordur. Devasa bir dalgada, küçük bir kayıkla kürek çekip kurtulmaya çalışmanın anlamsızlığı ile karşı karşıya kalırsınız. Denemek istersiniz, çaba göstermek, o dalgalı denizden bir an önce kıyıya çıkıp sakin sakin yaşamak; oysa bu şartlarda pek mümkün değildir. Denediğinizle, yorulduğunuzla, bir de üstüne üstlük bunu yapmış olmaktan dolayı suçlandığınızla kalırsınız. Değer verdiğiniz için çok konuşuyorsunuzdur. Daha doğrusu&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;i style="background-color: white; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"çok konuştuğunuz"&lt;/i&gt;&lt;span style="background-color: white; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;, kızgınlık safında duran kişi tarafından size bildirilir. Çok konuşuyorsun diyerek değil; çok kızdım diyerek. Anlarsınız. Şaşırırsınız pekâlâ. Niyeti bu olmayan köyün, niyeti kötü insanı oluverirsiniz birden.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Hissettiklerimi söyleyemeyeceksem orada bir paylaşımdan söz edilmesi mümkün müdür? Ya da farz edelim (bu da mümkün elbette) yanlış anlamış ya da yanlış bir yoldan anlatmaya girişmişsem, düze çıkmak için doğru düzgün uyarılmayacaksam neden varız? Zaten hayat yeterince gergin. Bir de böyle bir noktada sürüklenmek niye?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kızgın değilim ama yeterince kırgınım.&lt;b&gt;&amp;nbsp;"Ben kimseyi incitmem, ben kimseyi kırmam, ben seni anlarım"&amp;nbsp;&lt;/b&gt;diyorsunuz da&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;ben de bıraktığı etki hiç de öyle değil. Ziyadesiyle kırgınım bu durumdan.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br class="Apple-interchange-newline" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-4242891468577622988?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/4242891468577622988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/12/frekans-bozuk-radyo-alcs-39_28.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/4242891468577622988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/4242891468577622988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/12/frekans-bozuk-radyo-alcs-39_28.html' title='Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -39-'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-183416742984573471</id><published>2011-12-27T04:39:00.000+02:00</published><updated>2011-12-27T21:05:24.748+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Montaigne'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oğuz Atay'/><title type='text'>*Han (17)</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;"Hayatım ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu."&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Oğuz Atay&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Düş çabuk bitti. Yorulmuşum iyice. Belki de böylesi yolculukların içinde beklenmedik anlarla karşılaşma olasılığı fazla olduğundan, gerçeğinden daha yorucu. Üstesinden gelmesi öyle kolay değil. Olmayacak da...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Güneş giderek dağların arkasına çekiliyor. Küçük ve sevimli bir oyun bu. Kim oynamaz ki? Sabah olunca kimseye çaktırmadan sıyrılıveriyor kabuklarından sonra yeniden o bilinmezin içine kapanıyor. Bazen küsüyor. Yerini alanlarla devam ediyor oyuna. Saklanıyor. Orada bir yerlerde olsa da yüzünü göstermiyor. İstese de istemese de yazgısı bu ve ona boyun eğmekten başka çaresi yok.&amp;nbsp;Duvağının sıyrılmasını bekleyen çekingen bir gelin gibi naz yapıyor.&amp;nbsp;Biz de kimi zaman boyun eğmiyor muyuz? En umulmadık zamanlarda kendi kabuklarımıza çekilmiyor muyuz? &amp;nbsp;Eninde sonunda açacak, gösterecek yüzünü. Sonu ne olursa olsun. Dedim ya, oyunları o da seviyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ben de severim oyunları. Tatlı, kaçık zihinlerin güvertesinde adım adım kocaman dünyaları gezmeyi. Hepsinin kuralları, duruş şekilleri birbirinden öylesine farklı ki! Kimi zaman nereye varacağımı bilmediğim uzak limanların koynunda uyansam da kalemle tanışıklığımdan bu yana oyunlardan vazgeçemedim. Yalnız, belirtmekte yarar var. Ben iyi huylu oyunları severim. Kimsenin bahçesindeki çiçekleri kopartıp bir kenara atmak gibi bir huyum yok. Ama o bahçeye girmeyi, çiçeklere dokunmayı, bilmediklerimi öğrenmeyi iyi bilirim. Ayak izlerinden ürkerim. Bu yüzden minik darbelerle geçer giderim. Bazen anlaşılmaz. Bazen de öylesine açık olur ki her şey, şaşar kalırım. İkisini birlikte yapabilmeyi az çok öğrenebildiğimden bu yana, çok şey değişti. Bahçe sayısı arttıkça, yeni yeni duygular keşfettikçe benim bıraktığım izler de zamanla değişti.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;En çok rüya faslının bahçesini ziyaret ederim. Henüz istediğim kadar bir bilgi sahibi değilim. Olacak mıyım peki, bilinmez. İnsan o bahçeyi istediği gibi kullanmayı her zaman tercih etmiştir. Ya da en yakınında olanlara yakıştırmayı ister. Uzaklar tehlikelidir. Oysa çoğu zaman gitmeyi istediğimiz yer de orasıdır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yine aynı yere geliyorum. &lt;i&gt;&lt;b&gt;"Her şey birbirinin içinde."&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Buradan çıkış yok gibi. Gittikçe karmaşıklaşıyor. Şöyledir, böyledir, öyledir demek kayıp otobanın yolunu aydınlatmıyor. Varsa yoksa karşılaşılması muhtemel bir tıkanıklık. Düşünceyi sahiplenmek ne kadar rahatlatıcıysa sonrasında açılan parantezler huzursuzluğu tetikliyor. Çünkü hiçbir şeyin yüzde yüz bir karşılığı yok. Sadece inandığını sandıklarınla başbaşasın. Bir tek ölüm, ölüm bu kulvardaki baş gerçek. Bir dağ yamacında, deniz kıyısında, uykuda, yolda yürürken, gülerken her an karşına çıkabilir. İnsan kendi kararlarının sonucunda az çok tahminlerde bulunabiliyor. O yüzden olası sonlarla karşılaşıldığında "Böyle olacağını biliyordum." "İyi ki yaptım." "İstediğimi başardım." gibi cümleler kurabiliyor. Ama söz konusu ölüm olunca her şey donuyor. İntihar kararının soğuk kabullenişi dışında ondan yona geçiş yok. Yeri ve zamanı gelince &lt;i&gt;durduracak!&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Daha fazla ölümden konuşmak istemiyorum. İçimde bir yerlerde daima duran korkunun en tepesinde onun olduğunu bilmek bile, başka şeylere doğru beni yeterince kışkırtıyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Güneşe doğru gülümsüyorum. Soğuk taş duvarları arasından han da güneşin gidişini izleyerek gülümsüyor. Onca şeye, kaskatılığına, bir an bile durmayan seslerin çıldırtıcı baskısına rağmen bunu yapabiliyor. Hâlâ ayakta ve yeni yolcularının geleceği günü bekliyor. Burada kaldıkça kurtulmak istediği seslerle yaşamak zorunda olduğunu, onlarsız devam edeceğini biliyor. İlk yolcusunun kim olduğunu hatırlıyor mudur acaba? Taşıdığı bavulun rengini, bavulun içinde nelerin olduğunu, hangi masada oturduğunu yahut odasından çıkıp çıkmadığını aklında tutabilmiş midir? İlkler unutulmaz derler ya doğru mudur?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Buraya gelirken çok düşünmüştüm. Montaigne'in &lt;i&gt;"Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder. Çünkü her yerde olmak, hiçbir yerde olmamaktır."&lt;/i&gt; sözünü defalarca içimden tekrarlamıştım. Yıllarca dağınık yaşamaktan, dağınık notların izini sürmekten, koşulsuz kabullenişlerden öylesine yorgun düşmüştüm ki bir daha o düzensizliğinin içinde çırpınmak istemiyordum. Ben de kendime bağlandım. Olmak istediğim yer tam da burasıydı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Birçoğunuza böyle atıp tutuyor olmam kolay gibi görünse de bilin ki yine en zor olanını seçtim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Aynanın, arkasında bağlı olduğu bir duvar var. O duvarın farkındayım. Baktığımda beni yansıtıyor olması önemli değil. Benim işim daha çok arkada olanla; kimsenin düşünmek için kendini zorlamadığı asıl yerle... Aynalarla olan mücadelem çok önce sona erdi. On altı yaşımın erken karşılaşmalarından biriydi. Yüzümü kendime siper alabilir sanmış, yanılmıştım. Gözyaşlarımın tadı hiç eksilmedi dudaklarımdan. İnce uçlu kelimeler yüzüme öyle bir dokundu ki o andan sonra her şey değişti.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İnsan, yüzünden önce aklını siper alabilmeli. İçimizden söküp atamadığımız tutunamadıklarımızı saklayan yer orası. Aynalarla bir şekilde barışıyorsun ama aklın affediciliği öyle birdenbire olmuyor. Belki de hiç... Bu karanlık herkesin içinde öylece duruyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ilık bir yaz akşamı belki bir cumartesi günü gibi bekliyorum. Cumartesi gününü diğerlerinden hep daha çok sevdim. Bütün günlerin sonrasında hiçbir karşılık beklemeden öylece salıverir kendini. Havaalanları hep daha dolu olur. Hızlı akar. Geceye aniden kavuşur. Neşesi de kahkahası da boldur. Bir zaman hüzün yakışmaz cumartesiye derdim ama sonra sonra onun da yakıştığını gördüm. Hatta en ağır kaybımı ben, bir cumartesi kayboluşunda verdim. Bu yüzden her harfinde saklı tuttuğum gizli buluşmaları iyi bilirim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Gökyüzü çoktan bulut bulut, yarısı beyaz yarısı kiremit rengi olmuştur. Birazdan rengârenk masasında akşam olacak.&amp;nbsp;Bu defa yıldızlarla devam edecek oyuna. Sessizlik çökecek. Rüzgâr, gürültü için sırasını kollayacak. Elbisemin ucundaki pililer, içlerinde sakladığı dansın özlemini giderecek. Oyuncularsa sırayla sahne içindeki yerlerini alacak.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Büyük oyun bu! Peki ben neresindeyim?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-183416742984573471?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/183416742984573471/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/12/han-17.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/183416742984573471'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/183416742984573471'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/12/han-17.html' title='*Han (17)'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-6934960077608766503</id><published>2011-12-22T17:22:00.002+02:00</published><updated>2011-12-27T03:04:55.961+02:00</updated><title type='text'>*Han (16)</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Okuduğum kitaplar aklıma geliyor. İçlerindeki cümleler kim bilir şimdi nerede? Gözle, algının çarpışması saniyelerle ölçülüyor. O uzak yollarda nelerin ruhuma kancayı daha fazla taktığını bilmek istiyorum. Tek başına bu bile çıldırmak için gerekli anahtarı önüme koyuyor. Anahtarla bir müddet bakışıyoruz. Birbirimizi iyi tanıyoruz. Ne de olsa aramızda kaçan kovalanır tarzı bir ilişki var. Özne sürekli değişiyor. Ama anahtar daima karşıma çıkıyor. Kaybolmuyor. Yokluğunu ve varlığını hissetmek, birbirinden farklı duygulara denk düşüyor. Anahtar,&amp;nbsp;işini benden daha iyi biliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Sarı şehir hâlâ konuşuyor mudur? Dün gece hazırlıksız yakalanmıştı. Hali yoktu. Onun çaresizliğinde kendimi görmüştüm. Sesi kırılgandı. Bütün konuşmalarında ve hareketlerinde yorgunluk kol geziyordu. Sessizce gömülmeyi bekleyen kolları nasıl da davetkârdı. Ona sahip çıkmalıyım. Hiç değilse hayatımda bir defa olsun, onu korumayı becerebilmeliyim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Peki ya o yoksa? Ya sonsuz hayallerin, sonsuz kurgularında düzenlenmiş bir sahneyse? Sürekli çalışan aklın, uykusuz geçen gecelerde girmekten korkmadığı, vazgeçmediği sığınağındaysa? Kimimiz mutlu, kimimiz öfkeli, kimimizse meraklı derinliklerde yol almıyor muyuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Hayır, hayır orada. Her haliyle beni bekliyor. Ama şimdi gidip onu dinleyemem. Yapamam. Güneşin kepenkleri altına sığınmıştır belki yaklaşamam.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Şimdiki zamanda birinci tekil şahıs eki olmak zor.&amp;nbsp;Kendinle karşı karşıya kalıyor, dudaklarını kemirerek susuyorsun.&amp;nbsp;Sonra zamirler, sıfatlar ve diğerleri işin içine giriyor. Kafam büsbütün karışıyor. Gerçeklerle yapılan mücadelede, istenilenden büsbütün başka şeyler yaparken, yine de ondan kaçamayacağını anlıyorsun.&amp;nbsp;Ufacık ayrıntılar her şeyi öylesine değiştiriyor ki! Bir de bakıyorsun ki bazen bir izin karşılığı bazen de eşyanın ve hayatın en büyük sahibi oluveriyorsun. İstemeden de olsa boyun eğiyorsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ben de bu hanın gelmiş geçmiş en büyük misafiriy&lt;b&gt;&lt;i&gt;im&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;. Yıllardır burada, aynı masada oturuyorum. Mevsim hiç değişmiyor. Sürekli &lt;i&gt;yaz&lt;/i&gt;!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Denizi özledim. Rüzgâr ayak bileklerimi yakıyor. Biraz sonra yağmur başlayacak hem de bu güneşli günde. Yosun kokuları her yanı saracak. Hafif bir şeyler uçuşacak havada. Yine sebepsiz üzüleceğim. Masanın üzerine boylu boyunca uzanarak gökyüzünün değişimini izlerken, zamanla sebepsizliğe de alışacağım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Doğu Anadolu'nun küçük bir köyünde, közde pişirilmiş kahveyi hatırlayıp buradan uzaklaşacağım. Sarı şehrin bir ucunda o, bir ucunda ben. &amp;nbsp;Büyük şehir caddelerinden uzakta, bir başıma, hanın duvarları önünde, arkasında, içinde...&amp;nbsp;Akşamları daha yalnız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Renk renk ışıklarla döşenmiş İstanbul nerede? Meyhanelerinde rakı kokusu, topuklu kadınlarsa hep en büyük korkusu. Ben o meyhaneleri de özlüyorum. Kimseye duyurmadan parmak uçlarında yükseldiğimiz geceleri ve şimdilerde bitmeyen özlemlerin arka sokağında yaşayan adamları da...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İnsan nerede olmak istediğine karar vermeli. Yıllardan beri açmadığın saman sarısı kitabın sayfalarını aralarken hışırtıyla çıtırtı arası bir ses duyarsın, geçmişten gelen. Sesler, uğultulara dönüşür. Rutubet kokan anıların içinden geçerken, her şey önüne yığılır. Bir görüntüden diğerine gidersin. Ağını ustalıkla örmüş örümcek kadar şanslı değilsindir. Geçmiş, o ağdır ve seni bekliyordur. Er geç onu yeniden aklına getireceğinin farkındadır. Kurulmuş bir saat gibi yenilgini, delirerek kendinden geçişini izlemek için&amp;nbsp;çalacağı zamanı kollamaktadır.&amp;nbsp;Geri dönüşün mutlaka vardır ama oraya girdin mi işler değişir. Geçmişini duyarsın, okursun. Şansın varsa yazarsın ama yazmak da her zaman taze yaz kokularını, denizin gürül gürül bakan gösterişli maviliğini &amp;nbsp;getirmez. İncinirsin. Her harf, her kelime içindeki bir gölgeye denk düşer. Kelimeleri yönlendirmek öyle kolay değildir. Yazar ve kalem hâkimiyeti sürekli yer değiştirir. Durmak istesen de durduramazsın. Olmak istediğin yer orası değildir.&amp;nbsp;Belki bir daha yenilmen gerekiyordur. Olmadık zamanlarda karşına çıkanlarla yok olup, sabahı muştulayan güneşin aydınlığıyla yeniden var olman.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Her şey birbirinin içinde, sen de biliyorsun!&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İnsan aslında kaldığı yerlerde kendisine en uzak. Daha dün geldim. Sessizce oturuyorum. Dün ve yıllar arasındaki yakınlık korkutuyor. İhtimallerin kurbanıysam gelişimin üzerinden çok zaman geçti. Bu yüzden zamanın yakınlığını ölçemiyorum. Ayrıntılar kervanında ışıksız bir yolcuyum. Kimi zaman her şey duruyor. Davetsiz bir rüzgâr esiyor. Essin! Sonunda bir ses olacaksa etrafta, o olsun. İnlemeleri kesecekse, duvarlara baktıkça parçalanacakmış gibi üzerime doğru gelen insan silüetlerinden beni koruyacaksa ayaklarıma, boynuma dolansın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İşte yine her şey kopmaya başlıyor. Kısa bir sakinlikten sonra kayalar yerlerinden oynuyor. İçimde gün boyu kendi sesiyle yarışıp kaybeden bir hayat var. Bunun için gelmedim. Bağırıyorum, bağırıyorum. Düşümde yerimden kalkıp kendimi buğday tarlalarının ortasına atıyorum. Toprak iyi gelir, bunu küçüklüğümden beri iyi biliyorum. Kollarımı iki yana açıp yüz üstü uzanıyorum. Güneşin büyüttüğü mirasa dokunmak huzur veriyor. Toprağı içime çekiyorum. Sıcak. İçimde hissediyorum. Kimseler yok. Etrafta birileri olsaydı hissederdim.&amp;nbsp;Yalnızım.&amp;nbsp;Gözlerim dünden, yıllardan beri kapalı. Uzun süredir &lt;i&gt;göremiyorum&lt;/i&gt;. Bu düşten güzel uyanmak istiyorum ama toprak izin vermiyor. Aniden bir öğle vakti uyuduğum kumsala dönüşerek benimle konuşuyor:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;-&lt;i&gt; Rüyayı anımsıyor musun?&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;- &amp;nbsp;Çok yüksek bir apartmandayım. Balkona çıkıyorum. Öylesine yüksek ki korkup yere çömeliyorum. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum. "İçeri alınnn!" Biri elini uzatarak: "Gel." diyor, giriyorum. Rengârenk çantalarla dolu, kocaman bir salondayım. Küçük bir kız çocuğu önünde durduğu büyük kütüphanenin oradan gülümsüyor. Yanına doğru yürüyorum. Yüzünü avuçlarımın içine alıp: "Ne kadar güzelsin. Tıpkı çocukluğundaki gibi" diyorum. Yüzü ürkek, gözleriyse tam tersine parlak ve canlı. Seviyorum. Elimden tutup beni yeniden balkona götürüyor. Korkmuyor. Tırabzanların üzerinde rahatça yürüyor. Bakamıyorum. Onun için endişe ediyorum. Oysa o ne kadar mutlu görünüyor. Zıplıyor, küçükken yere çizip oynadığımız karelerin içinden sek sek geçiyor. Yaklaşıp elimi uzatıyorum. Arkasını dönüp bana bakıyor. Gözlerimdeki dehşeti anlıyor. Bir adım daha atıp onu kucaklayıp indirmeye çalışırken ayağım takılıyor ve tırabzanların oradaki boşluktan düşüyorum. Bir tek gök/yüzünün üzerime battaniye gibi örtülmüş maviliğini ve o küçük kızın bana gülümseyişini görüyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yüzüm yanıyor, rüzgâr esiyor. Uyanıyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Toprak beni yanıltmıyor. Düşlerim, çıkışı olmadığını sandığım korkularımın er geç kaybolacağını ve nereden başlamam gerektiğini bana yine hatırlatıyor.&amp;nbsp;İnsan da böyle diyor, kendi geçmişinin koridorlarında defalarca kez düşüyor. Şanslıysa bazen bir gülümsemeyle bazen de gökyüzüne bakmayı unutmayarak kaldığı yerden yoluna devam ediyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br class="Apple-interchange-newline" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Unutmamalıyım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Sarı şehirse daima aklımda olacak. Bir gün nasıl olsa kavuşacağız. O, bunu biliyor. Omuzları düşkün, içi kırık da olsa...&amp;nbsp;Duygularımı, düşüncelerimi kaçırsam da verdiğim çabanın farkında ve sırf bu yüzden beni her şeyden çok seviyor. Benim gibi!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Merak etme sarı şehir...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-6934960077608766503?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/6934960077608766503/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/12/han-16.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/6934960077608766503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/6934960077608766503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/12/han-16.html' title='*Han (16)'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-6053135716050851170</id><published>2011-12-04T17:31:00.001+02:00</published><updated>2011-12-11T02:53:55.368+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İçimizdeki Şeytan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir de Baktım Yoksun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sabahattin Ali'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yekta Kopan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='egoist okur'/><title type='text'>Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -38-</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"İnsanlar hadiseleri basitleştirmeye, bayağılaştırmaya ne kadar meraklı..." Sabahattin Ali/İçimizdeki Şeytan&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ben nasıl biriyim? sorusunu kendisine sormayan insanlar var. Ya da sorsa bile samimiyetten binlerce kilometre uzakta olanlar... Uzun bir süredir bir kelimeye takılıp kaldım. Bunun üzerine kısa kısa da olsa bir arkadaşımla "orada bir yerde" karşılıklı yazdığımız maillerde dile getirdim. Meğer ne uzun ne aşılmaz bir konuymuş bu. Aklımın bile bazen durduğu, kendimle baş başa kaldığım zamanlarda ya da hiç beklemediğim bir kitap cümlesinin hemen sonrasında bile gelip de karşıma dikiliveriyor. İşin içine bir sürü başlık da giriyor. Karakter, hayatı algılama desturu, algılama zayıflığı, haset vs. vs. Oturup sıralamaya kalksam nereden tutacağımı bilemeyeceğim kadar çoklar ve bugünlerde zihnimi oldukça fazla kurcalıyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Hal böyle olunca bahsetmemek olmazdı. Sözlü sanatın bir süre mümkün olmadığı durumlarda yapılabilecek en doğru şeylerden birisi ya beklemektir zamanı gelinceye ve konuşacak doğal bir ortam yaratılana kadar ya da bir şeyleri yazıya dökebilme şansını kullanmaktır. Şimdilik yazmak sanırım en doğrusu. Hem böylece aylardır bozulan frekansımı da tamir edebilirim. Her ne kadar frekansı bozuk radyo alıcısı olsa da yazının ismi. Yani işin sırrı ayarları yeniden kendine getirebilmekte. Han serisi uzun bir zamandır vaktimin çoğunu aldığı için yazıları boş vermiş gibi görünsem de durum öyle değil. Bir kenarda toplanan, devamı getirilen ve egoist okura gönderdiğim yazılar var.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kalabalık bir ortamın en sevmediğim yanlarından birisi de gereğinden fazla sesin yükselmesi ve haddini aşan cümle ve yorumların zikredilmesidir. Bir boy ölçüsü alıp ortalarda elimde durmadan mezurayla dolaşamayacağıma göre bazılarına sus payı vermek de zamana yayılabiliyor. Ara sıra söylüyorum "Ne çok ses." var diye. Ses elbette iyidir ama bahsettiğim sesler çoğunuzun da bildiği gibi bir ayarsızlık halini anlatan seslerdir. En sevdiğiniz müzik cd'sinin birdenbire cızırdaması, radyo kanalının bozulması ya da çok sevdiğiniz bir filmin ortasında, sinemada, yanınızdaki, arkanızdaki birinin aniden konuşmaya başlaması gibi bir şey... Sinirlenirsiniz doğal olarak ve bazılarınız anlık bir feverana kapılıp yeri göğü inletir bu gibi durumlarda. Yapı itibariyle oldukça sessiz bir şekilde "konuşabilme" erdemine sahip olanlardanım. İma vuruşlarını kavrayıp geri gönderebilme üslubunu iyi bilirim. Naif ve inceden yapılan göndermeler her zaman daha çok hoşuma gitmiştir. Ama yeri geldiğinde de oldukça açık ve doğrudan olmayı da tercih ederim. Yani her şeyin bir oluru mutlaka vardır diye düşünenlerdenim. Saygısızlığa tahammülüm yok. Anlamaya çalışırım ama bu durumda bile hâlâ bir inatlaşma ve kabul etmeme durumu varsa kendimce iyi olduğunu bildiğim metodlarım da vardır. Bir defa aklın kullanılması koşuluna her zaman ihtiyacım vardır. Özellikle kendince yorumlara kalkışan birtakım insanların yeri geldiğinde en büyük ahkâmlardan başlayarak hayatı sorgulama telaşına içten içe gülümser ve geçerim. Ama aklımın bir köşesinde ağdalı bir soru işaretini koymaktan da geri durmam. Çünkü böyle insanlar mutlaka yeri geldiğinde muazzam bir oyunu sahneye koymaktan da çekinmeyeceklerdir. Kisve dediğimiz şeyin nerede olacağını tahmin edebilmek her zaman kolay değil. Bir nevi kisveli harikalar dünyasının kisvesi bol, kahkahası sahte, sayısız müdavimi var.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yazının başında Sabahattin Ali'nin İçimizdeki Şeytan kitabından bir alıntı yaptım. Okuduğum günlerde altını çizdiğim birçok cümlesinden yalnızca bir tanesi ama şu duruma öyle haklı bir bakış açısı kattı ki eklemeden duramadım. Oysa herkes kendisiyle biraz daha fazla meşgûl olsa hiç fena olmayacak. Ya da illa ki bir yorum yapılacaksa da çemberi fazla genişletmeden kendi oyun bahçelerinde bazı işlere kalkışsalar çok iyi olacak. Sabrımla bir sorunum yok. Uzun uzun başbaşa kalabildiğim, dinlediğim, ne demeye çalıştığını anlamak için fazla mesai yaptığım özelliklerimden birisidir. Fakat onun da kendi huzurunu bozmak istediği zamanları yok değil nihayetinde çoğu zaman bir artı görevi görmeyi sevse de ve ona en çok bu hali yakışsa da bazen eksi tarafta neler olduğunu merak etmiyor değil. Nasıl ben onu dizginlemesini becerebiliyorsam bunu beceremeyenler de var. Tıpkı kimi zaman benim de beceremediğim gibi... Fark -ki şu noktada ortaya çıkıyor- yeterince bir şeylerin kendi içimde zamanı geldiğini düşündüğüm an vakit kaybetmeyi sevmem. İşte o an bir mezuraya ihtiyacım olabilir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ortam maymunu olmaya ne sabrım ne de zamanım var. Yekta Kopan'ın Bir de Baktım Yoksun kitabında ilk defa duyduğum sözde ne diyordu: &lt;b&gt;&lt;i&gt;"Cahil ile lak lak edeceğine alim ile taş taşı."&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; Ben her türlü ağırlığı kaldırmaya hazırım. Bayağı ve boş laflarla hayat dönmez. Dönse de bir yere varmaz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Demem odur ki herkes mümkünse kendi içindeki şeytanla mutlu olmayı öğrensin. Yok öğrenemiyor ve illa başkalarıyla da tanıştırmak istiyorsa bunu doğrudan olayların muhatablarıyla paylaşsın. Çünkü sonradan duyduklarım bende inanın keyifsiz bir tat bırakıyor ve ben, o tadı da sevmiyorum!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-6053135716050851170?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/6053135716050851170/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/12/frekans-bozuk-radyo-alcs-38.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/6053135716050851170'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/6053135716050851170'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/12/frekans-bozuk-radyo-alcs-38.html' title='Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -38-'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-5174011071896480868</id><published>2011-12-03T22:04:00.001+02:00</published><updated>2011-12-04T02:07:48.031+02:00</updated><title type='text'>*Han (15) - Ağaç ve Kökler</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kış bitmek bilmiyordu. Sorsanız bana, ömrümün en uzun kışıydı derim hiç düşünmeden. Belki de her türlü kararsızlığın ve zorluğun kışı olduğundandır.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Aralık zor geçmişti. Telefonda durmaksızın süren kavgalar, bir şeyleri anlatmak uğruna seçilen kelimeler ve her gün aynı saatlerde başlayan baş ağrıları... İşe de normal zamanından erken gitmeye başlamıştım.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Sahibine gitmesi gereken cümleler boğazımda bir yerde sıkışıp kaldıkça boğuluyordum. O yüzden ben de g&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;eceden biriktirdiğim ne varsa hepsini yolda saça döke yürüyordum. Rahatlatıyordu. &amp;nbsp;Üstelik kendime bir ağaç bile bulmuştum. Evimizin iki yan apartmanının köşesinden aşağıya inen merdivenlerin orta yerindeydi. Aylarca fark etmediğim için biraz şaşırmış olsam da hiç vakit kaybetmeden onunla aramda bir bağ kurdum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bazen olur, bilirsiniz, yanı başınızda size seslenen sesi, gözünüze giren herhangi bir nesneyi, belki güzel bir kitabı, en fenası da bir insanı fark etmezsiniz. Oysa oradadır. Mutlaka bir yeri, belki kendince bir anlamı vardır. Ama fark etmezsiniz. Öyle bir an gelir ki ya iş işten geçmiş olur ya onunla geçirebileceğiniz zamanlardan yoksun yaşar gidersiniz ya da daha önceden fark edemediğiniz için hayıflanıp durursunuz. Ama fark etmek ve fark etmemek arasında bütün bunları etkileyen ince bir "fark" daha var.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ağacın dallarının büyük bir kısmı hemen sağ tarafındaki bahçeye sarkıyordu. Diğer geri kalan kısmı da merdivenlere doğruydu. İçeride üç katlı, yarı ahşap bir ev vardı. Akşamları o merdivenlerden soluk soluğa çıkarken ne zaman orada dursam, korkardım. İçeride yaşayan birilerinin, hatta eski dönem milletvekillerinden birinin evi olduğunu yan komşumuz Selma abladan duymuştum. Yine de daha çok, çocukken izlediğim perili, hayaletli ev hissini veren o evin yanından geçerken adımlarımı sıklaştırır ve bir an önce yola çıkmak için acele ederdim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Evi çevreleyen bakımsız sarmaşıkların, tel örgülerin, budanmamış ağaçların neredeyse tek bir ağaçmışçasına birbirlerine geçmiş olmasının bunda etkisi büyüktü. Bir de sürekli çatır çutur gelen ot sesleri, beni korkutmaya yetiyordu. Geri kalan kısmı da hayal gücümün marifetine kalıyordu. O da kendisini küçümseyemeyeceğim kadar güçlüydü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Onunla nasıl mı karşılaştım? Aslına bakarsanız kimilerine göre komik, bana sorarsanız da korkunç bir gündü.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bizim ev Ankara'nın en dik tepelerinden birindeydi. Kış, şehir merkezine göre daha kasvetli, zor ve soğuk geçerdi. Tabii eve giden yol yokuş olduğu için böylesi zamanlarda inmek de çıkmak da büyük sorundu. Ayağı kayıp düşenler, arabasını yarı yolda bırakıp yürümek zorunda kalanlar, eksilmeyen patinaj sesleri aklıma ilk gelenler... Benim de ufak tefek anılarım yok değil. Ama bu ağaçla tanışmam tam da böylesi bir anıya denk düştü. Merdivenler...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İşe giderken kısa yol olarak kullandığım bu ara yolda, tam iki yüz otuz dört basamak merdiveni inmek ve çıkmak zorundaydım. Her zaman olmasa bile haftanın belirli günlerinde oradan yürümeyi tercih ediyordum. Akıllı bir tercih olduğunu söyleyemem. Ne de olsa hatırı sayılır bir yorgunluktu elde kalan.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Hayatta her şeyin zoruyla illa ben uğraşmalıydım. Başka türlü mutlu olamıyordum. Gerçi böyle de mutlu olduğum söylenemezdi ya, olsun. İnatsa inattı. Galiba ben en çok kendimle inatlaşmayı seviyordum. Bitmeyen, durulmayan bir mücadelem vardı. İnsan hayatın içinde birbirinden farklı yüzlerce konuyla uğraşıyorken neden bir de kendisiyle amansız bir savaşa giriyordu ki? İnsanın bu kimi zaman kendisine bile yetmeyen, kendisiyle bile yetinemeyen hallerine şaşırmamak imkânsızdı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;O gün de akşam üzeri işten eve dönerken iş yerindeki tatsız tartışmanın gerginliğini üzerimden atmak için merdivenlerin az aşağısında dolmuştan inmiştim. Kar yağışı neredeyse durmuştu ama yollar dizime kadar karla kaplıydı. Merdivenlerin yanına geldiğimde önce yukarı doğru çıkacağım basamaklara baktım. Karanlık ve soğuktu. Sokak lambalarının ışığı yürüdüğüm yolu yok denecek kadar az aydınlatıyordu. Derinlerden gelen köpek havlamaları, apartmanların yanıp sönen giriş ışıkları, mutfaklardan gelen çatal bıçak sesleri arasında ilk adımımı attım. Kar, basamakları yok etmişti. Bembeyazdı ve hiçbir şey görünmüyordu. Ayakkabımın ucuyla yoklayarak ve ayağımı bastığım yere sabitleyerek çıkıyordum. Arada bir hafif bir rüzgâr esiyor, &amp;nbsp;birikmiş karlar yukarıdan aşağıya doğru havada uçuşarak yüzüme yüzüme geliyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İlk kısmı diğer güneşli günlere kıyasla daha uzun bir sürede tamamlamıştım. Biraz soluklandım. Bir ara düz yoldan gitmeyi düşünsem de malum inadıma yenik düştüm. Zorlansam da çıkmaya devam ettim. Bahçeli evin olduğu basamaklara yaklaşmıştım ki orayı aydınlatan lamba aniden söndü. Karanlıktan korkmuyordum ama karşılıklı evler arasına sıkışmış o daracık yolda olunca ister istemez ürküyordum. Hızlandım. Bahçeden her zamanki gibi garip sesler geliyordu. Merdivenleri ikişer ikişer çıkmak için çabalarken ayağımı boşluğa atmamla yüz üstü kayarak aşağıya doğru inmem bir oldu. Sağ ayağımı bahçeli evin olduğu tarafa doğru uzatarak ancak durabildim. Tutunduğum şey karların arasında, bir parçası havada asılı kalmış bir ağaç köküydü. Ağacın gövdesi bahçede kalmış, köklerinden bazıları dış tarafa ağaç dalları gibi fışkırmıştı. Kafamı kaldırdım ama karanlıkta hiçbir şey gözükmüyordu. Elimle karları bir kenara topladım. Yer yer kabukları kopmuş, uçlara doğru cansızlaşmış, kenarlarındaysa sanki yaprak verecekmiş gibi duran tomurcukları vardı. İşaret parmağımı üzerinde dolaştırdım. Islak, kaygan ve sertti. O incecik haline rağmen öylesine sıkıca tutunmuştu ki toprağa, asıl yerinden biraz uzakta olmak sanki onu korkutmuyordu.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Tabiatla her fırsatta kendimi karşılaştırıyordum. Onca tahribata ve ilgisizliğe karşı ondaki güce hayrandım. Bazen bir insanın size söyleyebileceklerinden çok daha fazla şey anlatıyordu. Duymak her zaman iyi gelmeyebiliyordu. Yalnızlık sizden olmayanları tanıma fırsatı veriyordu. Daha iyi görebilmeyi, anlamayı, duyabilmeyi ve bunları hissedebilmeyi sağlıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bir süre belki on on beş dakika tüm o korkularıma rağmen orada oturdum. Ağacın kökleriyle bakışıyorduk. Sebepsiz bir yaş damlası iniverdi yanaklarımdan. Belki de kendi güçsüzlüğümdü beni zayıf düşüren ya da onun "her şeye rağmen" haliydi. &lt;i&gt;"Biliyor musun dedim hafifçe eğilerek, sen de tutunamazsan ölür gidersin. Tıpkı bizler gibi. Senin için tek bir yer var, toprak. Oysa bizim öyle çok seçeneğimiz var ki ve biz çoğu zaman kendi seçeneklerimiz içerisinde boğulup gidiyoruz."&lt;/i&gt; Kardan ağırlaşmış birkaç yaprak rüzgârın da &amp;nbsp;yardımıyla parmağımın durduğu yere doğru geldi. &lt;i&gt;"Tutunsak da bizden de yok olup giden bir şeyler var"&lt;/i&gt; der gibi...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Vakit geç olmuştu. Annem merak edecekti.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İçlerinden birini paltomun cebine koyup kalktım. Basamakları daha telaşsız çıkıyordum. Korkum geçmişti. Sesler hâlâ vardı ama umursamıyordum. Kısacık bir sohbetti. O kendince cevabını vermişti. Bense kendi çıkmazlarım arasında uzun bir yolculuğa çıkmıştım. Bütün bunlar uzun bir müddet içimde çalkalanmaya devam etti.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;O günden sonra ağaçla ve kökleriyle her mevsim, oradan geçtikçe konuşmaya başladım. İçimden...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Sessizce...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ben unuttuğumda o, beni bana hatırlatıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-5174011071896480868?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/5174011071896480868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/12/han-15-agac-ve-kokler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/5174011071896480868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/5174011071896480868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/12/han-15-agac-ve-kokler.html' title='*Han (15) - Ağaç ve Kökler'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-5433761826931514600</id><published>2011-11-24T22:00:00.000+02:00</published><updated>2011-11-26T03:25:26.842+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Slipknot'/><title type='text'>*Han (14)</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Burada, sonsuz bir bekleyişin bana anlattıklarıyla yıllarca kalabilirim diye düşünüyorum. Kıpırtısız, sakin. Bir tek doğanın gürültüsünü hissederek ve yaşayarak, yalnızca onunla mücadele ederek günlerimi geçirmek iyi olabilirdi. Gelmek kolay olmadı. Gitmek içinse an be an değişen kararlarımla baş etmek sanıldığı kadar kolay değil. Geldiğim yerdeki gürültüler handa duyduklarımdan çok daha fazla ve acımasız. Orada çoğu zaman insan kendisini kasap bıçağının ucunda, ikinci ölümüne hazırlanan bir et parçası gibi cansız hissediyor. Bıçağın keskin ucu bedenime değdikçe, birkaç kat derine doğru indikçe varlığını unuttuğum ama bir zamanlar bana ait olan geçmişle karşılaşmak beni korkutuyor. İlklere dönmek, anımsamalar çoğaldıkça ağırlaştırıyor. Yüzleşilmemiş, geriye itilmiş ve zamanı gelince nasılsa ilgilenirim denilen her şey "önce ben, önce ben" dercesine kalabalık, çetrefilli ve bir daha aynı cesaretle yaklaşılamayacak derecede karşına dikiliyor. Kırmızı ve kanla çoğaltılmış kelimeler koridorda artık neredeyse hiç yankılanmıyor. Ama her şeye rağmen orada olmak zorundayım. Belki de hiçbir yere gitmedim. Belki de aslında bu han da bile değilim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Tahta masanın hemen kenarında oturuyorum. Sırtımdan belime doğru uzanan ağrılar rahat vermeyecek. Bu masa ve sandalye bana ait. Bir tek onların varlığını bütünüyle içimde hissedebiliyorum. Dokunuyorum. Masanın sağ kenarındaki küçük çatlağın işaret parmağımda açtığı ufak sıyrığı görmesem de acısından tanıyorum. Arkama yaslandığımda sol ayağı gevşemiş sandalyemin çıkardığı gıcırtılı sesi seviyorum. Hareket ettikçe bana kendimi hatırlatmasından hoşnutum. Bir ses, bir varlık...&amp;nbsp;Kalkıp yürüsem belki de güneş, bedenime ve ruhuma iyi gelir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Masayı sıkıca kavrayıp bedenimi iterken bir yandan da masayı kendime doğru çekiyorum. Bedenimi gerdirmek sırtıma iyi geliyor. Rahatlıyorum. Kuvvetli bir nefes alırken belli belirsiz esen rüzgâr kurumuş buğdayların kokusunu taşıyor. Anılarımda birdenbire dokuz, on yaşlarımın yerinde duramayan çocuğu, bir tarladan diğerine elinde koca koca nohut demetleriyle koşuyor. Tarlayı ve oradaki insanları izliyorum. Toprağı ve toplanmaya yüz tutmuş ekinlerin arasında çalışmak onları yoruyor. Şakaklardan aşağıya usul usul inen ter damlaları, yorgunluklarını daha iyi anlatıyor ve tarlada çalışan kadınların renkli basmaları, sadece yüzlerini silmek için işe yarıyor. Güzel bir anıyı hatırlamak, tebessümü masama davet ediyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İnsanın kendi hayat terazisindeki en büyük ağırlık, anıları. Hatırladıkça an geliyor bir şeyler kendisini koyvermeye ya da iyiden iyiye karışmaya, çözülemeyecek hale gelmeye başlıyor. İçlerinden yalnızca birini seçivermek gibi bir şansınız pek yok. Olası olan tek an yalnızca bir dost sohbetinde cımbızla ayıklayabilecekleriniz. Hepsi bu. Geri kalan her şey aklın ve kalbin daimi müdavimleri... Çaresizlik de çare de yaşayanın kendi akıl sınırları dahilinde. Ama genelde canımızı en çok yakanları hatırlamaya meyilliyiz. Tıpkı Slipknot'un "Dead Memories" şarkısında dediği gibi: "Ölü anılar kalbimde." Her ne kadar ölü olsalar da hali hazırda yaşamaya devam ediyorlar. Oysa mutlu olduğum zamanlar da azımsanamayacak kadar fazla.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Söylemek istediklerim her geçen gün artıyor. Handaki her dakika, kara düzene oturmuş düşünce silsilesi içerisinden ortaya çıkarmam gerekenler için beni harekete geçirmeye çalışıyor. Her şey sıralı. Daha önce de söylemiştim. O sırayı unutmam lâzım. Birini bile görmezden gelir veya aklımın oyunlarına yenik düşüp unutursam, bütün her şeyin yine eskisi gibi karışacağını, karanlıklara gömülüp beni içine çekeceğini artık daha iyi biliyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Şimdi biraz susacağım. Belki kalkıp yürürüm. Gözlerimin kapalı olmasından korkmuyorum. Nasıl olsa güneş var. Yol aydınlık. Belki sarı şehri daha iyi görebileceğim bir tepe başı bulabilirim kendime. Bacaklarım yokuşu tanır. Çıkabilirim. Uzun bir zamanım kalmadı. Herkesin kendi sessizliği var. Bunu unutmamalı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-5433761826931514600?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/5433761826931514600/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/11/han-14.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/5433761826931514600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/5433761826931514600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/11/han-14.html' title='*Han (14)'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-515832309169458815</id><published>2011-11-18T00:21:00.001+02:00</published><updated>2011-11-26T03:26:24.538+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Max Frisch'/><title type='text'>*Han (13)</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Güneş tıpkı pusuda bekleyen bir savaşçı gibi yavaş yavaş içime sızıyor. İlk ışıklar, ilk anlar, büyük kavuşma. Hiç bitmeyecek gibi gelen gecenin ardından yeni bir zamanın müjdesi, kirpiklerimi hareketlendiriyor. Hesapsız, sıcak bir tebessüm gelip gamzelerimi çekiştiriyor. Dünyanın belki de en derin çukurları... Düşünceyle başlayıp duygu saltanatında kendinden emin bir yer edinen ve derinliği hiçbir şekilde tespit edilemeyecek hayat uçurumu...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Öyle ya, gerçekte kim bilebilir ki çukurdaki izlerin anlamını sahibinden başka?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Hep aynı şey. Bir süre sonra insan geçtiği yolları düşünmekten kendini alamıyor. Dün gecenin resmi gözlerimin önünden gitmiyor. Oysa durmamalıyım. Durmak için gelmedim buraya. Kapıları kapatmayı öğrenmeliyim. Kurduğum dünyayı silkelemeyi ve dönüştüğü bu yeni hali benimsemeliyim. Hiçbir zaman gerçek nedenlerini bilemeyeceğim sonuçların üzerinde olmayı, bitmiş bir düşünce ordusunun yükünü taşımayı artık istemiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Güneş gittikçe yükseliyor. Daha şimdiden sarı şehri kucaklamış olmalı. İkisi birlikte, yeryüzünün bu herkesten uzak köşesini kutsuyor. Işıltılarla çevrili tel örgülerin içindeyim. Huzurlu, dingin... Bu duyguyu asla unutmayacağım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bu han, içimde yerleşen uzakları kırmak, yakına, su yüzeyine çıkarmak için burada. Varlığım ne kadar hareketsizse, geçmişimi oluşturan düşüncelerim o denli hareketli. Bütün bu uğultular, odaları çevreleyen konuşmalar, itiraf etmekten ölesiye korktuğum bir bütünün eksik parçaları ve ben bu parçaları toplayarak tanıdığım en büyük boşluğu, kendimi, tamamlayacağım noktaya kadar vazgeçmeyeceğim. Çünkü bir daha, şu an burada olduğum gibi koca bir hayatın yalan yanlış yankılarından kurtulmak için vakit kaybetmeyi göze alamıyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Metrelerce yüksekten bir merdiven boşluğuna bakıyorum. Basamaklar girdap gibi. Durmaksızın içine çekiyor. Başım dönüyor. Trabzanlar ruhumun eksik parçalarını hatırlatıyor. Tutunuyorum. Ama dengemi sağlamak için yalnızca bu yeterli olmuyor. Ruhumla yeniden barışmalıyım. Ancak bu şekilde aşağıya inebilmek için gerekli gücü kendimde bulabilirim. Cesaretin tükenmeye yüz tutmuş köklerini, çürümüş basamakları ve iniş yolunu aydınlatacak ışığı arıyorum. İçimde sanki yüz yıllardır uyuyan bir sessizlik var. Kendimden başka herkesi duyuyorum. Sahi benim sesim nasıldı? Onu hiç duyan olmuş muydu? Oluyor mu? Düzensiz kalp ritmlerimi, şarap yudumlarken belli belirsiz attığım kahkahaları, içimi burkan bir haber izlediğimde yanağıma düşen göz yaşlarımı duyan var mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Belki bir sessizlik melodisi ya da yanı başıma düşmüş bir fotoğrafın gölgesiyim. Esir olduğum, küle dönmüş şehirler hâlâ aynı boşlukta mı? Peki ya dün sabah var olduğunu sanıp sonra da yorgunluğuma vererek varlığını yok saydığım uzun, iri yarı gölge hâlâ orada mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bütün bu düşündüklerimi duyabilen bir zaman, uykusuz bedenler, sabahı aynı karışık duygularla karşılayan birileri var mı? Yoksa bütün her şey kocaman bir yanılgı perdesinin arkasında öylece duruyor mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Öyle zor ki, burada öylece, yapayalnız bir fanusun içindeymişçesine kendi hayatının bütün olası resimlerinin karşısında dikilip bir şeyleri çözmeye çalışmak... *Frisch'in dediği gibi: &lt;i&gt;&lt;b&gt;"İnsanın yaşayabileceği en yabancı şey, kendini dışarıdan seyretmek."&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&amp;nbsp;Dönüşümün kanatları yok! Uçmak isteseniz de sarı şehre ve onun gibilerine, olmuyor. Hiçbir şey için vakit yok derken, her şey olmaya çalışmak çok zor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;* Max Frisch Günlükler 1946-1949&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-515832309169458815?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/515832309169458815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/11/han-13.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/515832309169458815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/515832309169458815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/11/han-13.html' title='*Han (13)'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-420036561151765246</id><published>2011-11-11T19:16:00.001+02:00</published><updated>2011-11-11T21:34:59.805+02:00</updated><title type='text'>*Han(12) - İsyan ve Denge</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;Üniversiteden sonra Ankara bir yanıyla eski aşkların, anıların bellekte kazılmış anlarna yeniden dönmek gibiydi. İnsanı besleyen ve bir şekilde doyuma ulaştıran zamanlar geride kalmıştı. Ankara hiç değişmiyordu. Değişmeyecekti. Bir zamanlar gitmekten büyük keyif aldığım barlar, sokaklar ve bütün her şey üzerime üzerime geliyordu. İnsan en çok da böyle bir sıkışmışlık hissiyle karşı karşıya kalınca çıkmak için yol arıyordu. Özlem büyüyordu, onunla birlikte İstanbul ve sevdiğim adamla aramızdaki çıkmazlar da büyüyordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;Evdeki herkes uyanmıştı. O günlere dair en iyi hatırladığım şeylerden biri de evin değişmeyen kalkış sırasıdır. Babam uyanır, büyük ve gürültülü adımlarla önce banyoya girer, koridordan geçer ve kahvaltıyı hazırlamaya koyulurdu. Sonra sırasıyla annemi ve beni kaldırırdı. Tabii birkaç aydır babamı her haftasonu Ankara'da göremez olmuştuk. İş nedeniyle genellikle şehir dışındaydı. 'Büsbütün anneme benzemek nasıl olurdu?' sorusunun cevabını en çok bugünlerde aramıştım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;Aramızdaki en iyi denge uzaktaydı. Babam, her türlü iletişimimizin arasındaydı. Yaşım ilerledikçe (belki de algılarımın ve öz benliğimin daha fazla farkına varmaya başladıkça) annemin bana karışma yüzdesi de artıyordu. Bu da daha fazla tartışma, zıtlaşma e o hiçbir zaman katlanamadığım gürültü demekti. Ondaki cümlelerin şiddetini gördükçe içimde bastırılması güç, keskin sözler birikiyordu. Dokunması yeterliydi. Bazen tek bir cümlesi yüzlercesinden etkiliydi. Çünkü annem tam olarak nereye ulaştığını bilmediği yerlerden saldırırdı. Kuvvetliydi. Ezerdi. Ama ben hiç vazgeçmedim. Susmadım. Ezilsem de daima cevap verdim. Sadece onun yanımda olmadığı zamanlarda, odamda, yolda yürürken, işte yahut yatağa uzandığımda o acıları taşıdım. Ağlamaktan hiç korkmadım. Ağladıkça içimdeki zehirleri akıttım. O hiç bilmedi. Bense kimi zaman söylemeye çalışsam da bende açtığı boşlukları hiçbir zaman tam anlamıyla anlatamadım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;Bazı şeylerin kelimeleri yoktur. Göğüs kafesinin orada bir yerde bütün bu hayattan farklı, apayrı bir dünya vardır sanki, ve sen, &lt;em&gt;"acıyor"&lt;/em&gt; diye söylesen de paylaşsan da asıl duygunu hissettiremezsin. Sana aittir. Anahtarı sendedir. Ama bazen o anahtar hiçbir kapıyı açmaz. Elin titrer, ruhun kapanır, dil susar, deliğin yolunu bulamazsın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;Televizyonun sesine doğru gittim. Saat çoktan öğlen olmuştu. Kahvaltı bitmiş, babam mutfakta gazete okuyor, annemse salonda televizyon izliyordu. Birkaç parça peyniri ekmeğin içine koyup herikisine de tünaydın dedikten sonra balkona çıkıp oturdum. Soğuktu. Bir ara annemin: "Gece uyumuyorsun sabah da kalkmıyorsun. Ne biçim çocuksun sen." dediğini duysam da aldırmadım. Vereceğim herhangi bir cevap olası bir kavganın başlangıcı olacaktı. Susarsam geçiştiririm diye düşünüyordum ki annem aralıksız cümle kurmaya devam edip, beni zorla istemediğim bir diyalogun içine çekmek için elinden ne geldiyse yaptı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;Hemen yanı başımdaki plastik sandalyeyi tekmeledim. Hırsımı alamayıp iki elimle duvara yumruk attım. Dişlerimi sıktım. Saçlarımı sıkıca avuçladım. Ne yaptıysam ne kendimi ne de onu durduramadım. Elbette babam araya girdi. Hem beni hem de annemi sakinleştirmek için balkonla salon arasında mekik dokudu. Yatışmadım. Ben, hiçbir zaman, içimde birikenler yüzünden yatışamadım. Hâlâ en ufak bir kıvılcımda o tanıdık gürültüyü yaşarız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;İstanbul'a gitme düşüncem ani olmuştu. Sevdiğim adamla yaşadığımız aralıksız kavgalardan sonra onu ve aramızdaki ilişkiyi kaybetmemek adına birdenbire her şey hız kazanmıştı. Tek çocuktum ve ben yalnızca küçüklüğümden beri inandığım hayallerime tutunmuştum. Renkli kalemlerle çizdiğim çizgilerin, bazısına birkaç kelime de olsa not düştüğüm defterlerimin, kitaplarımın artık hiç oynamasam da kütüphanemin en üstünde duran oyuncaklarımın bana anlattığı hikâyelerdim. Yani en iyi dinleyicilerim ve en iyi konuşmacılarım...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;Bir kalemle nasıl konuşulur bilir misiniz? Yahut bir kalem nasıl konuşur? Ben o tek başına odalarda geçip giden her yalnız gecede, bunları öğrendim. Kurşun kalemin soylu telaşını, tükenmez kalemin gururlu tavrını, dolmakaleminse aristokrat duruşunu izledim. Bazen sessizce bazen de onlarla dolu dolu yaşayarak. Defterler arasında bile sınıf farklılığı olduğunu ve bir süre sonra her oyuncağın sevilemeyeceğini gördüm. Yattığım yerden, oturduğum koltuktan saatlerce onları dinledim. Onlarla olmayan ablam, abim gibi konuştum. O yüzden şimdi kime yalnızlıktan bahsetsem hiç kimse onların bildiklerinden fazla bir şey söylemez bana. Bilmezler çünkü. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;Birkaç saat sonra her şey normale dönmüş, akşam yemeği hazırlıkları başlamıştı. Sanki evin içindeki her şey susmuştu. Yavaşlatılmış bir filmin oyuncuları gibiydik. Annem salata yaparken marulları sanki birden fazla hamlelerle doğruyor, bıçak darbesini alan marullar yapraklarından kopmuyor, birkaç defa daha aynı sahnenin tekrarlanması sonucunda doğranıyorlardı. Ya da benim hayal gücüm şiddetli bir gerilimin sonrasında öyleymiş gibi algılamayı tercih ediyordu. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;İstemeden de olsa gidip anneme yardım ettim. Ben mutfaktan içeri girince evdeki her şey yeniden konuşmaya başladı. Film hızlandı. Salata bitti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;Babam o sırada çalışma odasındaki kitaplığının hemen yanı başında yeni okuyacağı kitabı seçmeye çalışıyordu. Salondaysa Ruhi Su'nun Mahsul Mahal'ı söyleyen o gür sesi yankılanıyordu. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;"Artar eksilmeyiz zindanlarda/Kolay değil derdin ucu derinde"&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-420036561151765246?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/420036561151765246/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/11/han12-isyan-ve-denge.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/420036561151765246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/420036561151765246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/11/han12-isyan-ve-denge.html' title='*Han(12) - İsyan ve Denge'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-7515993270901497262</id><published>2011-11-04T20:50:00.000+02:00</published><updated>2011-11-04T20:50:45.761+02:00</updated><title type='text'>*Han(11)</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Geceyi nasıl geçireceğimi hâlâ bilmiyorum. Bir daha asla içinde olamayacağım görüntüleri hatırlamak istemiyorum. Böyle zamanlarda birisi sanki elini kafatasımdan içeri sokmayı başarıyor ve ne var ne yoksa (kayıp bir eşyayı arar gibi) söküp söküp dışarıya fırlatıyor. Kopan parçalar canımı acıtıyor. Yeniden. Hemen, şu an olmuş gibi acıtıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Beş yaşında yokuş aşağıya kaçan misketlerimin peşinden koşarken dizlerimin üstüne kapaklanışım, Ankara'da bir apartman dairesinin dördüncü katında yapayalnız kalışım, ilk defa acil serviste asistan doktorların eline düşüp feryat figan çığlık kopartışım kadar içim, ruhum, hafızam, canım acıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bilmediğim kelimeleri öğrenmek istiyorum, bildiklerim beni hep unuttu. Geçmişin gölgeleri ekşimtrak bir tatta dilimin ucuna geliyor. Sonrası o hep bilinen mide bulantısı ve her şeyi kusma isteği... Bomboş kalana, ufacık izlerden kurtuluncaya kadar kusmak. Oysa ben çok kustum. Hiçbir faydası yok! Birkaç dakikalık ferahlık da gelip geçici; her şey ondan sonra başlıyor. Yenilerini, daha önce karşılaşmadığını sandıklarını sindirmeye çalışıyorsun. Bir müddet içeri gireni çıkanı takip etmiyor, tanıdıklar çıksa bile görmezden gelmeyi bir şekilde başarıyorsun. İçimizdeki büyük ses "Boşalan yerleri doldur!" derken, kayıtsız kalamıyorsun. Boşlukların neyle doldurulacağına karar vermediğinden etrafı tanımadık, yabancı bir sürü madde kaplıyor. Kapılarsa sonuna kadar açık. Peki ya şimdi kendini nasıl aklayacaksın?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Biraz uyusam.&amp;nbsp;Göz kapaklarımın altında kocaman bir orman saklıyorum. Kimsenin yeteri kadar girmekte cesaret edemeyeceği, ağaçlarla birbirine sıkıca kenetlenmiş küçücük, dar yolları olan bir orman. Yollar o kadar küçük ki yanyana yürümek imkânsız. Gece, gündüz, uykulu, uykusuz, dalgın, dikkatli, sesli, sessiz bedenimin ve ruhumun görebileceği her şekilde yürüyorum. &lt;b&gt;&lt;i&gt;Sevmediğin gibi yürüyorum&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;; sevdiğim gibi söylüyorum. Buraya kadar kusursuz. Bir tek, çocukluğumun haritadaki yerini bulamıyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Öğrendiklerimi unutacağım. Yeniden yazabilmek için beni öldüren her bir düşünceyi temizleyeceğim. Bir süre, değişmezmiş gibi görünen bu düzen beni çırılçıplak bırakacak. Yaralarımı herkes görecek. Her şey sırasını bekler. Sırayla olmalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yaşamayı sindirmeye çalışıyorum. Çözümsüz görünen her şeyi, bu zoraki karanlığın hemen altında yeniden çiziyorum. Sabaha az kaldı. Gece, ardarda eklenen vagonlarıyla upuzun bir tren gibiydi. Her geçitte bir tane daha eklendi. İstasyonlar birleşti. Tren hiç durmadı. Sarı şehir konuşuyordu. Durmaksızın içinden mırıldanıyordu. Yavaş yavaş ve bir korkunun kendi kendini boğan boşluğuna tutunarak, içine sızdım.&amp;nbsp;Kelime oyunları yoktu. Durmaya, direnmeye, kaçmaya ve pazarlık etmeye hali kalmamıştı. Tuttum onu. Kollarından. Kolları bir akşam vakti sessizce gömülmeyi bekleyen yorgun bir beden gibi kendini bana bıraktı. Sarstım. Yılların verdiği beklemişlikle, bir başına, kan ter içinde çıkış yolu aradığım sokaklarda parmak uçlarıma kadar varlığını hissettiğim kuvvetle... Doğruldu. Gözlerime baktı mı bilmiyorum.&amp;nbsp;Neyi kurmaya çalıştığımızı konuşmasak da biliyorduk.&amp;nbsp;Aldım onu ve yine oraya bıraktım. Hiçbir şeye hazırlıklı değildik. Henüz değildik. Böyle bir şey. Biraz sessiz, biraz pusuda biraz da çıplaktık.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Şimdi, bu handa, bilmediğim kelimelerle onu bekliyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Neredeyse sabah olacak.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-7515993270901497262?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/7515993270901497262/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/11/han11.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/7515993270901497262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/7515993270901497262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/11/han11.html' title='*Han(11)'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-6444110039031217990</id><published>2011-10-23T01:49:00.001+03:00</published><updated>2011-10-23T01:50:55.882+03:00</updated><title type='text'>*Han(10)</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Burada geceler uzun olur. Bitmek bilmeyen zaman, sen hızla geçip gidiyordur diye sanırken aniden durur. Hatırlıyorum, yıllar önce yine bir maceranın peşisıra kalkıp da gelmiştim. Çok oldu. Karayoluyla tam altı şehir geçmiş, henüz ayakları yere basmayan bir heyecanla otobüsten inmiştim. Kendi sözcüklerimle gelin güvey olduğumu daha sokağın başından dönmeden, apartman kapısının önünde üzerindeki yeşil süveterden tanıdığım Hasan'ın benden başka birinin hayali olduğunu gördüğümde anladım. Hepi topu yarım saatin içinde olmuştu her şey. Apar topar yola çıktığım için valiz bile almamıştım. Otobüsten iner inmez karşıma çıkan ilk taksiciye Canalır Caddesi'ni sormuş, aslında iki adımlık yer olduğunu ama şimdi, bu geç vakitte, o mesafeyi yürümenin doğru olmayacağını öğrenmiştim. Neyseki taksiciye şehrin yabancısıyım deyince zaten eve gidiş yolunun üzerinde olan caddeye beni bırakabileceğini söyledi. Gerçekten de yakındı. Belki de başka bir taksiye binsem, adresi söylesem beni bindiğim gibi geri indirirdi. Çünkü taksiye binmemle inmem bir olmuştu.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Taksici beni, Hasan'ın gönderdiği fotoğraflardan bellediğim evinin kesiştiği Verilmez Sokağı'nın başında bırakıverdi. Zaten ne olduysa taksinin patlayan egzozunun sesi iyice uzaklaştıktan sonra oldu. Sokağın tabelasına her zamanki gibi işimi sağlama alma iç güdüsüyle yeniden bakıp yanlış yer olmasın diye birkez daha kontrol ettim. Oysa tanıyordum. Kaç defa o fotoğrafları incelemiştim. Belli belirsiz pencere çerçevelerinden sızıp içeri kadar girmiştim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Elimdeki küçük, orta sayfaları iplerinden kopmuş not defterimdeki adreste tamı tamına şöyle yazıyordu: "Canalır Caddesi, Verilmez Sok. Kaya Apt. No:313/13&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Cadde, sokak tamamdı. Doğru yerdeydim. Ellerimle saçlarıma çekidüzen vererek sokağa doğru dönüyordum ki onları gördüm. İşaret parmaklarından tutuşmuşlardı. Sol ayağımın parmak ucunda kalakaldım. Ne adımımı tamamlayabildim ne de yere basabildim. Sokak lâmbası söndü. Doğulu bir rüzgâr elimdeki not defterinin zorla gövdesine tutunmuş yapraklarını savurdu gitti. İçeride kocaman bir beyazlık kaldı. Adresin yazılı olduğu sayfa, birkaç metre ötedeki mazgallardan birinin deliklerine takılıp kaldı. Kopan sayfaların cansız yapraklarından rüzgâr estikçe çıkan huzursuz ve uzun uğultulu sese dalıp gittim. Hasan uzun bir süre kıpırdamadı. Kızın sesi çıkmıyordu. Benimse bütün heyecanım donmuştu. Sanki adresi baştan belli bir yazgının karşılığı bendim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bazı şeyleri sonradan fark ediyor insan. Gözünüzün önünden gelip geçiyor. En küçük izlere bile anlam yükleyişimin başlangıcı da o güne denk düşer.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;"Bir şeylerin oluşundan sebeplerin sesini duyarsın."&lt;/i&gt; derdi babaannem. Yıllar sonra ne anlama geldiğini daha iyi anlayabiliyorum. Burası uzun hikâye. Belki sarı şehre varmadan hikâyenin hiç aklımda olmayan bu kısmını anlatırım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;O gece bitmek bilmedi. Hasan kancayı kopardı ve gitti. Diğerini görmedim. Ya da görmeyi istemedim. Bir süre, hemen başımın üzerindeki sokak tabelasına sonra da karşı kaldırımdaki ondan daha büyükçe cadde adının yazılı olduğu tabelaya bakıp taksicinin beni getirdiği yöne doğru yürümeye başladım. Otobüs terminaline kadar bir hava boşluğunda yolculuk ettim. Bir saat içinde otobüsten inmiş şimdiyse yine aynı saat içinde otobüse binmek için kalkış saatinin dolmasını bekliyordum. İçimde yerleşen duygununsa bir zamanı yoktu. Yalnızca hiç ilerlemediğini hissettiğim bir gecenin tam ortasındaydım. Olaylar hızlı zamansa yavaştı. Birbirine zıt bir denklemin, eşitliğin hangi tarafında durduğumu anlamakta zorlandığım bir şaşkınlığın, her iki tarafından da sıkıca kapatılmış parantez içi gibiydim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;O şehri hiç göremedim. Şimdi burada oturmuş içten içe onu gözetliyorum. Yenildiğim topraklara yeniden geldim. Ve hâlâ geceleri eskisi gibi uzun. Her şey olup biter ama burada gece bir türlü geçmek bilmez. Belki de geçmeyen duyguların uçsuz bucaksız bağlantılarının yol açtığı düşüncelerdir. Tek bir andan yola çıkıp birçok kola, mekâna, kişiye, şehre bağlanan kılcal damarlarıdır. Tıpkı şimdi olduğu gibi!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-6444110039031217990?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/6444110039031217990/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/10/han10.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/6444110039031217990'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/6444110039031217990'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/10/han10.html' title='*Han(10)'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-5313416653970876067</id><published>2011-10-19T01:05:00.000+03:00</published><updated>2011-10-19T01:37:16.329+03:00</updated><title type='text'>*Han(9) - Benzerlik Endişeleri</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Üstüm açık yığılıp kalmışım. Gün ışığının puslu havalarda insanı yoran bir havası var. Kar yağmaya devam ediyordu. Gözlerimse ağır ağır dış dünyanın izlerine çarpıyor, içimdeki geçitlerin sürekliliği yoruyordu. Sanki bitmez tükenmez bir merdivenin basamaklarını döne döne çıkıyordum. Metal soğukluğu avuç içlerimi her basamakta biraz daha acıtıyor, sızıyla karışık yakıyordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kitaplığım, hiçbirine düzenli notlar almadığım ama bir yenisini almaktan da asla geri durmadığım not defterlerim yığınlar halinde yerde toplanmayı bekliyordu. Bir yolculuğun en sıkıntılı zamanları, yanına ne alacağına bir türlü karar veremediğin anları olmalıydı. Belki de her şeyden bir parça götürmek en iyisiydi. Ama bu defa da yoklukları hatırlandıkça üzeceğini bildiğim, beni anlatan, yerine göre çoğaltan onca şey, uzak bir şehirde beni eksiltebilirdi. Soğukkanlı olmalıydım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Karda debelenen bir arabanın rahatsız eden motor sesi sayesinde, bakışlarımı derinleştirdiğim yerden kurtarmayı başarmıştım. Bir süredir böyle uzun uzun sabit şekilde duruyor, gördüklerimden çok daha uzak yerlerin yollarında buluyordum kendimi. İşin içinden çıkamayınca da geri dönüyordum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Birkez daha Ankara'nın karla bile renklenmeyen havasına baktım. Hayat, hiçbir zaman buradan baktığım pencereler kadar dar, sığ ve sınırlı olmamıştı. Ama bu şehir ve bu şehre ait olan her şey gün geçtikçe beni kendi içine katlıyordu. Parmaklarımı büküyor, kollarımı bedenime sarıyor, başımı göğüs kafesimle beraber bağlıyordu. Ankara, deli gömleğinden farksızdı. Bu şehri, bu karanlık düşünceleri ve anıların huzursuzluğunu toparlayıp bir kenara yığıp çekip gitmek tek kurtuluş yoluydu. Gün gelecek ve ben hafızamı bir daha hiçbir şekilde toparlayamayacak şekilde geride bırakacaktım. Ama zaman, o bilinmeyen tansık elbette canımı sıkıyordu ve can sıkıntısı soğuktu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Annem herhalde uyanmıştı. Televizyonun giderek yükselen sesini duyabiliyordum. Emekliliğinden bu yana, evin içerisinde durmaksızın bir şeylerle uğraşıyordu. Bazı zamanlar o fark etmeden onu izliyordum. İleride, yaşlanacağım zaman gerçekleşecek o mutlak benzerliğin izlerini arardım. 'Büsbütün ona benzemek nasıl olurdu kim bilir' diye düşünür, sonra var gücümle bu hissiyattan uzaklaşırdım. Bazı şeyleri ifade etmek güçtü. Hele de kendinden çok uzak bir bakış açısının, zaman içerisinde yol aldıkça daha da öz benliğine yaklaştığını görüp, umursamazlığa bürünmeye çalışmanın işe yaramayacağını anlamak kadar güçtü!&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bir zamanlar sukûnetle annemin içinde yaşadığımı bilmek duygusu tuhaftı. Hüzünlüydü. Karmakarışıktı. Belki de bugün bile rüyalarımın bu denli taşkın olması, kendimi çoğu zaman nereden çıktığı belli olmayan mekânlarda bulma çabam, hep o zorunlu bekleyiştendi.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-5313416653970876067?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/5313416653970876067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/10/han9-benzerlik-endiseleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/5313416653970876067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/5313416653970876067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/10/han9-benzerlik-endiseleri.html' title='*Han(9) - Benzerlik Endişeleri'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-4184647696001006037</id><published>2011-10-13T21:22:00.004+03:00</published><updated>2011-10-13T21:22:56.837+03:00</updated><title type='text'>*Han(8)</title><content type='html'>Uykusuzluk iyiden iyiye başkaldırmaya başladı. Bir süre daha beni rahat bırakmayacağını biliyorum. Her şey istenileni verene kadar. Sonra arasan da bulamazsın. Yanılgıya düşüyorum. Böyle anlarda içimdeki çığlığın sesi gittikçe azalmaya, yapmamam gerekenleri yapmaya zorluyor. İçten içe süren büyük ve gösterişli bir kavganın ortasındayım.&lt;br /&gt;Uzaklardan geçen trenin raylarda bıraktığı gıcırtılı sesler, yıllar öncesinin zorunlu yolculuklarına götürüyor. Bozkırın çıplak neşesi sönüyor. Avuçlarımın arasına kıvrılıp yatan yaprak damarlarında biriktirdiği yorgunluğa aldırmadan&amp;nbsp;geldiği yere geri dönüyor. Belki birgün sarı şehri gerçekten merak eder. O zaman ben de ona verdiğim sözü yerine getirebilir ve bu hikâyeyi anlatabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeye yeniden başlamanın tedirginliği, sıkıntılarımı ve tükenişimi her defasında daha kuvvetli hatırlatıyor. Sığındığım kitaplar yanımda yok. Varsa yoksa hemen sağ tarafımda koca bir tarih bilgisi gibi duran Han ve onun boş duvarları; koridorlarında, odalarında kimlerden kaldığını bilmediğim ayak sesleri var. Sanki kendi mirasını açık açık anlatıyor. Heybeti buradan.&lt;br /&gt;Uyuduğumu düşünürsem belki işe yarar. Nasıl olsa yoktan var etmeyi, olmazları oldurmayı her zaman başarabildim. Bu yüzden de burada değil miyim? Yeni bir kitabın olası sayfalarını yazmıyor muyum?&lt;br /&gt;Kendi zoruma dayanmalıyım. En zoruna.&lt;br /&gt;Bugüne kadar hep başkalarının 'zoruyla' yaşamadım mı? Boyun eğdiğim onların yasaları değil miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, eskittiğim şehirlerden kilometrelerce uzaktayım. Geniş caddeler boyunca bütün gürültüleri birbirine değen, hiçbir şeyi umursamayan ama bu meramda kendisine toz bile kondurmayan yüzlere sesim değmiyor. Onlara yetişmek gibi bir kaygım da yok. Bir tek çocukluğumun anımsamalarda bile yeri kalmamış o günlerini özlüyorum. Çevredeki tüm seslere kulak kesilişim, zor olsa da aralarından ayıklamaya çalıştıklarım hep o bilinmezliğe denk düşüyor. Tozlu raflar arasında sıkışıp kalan, rengi solan, gelinlik giyen ilk bebeğim bile çoktan gözlerini bana kapatmış. Annemi zor da olsa anlamaya başlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-4184647696001006037?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/4184647696001006037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/10/han8.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/4184647696001006037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/4184647696001006037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/10/han8.html' title='*Han(8)'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-3241304525564978465</id><published>2011-10-08T02:21:00.001+03:00</published><updated>2011-10-08T02:21:44.621+03:00</updated><title type='text'>*Han(7)</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Melodi devam ediyor. Garip bir rahatlık duyuyorum. Sanki bütün yaşama arzumu, beni kendi sözcüklerimin peşine düşüren bütün o yitik duygularımı bu rahatlık içinde daha kolay bulabilirim. Hiçbir zaman yeterince yalnız olamayacağım. Yakınmıyorum. Yalnızca içimde kendisine yer bulan bazı anıların tanıklıklarına ihtiyacım var. Tam bir şeyin peşine takılmışken birdenbire değişen görüntüler kafamı allak bullak ediyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kimi zaman göz kapaklarımın altında akıp giden görüntülerin hızına yetişemiyorum. Bir yerde uzun uzun kalamıyorum. Yaşlar, mekânlar ve insanlararası geçişler olması gerektiğinden çok hızlı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Sesler uğultularla duyuluyor. Hiçbir cümle, yan yana geldiğinde anlamlı bir bütün oluşturmuyor. Parçalardan bir şeylere ulaşmayı denesem de yapamıyorum. Sanki bütün yaşadıklarım bir kasetçaların belirsiz sürelerde basılan ileri geri düğmesinin ellerinde takılı kaldı. Umutsuzluğa düşüyorum. Oysa ne kadar çok dinlemiştim. Aralarında aralıksız konuşanlar vardı. Daha önce herhangi bir yerde görmediğim yüzler de bir şeyler söylemişti. Onca duygu, onca karmaşa nereye kaybolup gitmişti? İhtiyacım olmadığı zamanlarda yakalandığım 'hatırlama' hastalığının izlerine asıl şimdi yakalanmalıydım. İnsan neden canı istediğinde bütün bunlara ulaşamıyordu ki?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Hepimizin kendine özgü kayıt cihazları vardı ve hepsi de bir diğerinin aynısı olamayacak kadar çetrefilli işliyordu. Kayıtlar daha ilk anda, doğarken başlıyordu. Gözün alışkın olduğu tuhaf karanlık, dünyaya geldikten sonra bir süre daha devam ediyordu. Sonra yavaş yavaş algının yüküyle tanışıyorduk. Üstelik, tek başına ve olan bitenden habersiz. Belki de çoğumuzun anılarında eksik birer sayfa gibi bomboş kalan o birkaç yıl, bugün bile hâlâ dolduramadığımız boşlukların nedenidir. Kim bilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ağzım kurudu. Havada keskin bir yağmur kokusu. Az önce çatlayan gökyüzünün bu masaya konuk olması neredeyse an meselesi. Birkaç saat önce rüzgârın yerden kaldırdığı toz bulutları toprağa geri dönmüş olmalı. Bacaklarımdaki sızı yerini, hareketsizlikten olsa gerek, ayak tabanlarımda ufak karıncalanmalara bıraktı. Sarı şehre doğru yürüsem her şey düzelir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Farkındayım, orası eskisi kadar yakın değil. Çok uzakta duruyor. Yine de geri kalan hayatımın herhangi bir gününde oraya gideceğimi ve oluşmuş bütün algılarımı değiştirebileceğimi biliyorum. İnsanlarını, bana ve hiç kimseye &lt;i&gt;ait olmayan (ç&lt;/i&gt;ünkü aitlik de en az beklentiler kadar saplantılarımızı körükleyip modern zindanlarımızın kapılarını aralıyor.)&lt;i&gt;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;o öykülerin sahiplerini ölesiye merak ediyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Aynılık&lt;/i&gt; çemberinin halkasından kurtulacağım gün geldiğinde hepsini tanıyabilirim. Tek tek gözlerine bakıp bana sarı şehri anlatmalarını isteyebilirim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-3241304525564978465?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/3241304525564978465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/10/han7.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/3241304525564978465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/3241304525564978465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/10/han7.html' title='*Han(7)'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-8499339001234455769</id><published>2011-10-01T16:23:00.001+03:00</published><updated>2011-10-01T16:31:52.147+03:00</updated><title type='text'>*Han(6) - Yol Haritası</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Aralıktı. Soğuktu. Kar, Ankara'nın bu en dik tepelerinden birinde aman vermeden yağmaya devam ediyordu. Rüzgârla karışıp giderek kuvvetlenen kar tanelerine baktıkça üşüyordum. Yapmam gereken hazırlıkların "acele etmelisin" diyen soluğunu hissediyordum. Öyle çok şey vardı ki! Hangi sırayı takip edecek, nasıl bir yoldan gidecektim? Henüz bilmiyordum ama yol için hazırdım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Aşıklar Tepesi bomboştu. Hava soğudukça ve kış iyiden iyiye çetin bir hal aldıkça üç mevsim hareketli olan tepe, karanlığa ve yalnızlığa teslim olmuştu. Sokak lambalarının titrek ışıklarının aydınlattığı çöp tenekelerinin etrafında dolaşan birkaç köpekten başka ortalıkta göze çarpan bir canlılık yoktu. Yatağın kenarına kıvrılmış bedenime baktım. Tıpkı düşüncelerim gibi o da sıkışıp kalmıştı. Kapının altından sızan ışığı fark ettim. Babam çalışma odasında her zamanki gibi gazete küpürlerinden toparladığı dosyayla uğraşıyor olmalıydı. Bu demekti ki sabahleyin annemin en okkalı cümlelerine maruz kalacaktı. Benim favorim kesinlikle: "&lt;i&gt;Bıktım artık sizin püşürüklerinizi toplamaktan'dı."&lt;/i&gt; Biz, yani babamla ben püşürük sahibi insanlardık. Ne onun odasından ne de benimkinden kâğıt, kalem, defter ve kitap yığınları eksik olurdu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Gece hiç uyumadan yattım. İstanbul sancısı yoğun bir şekilde dayanma sınırlarımı sabaha kadar zorlamıştı. Oraya gitmek ve mümkün olan en kısa zamana ulaşabilmek için zorunluluklar cetvelinde yapılacak çok şey vardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Gözlerimi kapattım. Eski bir oyunun izlerini yeniden hatırlamışçasına, sakin ve huzurlu, görüntülerin içinden geçtim. Galata'nın dar sokaklarında yürüdüm. Parmak uçlarımı sürte sürte yıllanmış duvarların kalbine dokundum. Kalabalığı dinledim. Oradan oraya hızla ilerleyen insanların yaşamlarını bir omuz mesafesinde izledim. Denizi kokladım. Boğazın gürültülü sularına ayaklarımı soktum. Günlerdir devam eden baş ağrısıyla işte o gün burada vedalaştım.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-8499339001234455769?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/8499339001234455769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/10/han6-yol-haritas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/8499339001234455769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/8499339001234455769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/10/han6-yol-haritas.html' title='*Han(6) - Yol Haritası'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-5516781382612089213</id><published>2011-09-26T02:26:00.002+03:00</published><updated>2011-09-26T02:26:18.221+03:00</updated><title type='text'>*Han(5)</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Küçük, soluk renkli, kırılgan bir yaprak tam da ellerimin birbirine kavuştuğu yerde öylece duruyor. Arada sırada belki rüzgârın da etkisiyle konuşur gibi bir yanını havaya kaldırıp indiriyor. Nefes alıyor. Belli, o da benim gibi çok uzak yollardan sonra buraya gelmiş. Ne de olsa benzer taraflar yakınlaştırır. Bana ne fizikten!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bu han içerisinde oradan oraya savruluyor olmalı. Gidecek yeri mi var?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Az önce neredeydin? Hangi kuytu köşede, ufalanmış, toz toprağa karışmış taşların arasında derdini anlatıyor, &amp;nbsp;"buradayım" diyordun. Belki de hiç saklanmadın. Göz önündeydin. Yine de bilirsin, dokunmadan göze de değmez bazı şeyler. Anlarım. Uzun uzun soluklan. Nasılsa vakit var. Sarı şehrin şu geniş, uçsuz bucaksız görüntüsüne yasla sırtını; gecenin uzantısında birlikte yol alırız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bu hanın tek müşterisi benim. Bu masada oturuyorum. Henüz hiç uyumadım. Burada uyku yok, ışıklar hep kapalı. Garip değil! Böyle olmasını ben istedim. Göz kapaklarım hem geçmişte hem de gelecekte. Ama aslında tek bir yerde öylece kapanmış duruyor. Seni görmüyorum ama ellerime değdiğin anda senin geldiğini biliyordum. Kime karşılık?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Şimdi avuçlarımın arasında biraz bekle, uzaklara gitmem gerekiyor. Daha da uzağa. Duygularımın kıskacından kurtulmayı başarabilirsem sana da anlatırım. Ama önce içimdekileri kelimelere dönüştürebilmek için harflerden başlamalı, onları yeniden biraraya getirmeliyim. Hava, gece ilerledikçe soğumaya başladı. Üşürsen hışırda, duyarım sesini. Evet, tek başına uğultulu bir rüzgârın içinde kendi sesini duyurmak, dediğin gibi, hiç kolay değil. Başka sesler de var. Duyarsan korkma.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Acaba ilk can suyunu kimden aldın, hatırlıyor musun?&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-5516781382612089213?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/5516781382612089213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/09/han5.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/5516781382612089213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/5516781382612089213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/09/han5.html' title='*Han(5)'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-4728062412307240878</id><published>2011-09-21T01:40:00.001+03:00</published><updated>2011-09-21T01:45:13.367+03:00</updated><title type='text'>*Han(4)</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Gece oluyor. Siyaha dönmüş bir gökyüzünün altındayım. Yorgunluğumu, kafamın içinden geçen melodinin dingin okşayışına bırakıyorum. Bob Dylan'la geçen uykusuz zamanlarımda cd'nin One More Cup Of Coffee'nin olduğu yerde takılıp aynı cümleyi defalarca dinlemek zorunda kalmama rağmen, yenisini almamaktaki ısrarcılığımı anımsıyorum. Bu gece beni gülümseten tek şey bu. Ama sonra bunu düşünmemeye karar veriyor ve aynı şarkıyı kaldığım yerden dinlemeye devam ediyorum. Belki de geçmişi sıkıca göz kapaklarımın altında yeniden izliyorum. Acaba diyorum, acaba sarı şehir de benim gibi dinliyor mudur? Gözlerimi öylesine kuvvetli bastırıyorum ki sanki kirpiklerim elmacık kemiklerime değecek gibi oluyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bir süre sonra hava iyiden iyiye soğuyacak. Herkes kalktı. Kimi mutlu, kimi aç, kimi meraklı... Kimse kalmadı. Bir zamanlar özlem duyduğum herkes, hiç bilmediğim istasyonlara doğru yola koyuldular. Sürekli bir tren düdüğünün sesiyle yaşamak olmasaydı, neler değişebilirdi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bugün, beklenmedik bir yalnızlığın ortasında, bu tahta masada, içimden geçip giden seslerle kalabalığım. Hiç kimse uyumuyor. Bütün bunlarla nasıl baş edeceğim? İnsan en çok kendi içine doğru gittiğini zannederken yolu şaşırıyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-4728062412307240878?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/4728062412307240878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/09/han4.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/4728062412307240878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/4728062412307240878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/09/han4.html' title='*Han(4)'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-2996693911387472521</id><published>2011-09-18T03:44:00.001+03:00</published><updated>2011-09-18T04:09:48.397+03:00</updated><title type='text'>*Han(3) - Ben Nerede Başlıyordum</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Her evin kendine ait kuralları olurdu. Bizim evin kuralları da benim tek çocuk olmamla başlıyordu. Yani, her türlü duyguyla iki kat mücadele etmem gerekiyordu. Attığım her adımın, yapacağım her işin sonrasının doz aşımına uğratılacak bir karşılığı mutlaka vardı. Hep daha fazla merak edildim. Sorguya çekildim. İzlendim. Dinlendim. Arandım. Her şey 'fazlaydı'. İstanbul'a gitme kararımı açıkladığımda da hiçbir şeyin sakin ve sessiz olmayacağını, tam da bu sebeplerden dolayı çok iyi anlamıştım. Kolay olmayacaktı. Kendimden başka ikna etmem, hatta belki de savaşmam gereken iki kişi daha vardı. Ama her ne olursa olsun o merdivenleri çıkmaya kararlıydım. Bir yerden başlamalıydım. Üstelik seviyordum ve eğer benlik biriyle, bir şehirle kendisini özdeşleştirmişse, ne yapar eder yol çizgilerini önüne katıp, mutlaka yola çıkardı. Ben de ilk olarak büyük lacivert valizi elbise dolabının üzerinden yere indirerek bu yolculuğu başlatmaya karar verdim.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp;Her gün, kıyafetlerimden birini valize yerleştiriyordum. Ankara'nın kuru havasında, bu yavan şehirde yaşamayacaktım. Artık kendi dünyamın yıllardır tükenmek bilmeyen beklentisine ortak olmanın zamanı gelmişti.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-2996693911387472521?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/2996693911387472521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/09/han3-ben-nerede-baslyordum.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/2996693911387472521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/2996693911387472521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/09/han3-ben-nerede-baslyordum.html' title='*Han(3) - Ben Nerede Başlıyordum'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-4366022980452059918</id><published>2011-09-15T02:08:00.001+03:00</published><updated>2011-09-15T02:10:43.930+03:00</updated><title type='text'>*Han(2)</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Her ayrılığın unutulması güç bir başlangıcı ve ondan sıyrılma çabalarının kolay geçmediği zamanları var. Bazı şeylerin uzak bir anlama bürünmesi ya da uykunun zorunluluktan çıkıp uykusuzluğu daha iyi tanıdığı saatlerde, derin bir sessizliğin etrafı kolaçan etmesi gibi... Daha herhangi bir içeceğin ilk yudumuna kavuşmadan, tek başınalık, gelip yanı başınıza kurulur. Yaşam böyledir. Bir sabah pencereden bakar gibi geçip gider önünüzden bir şeyler. Şehrin geri kalanı için endişeleniyorken birdenbire büyük kelimelerle büyük cümleler içinizden taşmaya başlar. Hiçbir şey ile her şey arasında oyalanır, en fazla tebdil-i mekânın rahatlığına aldanırsınız. Nasılsa bu ilk aldanışınız değildir ve asla son olmayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bir süre bu handa aynı aldanışları yaşayacağım. Duvarlar arasında kendi sesimi duyana dek gözlerimi kapatacak ve hikâyemin kahramanıyla yeniden karşılaşmaya cesaret edebileceğim ana kadar da bu oyunu sürdürmeye devam edeceğim.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-4366022980452059918?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/4366022980452059918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/09/han2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/4366022980452059918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/4366022980452059918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/09/han2.html' title='*Han(2)'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-6440087076259316314</id><published>2011-09-14T00:26:00.002+03:00</published><updated>2011-09-14T00:34:38.487+03:00</updated><title type='text'>*Han(1)</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Rüzgâr başlıyor. Küçük toz bulutu arkamdan dolanarak bacaklarıma dokunup kaçıyor. Hafif bir sızı bırakıyor geride. Ayakkabılarımın içinde ufalanmış bir dünya, tabanlarıma batıyor. İçimdekileri atlatabilirsem her şeyin yoluna gireceğini biliyorum. Oysa çoktan akşam oldu. Az önce göz kapaklarımın altından sızan son güneş ışıkları sarı şehrin dağlarının ardından yitip gitti. Seslerse hâlâ buralarda. Sanki etrafımda koca bir çember var ve onlar, tanımadığım insanlar, hanın gerçek sahipleri hikâyelerini anlatmaya devam ediyorlar. Karşımdaki masadan bir çıtırtı duyuyorum. Sandalyenin anlık sızlanışı. Ellerimle gözlerimi daha da sıkı kapatıyorum. Hanın boş olduğu aklıma geliyor, rahatlıyorum.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-6440087076259316314?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/6440087076259316314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/09/han1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/6440087076259316314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/6440087076259316314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/09/han1.html' title='*Han(1)'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-5780091270710159382</id><published>2011-09-09T00:06:00.002+03:00</published><updated>2011-09-09T15:53:45.595+03:00</updated><title type='text'>*Han</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Bir han içindekonaklıyorum. Duvarların ortak bir dili var. Aralıksız sesler duyuyorum. Kavgalar, sevinçler, bağrışmalar sanki her şey iç içe girmişçesine duvarlardan süzülüyor. Hanlar, kapısı kırılmış duyguların uğrak yeri gibi.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Gelip geçenler, kısacık molada demli bir çay tadında sohbet edenler, uzun uzun soluklananlar; hepsinin akıllarından geçen bütün kelimeler etrafa saçılmış. Soluk güneş ışınları omuzumu yakıyor. Sarı kentin uzaklardan, çok uzaklardan akşamüstüne gölgesi düşüyor. Gözlerimi kapatıyorum. Han bomboş. Saat akşam. Uzun, iri yarı bir gölge, gözlerimden içeri doluyor. Yorgunluktandır deyip, aldırmıyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-5780091270710159382?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/5780091270710159382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/09/han.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/5780091270710159382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/5780091270710159382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/09/han.html' title='*Han'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-5275724813766835343</id><published>2011-09-05T01:50:00.000+03:00</published><updated>2011-09-05T01:50:24.894+03:00</updated><title type='text'>"Ürkek Bir Gülümseme ve Özgürlük Molası"</title><content type='html'>Haliç ışıl ışıl. Geçenlerde aklıma bir şarkı düşmüştü. Türkçe sözlerinden birini yazmak istedim. Sonra nedense vazgeçtim. Şimdiyse hiç beklemediğim bir yerden onu duydum. O andan beridir içimde bir karıncalanma, durduramadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;An geçer. An içinde yıllar boyunca sakladıklarınızsa geçmez. Hain bir kelime, takıntılı bir tavır gibi içinize oturur. Bazen bir isim, bazen yaşanan birkaç sınırlı zaman. Alır ve özenle saklarsınız. Bir terzi nasıl ince ince dikerse elindeki kumaşı, siz de hiçbir eksik yan bırakmadan ama çokça eksilerek kendi vitrininize, aklınıza dikersiniz. Belli bir süre sonra o dikişler atmaya başlar. Her ne kadar korumak için gözünüz gibi baksanız da gün gelir bir daha giymeyi istemeyeceğiniz bir hale gelir. Üzerinize yakıştığını düşündüğünüz, her defasında büyük bir merakla yeniden giyinmeyi düşündüğünüz kumaş artık giyemeyeceğiniz kadar kendisini unutturmaya başlar. Eğer iyi bir biriktiriciyseniz, "bir daha" hayatınızda olmayacağını bile bile alır onu elbise dolabının, yani kalbinizin, en özenli yerine yerleştiriverirsiniz. Bir zamanlar dışınızı güldüren, gök/yüzünüze güneş ışıklarını yerleştiren, hatta çoğu zaman yürüyüşünüzün şeklini değiştiren elbise yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gözlerime bak" der şarkıda, bakamazsınız. Fazladır. Daha fazladır. Kendi sesinizle dinlersiniz. Bir battaniye gibi örtersiniz müziği içinizdeki çıplaklığa. Müzik kuşatır. Susmaz. Kapatsanız da o melodi döner dolanır. Ritm hızlanır. Sözler anlatır. Duymasanız da bilirsiniz. Çünkü daha birkaç gün önce o sözlerin üzerinden defalarca geçmiş, bir cümleyi aklınıza keskin bir bıçak izi gibi kazımışsınızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan öte bir şey söylememin yararı yok. Sıktıkça sıkıyor. Bir bunaltı takip ettikçe çoğalan.&amp;nbsp;Bu beklenmedik karşılaşmanın yüzümde bıraktığı ürkek gülümsemenin şahidi&amp;nbsp;sadece benim. Şimdi gece sakin sakin teslim olmakta zamana. Olaylar oldukça uzakta kaldı. Benim de bir özgürlük molasına ihtiyacım var öyle değil mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umursamamak da değil bunun adı belki ama çok sıkıldım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-5275724813766835343?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/5275724813766835343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/09/urkek-bir-gulumseme-ve-ozgurluk-molas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/5275724813766835343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/5275724813766835343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/09/urkek-bir-gulumseme-ve-ozgurluk-molas.html' title='&quot;Ürkek Bir Gülümseme ve Özgürlük Molası&quot;'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-6980310137661576750</id><published>2011-09-02T21:49:00.000+03:00</published><updated>2011-09-02T21:49:40.731+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bülent Ortaçgil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Turgut Uyar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ezginin Günlüğü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eylül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='egoist okur'/><title type='text'>Eylül</title><content type='html'>Yazmasam olmaz, &lt;b&gt;Eylül&lt;/b&gt; gelmiş. Bir büyük bahar coşkusu içimde, yalnız salına salına ve öylesine sakin. Kaldırımlardan yürüdüm bütün gün, caddeye inmeden. Kulaklarımda Ezginin Günlüğü'nün 'Dargın Mıyız' albümü. Bazen hiç beklemediğiniz bir sesle uzaklaşır gidersiniz şehrin kalabalığından. Ama kendi içinizdeki kalabalık, işte o, daima oradadır. Baksanız da bakmasanız da oraya, hep elleri açık bekler. Neyi kabul ederseniz iyi-kötü fark etmez, habersiz tavırlarınıza aldırmaz, kucak açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seneye sığdırmaya çalıştığım, kuşandığım birkaç düşünce var. Böyle hayaller büyütüyoruz ya, işte onların samimi yol arkadaşlığıdır, sevgisidir bütün bu yolculukların devamlılığını sağlayan. Meselâ köşe yazarlığı yapmayı istiyorum. Arkadaş sohbetlerinde, bazen gelen yorumların etkisinde "neden olmasın? dedim kendi kendime. Bir de bir şey daha var ki aklıma yatan, olması için çaba sarf etmem gereken onun için de en kısa zamanda harekete geçmeyi planlıyorum. İnsan isteklerine, çalışmayı en çok sevdiği alanda kavuşabilmek adına hayaller büyütmesine büyütüyor da bir de bunların olabilmesi için ilk adımı atmazsa, zaman dediğimiz cellat tepesine gelip kuruluyor. Cellata fazla yüz vermemek de lâzım. Hayat bu. Kısa ve uzun. Her an her şeye göre yönünü değiştirebiliyor. Ne kadar çabuk elinden tutup birlikte yürümek için karar verirsek o kadar iyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaktan bakarak dünyaya, içinden geçerek kimi sokakların ya da yolun sonuna doğru şöyle uzak ara mesafeli bir bakış atarak gelip geçti yaz. Kimi sözlerin &lt;b&gt;avunmasız&lt;/b&gt; olduğunu öğrendim bu yaz. &lt;i&gt;"Gökyüzü bazen ciğerime doluyor."&lt;/i&gt; diyor ya Ezginin Günlüğü, o nasıl bir nefesse tükenmesin istediklerimden. Bir yerlerde unutulmanın, kimi insanların hayatına apar topar girip çıkarılmanın, sonra da hiç orada olmamışsınız gibi davranılmasının "modern" bakışlı anlatımlarıyla tanıştım. Geçen zaman durakta bekler gibi de olmuyor çoğu zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kararsız kaldığım, yapsam mı yapmasam mı arasında deyim yerindeyse 'can çekiştiğim', bir hata "daha" yapmamak adına kendimle bol bol konuştuğum anlar oldu. Altını çizdiğim kitaplara baktım. Nelerin üzerinden geçtiğimi, hangi düşüncelerin aklımda yer ettiğini yeniden görmek için. Bol bol Turgut Uyar okudum. Bu yaz onun yazı oldu. Egoist okur daima yanımdaydı. Okudukça iyi hissettim kendimi.&amp;nbsp;Bir de en önemli olaylardan birisi de müthiş bir 'saplantıdan' kurtuluşum oldu. Kocaman boşluklar nasıl da açılmış içimde ben farkında olmadan. O boşluklara da benden selam olsun! Meğer 'söz' denilen kelimenin anlamı ne çok boşaltılmış. Türlü oyalamalar devreye girmiş. Sonunda da baştan savma bir cümlenin içerisinde: "ama ben..." diyerek o son nokta konurmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylül bana hep yeni doğmuş bir çocuk kadar umut verir. Bir başkadır gerçekten de diğer bütün aylardan. Adındaki harflerin içerisinde giyinir doğayı. Sanki hepsi tek tek düşecekmişçesine narindir. Bir dokunsanız kırılacakmış gibi boynunu eğer. Ne olursa olsun güçlüdür. Bangır bangır ben geldim diye bağırır. Duyarsınız mutlaka. Baharın tadı başlangıcından veya sonundan bellidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi tatlı bir uykunun yol arkadaşlığından hemen önce gelip geçen her ana, sarf edilmiş her küçük, büyük cümleye, türlü anlamlara, geçip giden her şeye eylülle birlikte veda zamanı da geldi. Yolunuz değil, içiniz açık olsun. Yol bir şekilde açılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzik dolu bir eylül olsun!&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=_aKpYgLNEPA"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=_aKpYgLNEPA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-6980310137661576750?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/6980310137661576750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/09/eylul.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/6980310137661576750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/6980310137661576750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/09/eylul.html' title='Eylül'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-7781844544004858298</id><published>2011-08-31T12:23:00.000+03:00</published><updated>2011-08-31T12:23:36.307+03:00</updated><title type='text'>Parça(l)anmak</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Zamanla harfler büyüyor. Kocaman kocaman sesler yükseliyor geride bırakılmış, yarım bir hikâyenin ardından. Elimi uzatıyorum. Sayfaların arasından kayıp giden düşünceleri tutmak için uğraşıyorum. Nafile. Anlar parçalanıyor ve iç içe geçmiş her ne duygu varsa oluşan boşluklardan akıp gidiyor. Heyecanla, keyifle başlanmış, yol almış kelimeler erimeye, azalmaya ve bir süre sonra da silinmeye başlıyor. Yırtıyorum. Kâğıdın hışırtısında nasılsa unuturum diyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-7781844544004858298?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/7781844544004858298/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/08/parcalanmak.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/7781844544004858298'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/7781844544004858298'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/08/parcalanmak.html' title='Parça(l)anmak'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-6591122573098814346</id><published>2011-08-10T00:13:00.002+03:00</published><updated>2011-08-10T20:20:32.723+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rüya'/><title type='text'>Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -37-</title><content type='html'>Kaçamazsın. Bir kenarda mutlaka bekliyordur. Önce inkâra kalkışırsın. Varlığını yok sayarsın ya da düşüncelerinde bir yerde duran ve bir kalkan gibi önünde duran zırhını görmezden gelirsin. Hile bahçesinden seçtiğin oyunlarla bir süre oyalanır, değme yalancılara taş çıkartacak şekilde yalanlar uydurur ama eninde sonunda teslim olursun. Bu bir rüya. Karanlık kapıların ardında çokça duyduklarınızdan. Sisli bir uyku gecesi, kapılardan, pencere pervazlarından gelen şüpheli gıcırtıların peşinden gitmenin tedirginliği içinde devrilen bedenin kendi kendiyle verdiği amansız bir kavga.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat, yataktan kalktığınız anda tüm bir ömrün geride bıraktığı parazitlerden sıyrılıp kaldığı yerden devam etmiyor. Yanlış bir zamana uyanmak gibi... Bilinen algının dışında, bir şeylerin hiçbir zaman peşinizi bırakmayan takibi, yalnız başınayken bile garip bir şekilde takip edildiğinizin hissi, hiç duymadığınız ama bir yerlerde mutlaka bağıra bağıra sesini duyurmaya çalışanların çırpınışı... Ne kadar çok tanımadığımız ama bir o kadar da tanıdığımız şey var. Hepsi kılcallardan geçip o çatıda toplanıyor. Sinyaller yanlış da gitse o yanlışlığın bir doğrudan ileri gelebilme olasılığının yüksekliği insanı ürkütüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayakları yere basmayan bir gündüzün sonrasında başlanılan ama malum nedenler bile diyemeyeceğimiz birçok şey yüzünden kesintiye uğrayan bir cümleyim. Nerede ve nasıl başladığımı hatırlamam için biraz yukarı doğru gerinmem gerekiyor. Oysa aklın yolları arasında geçişler daima mümkün. Nasılları bir kenara bırakırsak ve nedenlerin kuşatmacı kibrinden uzaklaştığımızı varsayarsak, çok kısa bir süre sonra tamamlanabilme olasığım yüksek. Bir yudum daha alırsam "o son yudumu almamalıydım" diyebilecek kadar özgürüm şu an. Yakın zamanda okuduğum bir kitapta geçen "Yalnızca bir an ama. Yalnızca bir an farklı görünüyor her şey." cümlesini anımsıyorum. Muhtemelen altını çizmiş olmalıyım. Altını çizdiklerimiz yeri gelince kendini hatırlatmayı daima sevmiştir. Bir klişenin daha izinden gitmenin rahatsızlığını duymuyorum. Çünkü kaçamazsın! İstesen de istemesen de an gelir ve karşında bulursun. Et ve kemik gibi olması şart değil; bunu sen de bilirsin. Bazen o biçimsiz varlık seni öyle bir ele geçirir, içindeki katmanlardan öyle bir hızla geçip gider ki sen bile fark edemezsin. Bir bakmışsın bir yazının herhangi bir paragrafında yahut beklemediğin bir anın en koyu sohbetinin tam da ortasında yer bulur. Anlam veremediklerin seni zorlar. Kovalarsın. Kendi çıkışının olmadığını düşündüğünde, başka insanların kelimelerine ihtiyaç duyarsın. En kötüsü de içten içe beklersin. Mümkün veya değil; öyle ya da böyle. Tükenme sınırına yaklaştığında uyanmayı dilersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benimki de böyle başlamıştı. Bir bardağı bile kaldıramayacak düşkünlüğe eriştiğimde, beş duyunun yetersiz kaldığı bir anda, birbirine bağlı gibi görünüp aslında hiç orada olmayan yığınla duygunun arasında sıkışıp kalmıştım. Zorlamanın fayda etmeyeceğini anladığımdaysa inkâr yanı başımda duruyordu. Ona ulaşmak kolaydı. Dokundum. Bir inkârın lafı mı olacaktı. Ama oldu. Herkes bir şey söyledi. Durduramadım. Çünkü yerleşik algılar bir diğerini ister istemez etkiler. Açılmak için kendini bırakmak, süzülmek gerekir. En kötüsü de &amp;nbsp;"mış gibi" ler değil midir? Bir masala inanmak ya da o masalın en belirgin kahramanıyken devamlılığının sürecek olmasının yanılgısı içinde kalakalmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O bir kenarda hep bekledi. Ta ki ondan uzaklaşamayacağımı anladığı şu ana kadar. Aylar öncesinin gecenin bir yarısında beni aniden yataktan kaldıran görüntüleri şimdi uyutmuyor. Bu bir rüya. Yalnızca bir an kaçabildiğimi sandığım oysa hep içimde asılı kalmış amansız bir kavga...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bahsi geçen kitap: Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra - Barış Bıçakçı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-6591122573098814346?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/6591122573098814346/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/08/frekans-bozuk-radyo-alcs-37.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/6591122573098814346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/6591122573098814346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/08/frekans-bozuk-radyo-alcs-37.html' title='Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -37-'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-3617421189921933704</id><published>2011-08-05T16:42:00.002+03:00</published><updated>2011-08-06T00:47:32.481+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teoman'/><title type='text'>Teoman Nereye?</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Gitgide ölüyor bir şeyler. Hayaller, zaman, içimizdeki o canlı çekirdek. Islak omuzlarımızda bize ait olan saçlara bile katlanamaz hale geldik. Oysa o ıslaklık bizimdi. Fakat hayatın ortalığı silip süpüren baskıları, saçmasapan fikirlerin üzerimize zorla giydirilmeye çalışılması bizi daima vurdu. Vurmaya da devam ediyor. Kimilerimiz içimizdeki o canlı çekirdek adına direniyor ve olan biten her şeye karşı da diretiyor. Bu dünyada yediğimiz yemekler, dinlediğimiz müzikler, seviştiğimiz kadın ve erkekler, belki de en derinimizdeki "tat" kaybolmaya başlıyor. Evet, her biri bir bakış açısına göre sonsuz da olabilir. Hiç tükenmeyecek gibi de durabilir ama işte "sanatçı"nın bir yazarın, müzisyenin dünyası her adımda törpülendiği ve onca şeyden etkilendiği için karmaşa sürekliliğini koruyor ve bir noktadan sonra o çekirdek çatlamaya başlıyor. Karşı koymak için biçilen süre içinde değişmeyen ve değişmediği gibi gitgide bozulan sular o suyun, o tadın bozulmasını hızlandırıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kendi alçak düzlüklerimizde bir tek bizim bildiğimiz hayallerle avunmaya çalışıyor, şanslıysak birilerinin duyması için debeleniyor, üretiyor ve sonrasında da, geçen kısacık bir süreden sonra, kaldığımız tatsızlıktan, aynılıktan yola devam ediyoruz. Uygun bir deniz bulsak her şeyi kollarımızdan bırakacağız o sulara. Ruhta başlayan yangın, saldırganlaşmaya ama bir tek kendine zarar vermeye kadar gidiyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Rahatlama yazısını okuduktan sonra "Teomannnnn nereyeeee?" diye haykırdım sosyal medyada. Gitmek elbetteki en doğal hakkın. Seni ben hep sessizce sevdim ama şarkılarını söylerken haykıra haykıra, bağıra bağıra... Zaten sevmek de böyle bir şey değil midir? Bir yanın sessiz, suskun ve yalnız köprüler gibiyken; bir yanın da tam tersine sesli, konuşkan ve kalabalıktır. Yaşamın tekdüze bir yolu yoktur; duyguların olmadığı gibi...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Geçtiğimiz aylarda hayatımda ilk defa şarkı sözü yazmaya çalıştım. Evirdim, çevirdim bir şeyler hep eksik ama sonra aklıma sen geldin. Dedim olsa olsa Teoman bunun müziğini yapabilir. Elbette ulaşmak pek kolay değil sana. Ama ben, senin benden haberin bile olmadan, kendi büyüttüğüm Teoman sessizliği içinde bunları düşünüyordum. Birilerinin sen farkında olmasan da seni düşünmesi muhteşem bir duygudur ve bütün o üretken yapı içerisinde müzisyenler ve yazarlar buna en fazla sahip olanlardır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Her cümlen değerli, her notan ruhun katmanlarında kimi zaman girişi olan kimi zaman da çıkışı olmayan bir yol. Sokak. Arka sokak...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Seni çok seviyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İçinde seni sıkan ve seni tüketen duygular "müziği bırakıyorum ya çok çok uzun bir süre, ya da büyük ihtimalle hiç dönmemek üzere" cümlen kadar olur. Çünkü bu cümlendir beni yine de umutla seni beklememi sağlayacak olan. Çünkü eminim sen bile bunu yazarken açık kapılarını tam olarak kapatamayacağını biliyordun. Bizi sana açan kapıları... Müziği, notaları, uzun uzun yaşanmışlıkları ...&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Her neredeysen oraya selam olsun!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-3617421189921933704?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/3617421189921933704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/08/teoman-nereye.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/3617421189921933704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/3617421189921933704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/08/teoman-nereye.html' title='Teoman Nereye?'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-248625373004572428</id><published>2011-07-11T22:12:00.008+03:00</published><updated>2011-07-11T22:58:03.658+03:00</updated><title type='text'>Duygularım Çekti Sıcak Sözcüklerle Yıkayınca</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;hr align="left" noshade="" size="1" style="color: grey;" width="100%" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" class="MsoNormalTable" style="mso-cellspacing: 0cm; mso-padding-alt: 1.5pt 1.5pt 1.5pt 1.5pt; width: 90.0%;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr style="mso-yfti-firstrow: yes; mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-lastrow: yes;"&gt;   &lt;td style="padding: 1.5pt 1.5pt 1.5pt 1.5pt;" valign="top"&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="arial111"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: purple; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;i&gt;Yorgunum…   Bütün telaşlarım alıp başını gitti. Duygularım çırılçıplak! Sonbahar   rüzgârları da olmasa...&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;hr align="left" noshade="" size="1" style="color: grey;" width="100%" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;I- &lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Beynimde durmayan bir uğultu var. Hani nereye gitsen, nereye baksan peşini bırakmayan türden. Kilometrelerce uzaktaydın. Kaç defa okuduğum kitapları yarım bıraktım. Gelmedin… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Biz ve belki ben, bile bile zamana emanet ettik aşkımızı. Genel geçer zaman anlatımlarına kandık. Yanılmışız. Sesimiz yetmedi içimizdeki sessizliğe ve gidişinle içimizdeki tek cümle de paramparça oldu. Yalnızlık köreltiyor her şeyi. Artık yıldönümümüzü beklediğim ilkbahar ve mayısa vurgun gecelerim yok! Senden kalan izler de yavaş yavaş siliniyor bedenimden. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Yaz bitti… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;II- &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Nefessiz geçirdiğim aylar geride kaldı. Yine de kime dayansam, aklımda senin kokun… Hiç kimseyi yaralarıma dokundurtmadım. Hep aynı tanıdık telaşlarda sürgün ediliyor duygular. Pazarlıklar aynı. Oyunlar değişmiyor kurmaca dokunuşlarda. Aşk boşlukta sallanıyor. Yorgunum… Bütün telaşlarım alıp başını gitti. Duygularım çırılçıplak! Sonbahar rüzgârları da olmasa...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Mevsim bitti… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;III- &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Hatırlayamadığım onca rüyanın öcünü tek gecede almak için uyumak istiyorum. Olmuyor… Anlaşılan hesaplarda bir karışıklık olmuş! Oysa ben yeteri kadar ödediğimi düşünüyordum. Demek ki bitmemiş. Alışkanlıktan olsa gerek: “ Hepsini getirin tek tek ödeyeceğim” diyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Meğer hâlâ ayakta kalabilmeyi başaran bir şeyler varmış içimde. Aylar öncesinde kaybettiğimi düşündüğüm savaşı tetikleyecek birkaç kıpırtı duruyormuş. Acaba nereye saklanmıştı da onu bulamamıştım? Öyle ya, derinler. Ben bile yeteri kadar iyi bilmiyormuşum iç dünyamın sınırlarını. Nefesimin kesildiği ilk yerde her şey bitti sanmıştım. Oysa acıyla karşı karşıya mücadele etmek zorunda bile olsam, ‘insanca’ bir duygum hâlâ duruyormuş. Evet, insanca bir duygu, yanlış duymadınız. Siz gördüklerinize bakmayın. O yüzden getirin, yarım kalan hesap her kimdense onu da ödeyeceğim. Yeter ki beni bırakın!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Ödedim… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;IV- &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Bu ses… Yazdıklarımın arasından ansızın bir teşekkürle fırlayan bu ses kime ait? Meselâ bir adı var mı? Yoksa O’na ben mi bir ad vermeliyim? Acaba en çok neyi duymak ister? Duymak istediklerini mi söylemeliyim? Peki ya benim söylemek istediklerim? Şimdilik bir cevap bulamıyorum. Ertelesem mi? Belki de. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Ne zaman hayatıma biri sorularla girecek gibi olsa ürküyorum. Adımlarım daha çok bana doğru ilerliyor. Olduğum yerde kalmayı tercih ediyorum. Aslında kaçıyorum. Sanırım senin sonun da bu olacak, üzgünüm. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Erteledim… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;V- &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Gözlerinin derinliği acaba kaç metre ve ben sonunda o gözlerde boğulmak uğruna bile olsa, daha kaç metre dalmalıyım? Hayır, ölmek istemiyorum. Sadece dibine kadar maviye batmak istiyorum. Senin sualtı tarihin olmayı ve belki dalarak beni bulabileceğini umuyorum. Mesela İ.Ö 1200’den hemen önce, ilk antik batık olan Tunç Çağı gemisinin bulunamayan bir parçası olmak istiyorum ve beni günışığına çıkaracağın günü bekliyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Hâlâ hesaplıyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;VI- &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Buraya gelene kadar neler yaşadım? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Bir mayıs çıkmazı, biten bir mevsim, ödenen ve hesabı kapatılan bir acı, ertelenen bir aşk ve hâlâ hesaplamakta olduğum metreler! &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Bir dönemin özeti, üzerime kimi zaman küçük kimi zaman büyük gelen duygular, yaşanmış onca şey, bir saat kadar kısa bir süre içinde tıpkı bir elbise gibi çekebilir mi sıcak sözcüklerle yıkayınca? Her şey her son bir öncekinden ne kadar da kısa.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Tuhaf ama sonuç bu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-248625373004572428?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/248625373004572428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/07/duygularm-cekti-scak-sozcuklerle.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/248625373004572428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/248625373004572428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/07/duygularm-cekti-scak-sozcuklerle.html' title='Duygularım Çekti Sıcak Sözcüklerle Yıkayınca'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-2590251562048919836</id><published>2011-07-05T23:48:00.004+03:00</published><updated>2011-07-05T23:57:28.710+03:00</updated><title type='text'>Çıkmam Gerekli Buradan</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;“Tüm geceler birleşmişti, siyahı oluşturmuştu ama bir şey vardı delip geçen. Tayfı bozdu apansız. Gidişe dur dedi sanki. Bunu görülemeyecek devinimsel bir çabukluk içinde gerçekleştirdi. Kırıldığım yerden aldı ve “nasıl mutlu oluyorsan” dedi. Nasıl mutlu olduğunu hatırladı çocuk. Güneşi gördüğü zamanları hatırladı. Unutmayacak. Söz verdi o."&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Geldim...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Bilmiyorum değişen ne?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Neresindeyim?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;ama&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;geldim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;b&gt;"ve geldim daha şık düşerdi"&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Geceydi. “Üzerinde ne var?” dedi bana. Lacivert ve çok parlak yıldızları olan berrak bir gökyüzü dedim. Üşümüyordum hiç.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Atmosfer ve oksijen.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Derin bir nefes daha.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Kaybolurken, düşerken, anın resmiyetsiz bakışlarında kol kola gezinirken.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Güçsüz bırakılmış gecenin altından kaymalı bazen aşk ya da nevresimde bırakılmış sevişgenliğin, elvedası esirgenmeli. Yaşam donmalı, paylaşmanın damarı "ar" diye çatlatılmalı. Kim bilir, belki de sonrasızlık da bir kamaşmadır gözlerde başlayıp yine gözlerde biten.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Dört sekizlik bir ezgi duymalıyım nefesinde. İçim donmalı ki uzun sürsün melodi. Öyle bir kucakla ki kaybolmasın. Konjonktürden uzak bir karakutunun içine sakla beni.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Alıyorum ve nasılsa hükümsüz yargılanıyorum teninin yalnız kurmacasında. Oysa bir bulmacadan düşürmüştüm seni ve belki yaralarımın en kabuklu zamanından. Anlayamamıştım zamansız akrostişlerimi.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Hangi ve kaçıncı çevirisisin şiirlerin yabancı dudaklardan dökülmüş?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Sargılarım var. Ellerimin aymazlığından mı yoksa soğuktan mı, bilmiyorum. Karmaşa salgıları akarken saçlarımın soğuk damarlarından her hece teker teker düşüyor kelimelerin sökülen yerlerinden.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;........ve sadece bir kahve içelim; uzun soluklu olmasın artık kafein buharı. Çözülüyorum kendi içimde.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;"Varlığını hissettirmemeliydi, bu yeterdi. Oysa iki dakika önce çok mutlu bir insandı. Hayatını dakikalarla biçimleyecek ayarsızlıkta olmamalıydı aşk... Huzursuzdu. Belli ki gidecekti; kapıyı açtım, kelimeleri ruhuna usulca serpiştirdim. Biliyordum her şeyi içine alıp ve bir süre bilinçle bilinçsizlik arasında ruhunu savaştırırken adımlayacaktı geçtiği yerlerden habersiz. Kapının koluna dokundum; o sadece adım attı."&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-2590251562048919836?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/2590251562048919836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/07/ckmam-gerekli-buradan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/2590251562048919836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/2590251562048919836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/07/ckmam-gerekli-buradan.html' title='Çıkmam Gerekli Buradan'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-7935419905543157940</id><published>2011-06-22T19:50:00.000+03:00</published><updated>2011-06-22T19:50:00.490+03:00</updated><title type='text'>Hava Raporu</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Yinelendikçe çoğalan su bazlı bir gece tarifesinde konaklıyor İstanbul. Oysa kaldırım kenarlarına resmedilmiş geçirgenliğin de bir sonu var.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Taktı mı takıyor uykusuzluk kendisini yorgun kirpiklere. Hastane yolunun cama vuran hızlı damlalarıyla arşınlanmış koca bir günün sonrasında, göz ucuna değen sayısız satır karmaşıklığının son deminde güçlükle mırıldanıyor içimdeki sessizlik. Sabahleyin, arabanın içinde seyir yolculuğundayken hoplaya zıplaya yapılan kalem çizgileri azalmış, göz altı çukurlarıma bulaşmış ve kendini oraya istemsizce hapsetmiş. Gece tarifesi olmayan benlikler ipuçlarında boğularak öldürülmüş. Yıpranma payı unutulmuş. “Ne gelir elden”li cümleler uzun soluklu konuşmaların orta yerinde zengin bir kalkış yapmış, sıradanlığın öfkesi duvarlara boşaltılmış ve her ne olduysa olsunla başlanmış sonuç cümlesine. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Halı üzerinde, parmak uçlarına değen ılık duşun seyiren bakışları altında yürümeye çalışmak, insanın canını sıkıyor bazen. Kuru bir şeyler kısa süre içerisinde kimliksiz kalıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;İstanbul yatak örtülerini değiştiriyor ve masmavi bir dalga yerini çamurlu gözlere teslim ediyor. Adı her neyse diye fotoğraflanmış bir kaç kutunun en ücra köşesine bırakılmış ayakkabı bağcıkları. Turuncu ve mor dengesizliği gözlerimi kamaştırıyor. İki elim birbirine kenetlendi. Metal saplantılarım uyandığında takılmak üzere birkaç saatliğine uykunun başucuna usulca bırakıldı. "Hadi artık" diyen düş, gürültülü kolunu duvara fırlatıp paramparça etti. Bir kaç parça morluğun kimseye zararı olmaz. Olsa olsa iki haftada kendini toparlar beden. Bazı morluklar çabuk geçer. Bazılarıysa böyle çirkin bir görüntü verip kendini elalemden gizlemeye çalışır. Oysa bilmezler öfkesinden değil kendisine kızdığından yaptığını.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Bu defa panjurlar inmiş. Belki de kapatılmış bir kutuda yalınayak kendinle konuşmak dışarıdaki boranı görmekten iyidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Hava raporu ne yazıkki doğrulanamadı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-7935419905543157940?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/7935419905543157940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/hava-raporu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/7935419905543157940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/7935419905543157940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/hava-raporu.html' title='Hava Raporu'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-355219090909338602</id><published>2011-06-20T00:30:00.002+03:00</published><updated>2011-06-21T00:52:52.152+03:00</updated><title type='text'>Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -36-</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;"Geçmesi lâzım, geçecek. Başka ne olacak ki?"&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Şarap kokulu bir gece daha. İstanbul ekseninde zaman karmaşası sürüyor. Şöyle, sus payı benim olmayan, okkalı bir hikâye yazmak da var ya serde, şimdilik atın ayakları uykuda dursun. Kim bilir belki de ben bile fark etmeden süzülür anlam kalp aralığından.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Ne kadar zaman oldu? Üzerinden kaç damla geçti? Hangi kapıdan geri dönüldü ve mesela kapı numarası kaçtı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Yazarken bilinçle bilinçaltının dili sürçebiliyor. Kafa karışıklığı su yolunda gizlenmeye çalışan küçük ve sevimli damlacıkları ört bas etmeye yetebiliyor ve aşk, şişede durduğu gibi durmayabiliyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Mola bitti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Evin ışıkları kapatılır, yan görüntülerin ayarı yapılır ve sohbetin en baba yerinde durup soru merdivenlerinin basamakları yavaşça çıkılır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;"Anlatmayacak mısın?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;"Birazdan anlatırım, toparlayayım da..."&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Bir kâğıt olsam acaba hangi renkte bir kalem tarafından dile getirilmeyi isterdim? Akıl eklemlerinin iklimlerle bozmuş beklentilerini üstünü kapatmadan anlatabilmeyi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Kelepçeler bir tek boğazında değil insanın! Bazen sahnenin en gerisinden olanlara şahitmiş gibi görünseniz de aslında o kelepçenin tam da en önemli bağlantı noktasından tutulur kalırsınız. Kelepçenin anımsattıkları bellidir. Tutsaklık! Asıl önemli olan, o tutsaklığın içine girebilecek bir bedene sahip olup olmama noktasında ortaya çıkıyor sanırım... Bu, mağazaya gidip çok güzel bir elbise beğenip üzerinize uygun bedeninin olmadığını görünce kısa bir kararsızlık yaşayıp sonrasında üzerinize olmayanı almak gibi bir şey olabilir mi? Duyguların da bedeni var mıdır? Ne alaka mı? Bilmem. Dedim ya, bazen anlamın kırılma noktasının ve anlatmaya çalıştığınızın, nereye saklanmaya çalıştığının farkında olunması ve/veya olunmaması problematiğinde düğümlenir her şey. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Şişe sayısı beşi geçtiğinde bir yalnızlık kollar kadehi bir de sessizlik. Camların sürtünme aşkı, bir diğerini hızla ortadan kaldırmakla yok olur. Eşitlik alkol sınırında ortadan kalkar. Yerin ağırlığı yorgunluğun bacaklarını büker. Sonrası değiş tokuş yoluyla takas edilen iki sigara. Duman ne olduğunda insanı boğar? Dijital göstergeler kaçı vurduğunda uyku hazırlıkları yapılır ve bir uykunun kaç tane tuzağı vardır sayıklamalarla eşleştirilebilecek?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Bakın yine aynı şey oldu. Kitaplar dağıtılınca öteye beriye ve bir düşün kucağına bırakılınca gece, dilin ötesine berisine saklanmaya çalışılan anlam da uzak durmuyor anlatmaya çalışılmak istenenden.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Şimdi sus ve...&amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-355219090909338602?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/355219090909338602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/frekans-bozuk-radyo-alcs-36.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/355219090909338602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/355219090909338602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/frekans-bozuk-radyo-alcs-36.html' title='Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -36-'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-1198275010433670354</id><published>2011-06-19T14:39:00.000+03:00</published><updated>2011-06-19T14:39:34.106+03:00</updated><title type='text'>Ezgisi Ağır Bugünlerin</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;Sonra bir battaniye daha örtersin uykusuzluğuna. Gözlerinden düşen ne uykudur ne de gözyaşı. Tanımsız devinimlerin usul gürültülerinde, yalpalayarak yürür ayakların. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;Küçük çocukların hevesli adımları var kelimelerimin hemen sağ tarafında. Eskiden çamurları karardım parmaklarımı nereye koyacağımı bilemediğim zamanlarda; şimdiyse kelimeleri... O zamanlar ortaya çıkan yaratının içinde saklı olan anlamı anlamadan su ve toprağı harmanlar, var gücümle birkaç şekil yapabilmek uğruna, günümü devirirdim. Avaz avaz kızılan oyunlarım. Çamurun içinde zıplamaktan ölesiye keyif aldığım, bacaklarıma bulaşan kahverengiliğin zamanla çatlaklaşan görüntüsüyle, ortalıkta fır döndüğüm zamanlarım. “Bir daha kızsalar bir daha yaparım” demek ne kadar da keyifliydi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;Kısa pantolonlu, bol pasaklı günlerdi anlayacağınız.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;Sonraları, minik ve tatlı kloş elbiselerin hanımefendi görüntüsüne sakladım parmaklarımı. İki yanından tutunduğum eteğin parçaları arasında döndüm dünya içinde... Başımın ayaklarımla orantısal paylaşımında, edası gamzemde tutuklu gülümsemeler savurdum içime, hep içime bakan gözlere... Hem çamurla haylazlığı hem de kendimden büyük elbiselerin hanımefendiliğini güldürdüm küçüklüğümde. Bu çocuğun gözleri gülümsemekten hiç vazgeçmedi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;Dün gece, parçalanan defterimin bir köşesinde, yırtıp attığımı sandığım bir cümleyle karşılaştım. Şarkı sözlerinin anlık hafızaya düştüğü anların birinde yazmış olmalıydım. Ne kadar zorlasam da oraya o cümlenin ilk ne zaman düştüğünü hatırlayamadım. Geçerliliğini içimde koruyan o kadar az şey varken, bu cümlenin hâlâ içimde olması dingin bir huzur verdi. Belki yazardım o kelimeleri buraya ardı ardına, anlatırdım anımsayabilseydim yazıldığı tarihi. Yalnızca mevsimin belirginliği sabit. Yaz ve gökyüzündeki çember.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;İçimde bir büyük heyecan. Parmaklarımdan da şaşkın kıpırtılarım... Geçmiş zaman görüntüsüyle düşse de çocukluğum günüme, bugünümden vazgeçemeyişimin tek nedeni hâlâ o. Ne zaman pabuçlarımın üzerine basarak yürüsem ancak o zaman üzerime giydiğim hüzünden sıyrılıyor adımlarım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;Akşam olur, İstanbul ıhlamur kokusuyla kaplanır...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;Elinden içtiğim kahvenin tadını saklıyorum. Sakallarına düşen sızının, yüzümde bıraktığı çizgileri de. Haberin yokken uykunda seninle konuştuğum zamanları da. Sana dair her şeyi, zamanın birinde dokunmayı başardığın çocukluğumla birlikte tutuyorum. Seni çok özlüyorum...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;Kepenkleri birazdan kapanacak dört duvarın. Sigaranın tekmil dumanı saracak balkonun her bir köşesini. Bir nefes daha çekerken bir nefes daha verecek gece.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;Yastığımın altına sakladığın gülümsemeyi bulmaya gidiyorum... Biliyorum o hâlâ orada, bıraktığın yerde ve yine biliyorum, ezgisi ağır bugünlerin.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-1198275010433670354?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/1198275010433670354/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/ezgisi-agr-bugunlerin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/1198275010433670354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/1198275010433670354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/ezgisi-agr-bugunlerin.html' title='Ezgisi Ağır Bugünlerin'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-2459229173420195228</id><published>2011-06-18T22:35:00.002+03:00</published><updated>2011-06-18T22:35:00.369+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Turgut Uyar'/><title type='text'>Başıboş Her Şey Sonunda</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;" Halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Her şey naylondandı o kadar"&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Turgut Uyar&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Neyi söylesem bir sonrakinden farkı yoktu. Sarmal başa sarıyor, kabul edilemeyen sözler etrafta dönüyor ve içinden kısacık, seçilmiş bir anın tortusu bütün önceyi ortadan kaldırıyordu. Nereden başlasam sonunda o cümlenle karşılaşıyorum. Bütün gerçeği yerle bir ediyor. Daha bir anlaşılır olsun diye iri iri rakamlarla önüme koyduğun zaman aralığını görmezden geliyorum. Sonra o rakamlar günlere dönüşüyor, günler aylara. Tedirgin oluyorum, üstüne üstlük senin bilmediğin sabahlarda uyanıyorum. Uslanmıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bizim hiç fotoğrafımız yoktu. Hep kaçamak saatlerin hayata başkaldırısını oynadığımız kısacık anların, gerçekliğe meydan okumaya çalışan görüntüleri vardı. Yani, benim ve senin en güzel şaşkınlıkları...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kapı çalardı. Açardım. Dakikalarca sarılırdık. Konuşmaya fırsatımız olmazdı. Öpüşürdük. Dalgakıranları döven o fütursuz dalgalar gibi... İçeri girerdin. Bir yanımda kolların diğer yanımda sıcaklığın olurdu. Sen içimde neresi varsa oraya girerdin. Kısacıktı. Hepsi birkaç saatin içinde olup biterdi. Orada biterdi. Burada biterdi. Giderdin. Bir tek ben kalırdım deliler gibi kavuştuğumuz evin mutfağında, odasında, koridorunda. Bir tek ben kâğıt peçeteler arasına sıkıştırılmış ölümlülerin yasını tutardım. Hüznüm kargacık burgacık dökülürdü kâğıtlara. Ama mutluydum. Gitsen de unutkanlığa hiçbir zaman dönüşmeyeceğini bildiğim bu kısacık anların görüntülerini durmadan başa sararak gülümserdim. O an kelimelere dökülen hüznüm de son cümlenin bitişiyle yitip giderdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bazen kahveyle gelirdin. (Kahveyi ne çok seversin.) Belki bilmezsin ama getirdiğin kahvelerin poşetlerini hâlâ saklıyorum. Atamadım. Bir anıya dönüşmesin diye yaptığım her ne varsa tek tek damgalandı bu dört duvar arasına. Görenler bana deli diyebilirdi. Kimse görmedi. Bilmedi.&amp;nbsp;Bana bıraktıkların adım attığım her köşede, kendi yerlerinde duruyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Biliyor musun bir ara annem, getirdiğin bardakla bir şey içmeye yeltendi de elinden bi koşu kapıp aldım. Neye uğradığını şaşırdı kadıncağız. Senin verdiğini söyleyemedim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Görsen, senin bilmediğin daha ne delilikler yaptım. Bütün bu sarhoşluklar hiç umurumda değil.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bilir bilmez geyikli gece yüzünden."&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kaçak yaşıyorduk. Bir zorunluluktu kuytu yerlerdeki kavuşmalarımız. Günlerden o günü ya da beklenmedik bir akşamı, &lt;i&gt;-hani o siyah file çorabımın geceye takıldığı-&lt;/i&gt; çalıp, ben kaçmaya çalışırken kahkahalarla, sen bu halimden hoşnut, dokunurduk birbirimize karışmış içimize.&amp;nbsp;O daracık yerde yaslardım başını göğsüme. Susardık. Yalnız ben değil bu ev sevinirdi.&amp;nbsp;Usul usul gelip geçtiğimiz bu maceranın her buluşmada birbirini yeniden kuran şehirleriydik.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;O her şeyin serpilip büyüdüğü ekim akşamına döndü bütün özlemlerim. Kaç özlem biriktirdim sen yokken. Kaç belki'yi değiştirdim gelip karşıma dikileceğin o günler için... Çekip aldım sen yokken içimdeki her bir yalnızlığı, okuduğum kitapların sesli sözleriyle avuttum. Bağıra bağıra geçti cümleler dudaklarımdan. Senin yokluğunu sevmek istemedim. Onu tanımayacaktım. Eski zaman hikâyelerine kanmayacaktım. Sen yine kalkıp kalkıp gelecektin. Kapıyı yarım açıp tam kapatacaktım. Dışarısı için saklanacaktık ama içeride açılıp saçılacaktık. Serinleyecekti bu ev. Senin gibi "Ohh be!" diyecekti. Kahve kokacaktı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İlk aklına geleni söyledin. Orası, o ev bir daha olmaz dedin. Cumartesileri de işte böyle böyle yalnız bıraktın. Birdenbire kendi boşluğunun farkına varınca bana bıraktığın boşluğu görmezden geldin. Git gide uzaklaşınca, kesildikçe konuşmaların sıklığı, elde kalan sözlerinle yetinmeyi öğrenmekle geçti zaman. İnsan neyi kaybedeceğini anladığında giderdi ki?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Geyikli gecenin arkası ağaç&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Artık kapıyı açmıyorum. Senin olduğun yerlerin kapılarını açıyorum. Hayat hep mi beklenmedik sahnelerin varlığıyla anımsatır tesadüflerin kaçınılmazlığını? Hangi eksikliği tamamlamak için oradaydık, kim bilir. Bende çok uzun zamandan beri yitirilmemiş bir öykün, hâlâ tam anlamıyla yazılamamış bir geçmişin kaldı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bir şeye inanmıştım. Önce olanlardan, henüz ateşinde daha yeni yeni kavruluyorken bir tek ona inanarak, kalbimin en duru anında senin olmuştum. Bu yüzden yanılamıyorum ya! Kendime dönen ısrarcılığım, işte sadece bu yüzden. Senin yolunu ezberlememi istesen de ben yeniden yıkıntıların, tozun dumanın arasından sıyrılıp, o izlerin yoluna düşüyorum.&amp;nbsp;Kurduğumuz şehirlere gidiyorum elimde küçük bavullarla. Sonra geri dönüyorum. &lt;i&gt;"Dön diyorsun."&lt;/i&gt;&amp;nbsp;Bekliyorum. Uzun süreler mi geçiyor yoksa bana mı uzun geliyor, yine elimde bavul gidiyorum. Sürekli gidip gidip geliyorum. Bir boşluğun düzeni de böyle böyle kuruluyormuş, anlıyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bir yudum şarap alıyorum. Elimi koyacak yer yok. Ayağımdaki ağrıyı unutuyorum. Başımın ağrısı başlıyor bu defa. Kaçamıyoruz. Kolonlar var. Siyah. Başımdaki sıcaklık kanımı uyuşturuyor.&amp;nbsp;Rahatlamak nasıl bir şeydi, bir an önce hatırlamalı.&amp;nbsp;Denizi düşünüyorum. Minderler soğuk. Yaşamam lâzım. Susmamam... Durulmam... Provasını almadığım bir metnin içindeyim. Adının boşluğa düşmeden önceki kıvrımında sıkışıp kalıyorum. Kaçamıyorum. Nereye gitsek bütün bunlar bizimle gelecek. Bavulu bırakıyorum. Bavul yok. Hâlâ elimi koyacak bir yer bulamıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Hiçbir şey umurumda değil diyorum&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Aşktan ve umuttan başka&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor."&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kaçamak bakışların, tesadüfün yarattığı sıkıntılı sohbetlerin arasından sıyrılıp ayışığının uzaktan bizi izlediği, şarap kadehlerinin bizden önceki bitmişliğini anladığımı çaktırmadan yerime oturduğum o yere çıkıp geldiğinde, bir anlık aldığın huzursuz nefesin çok ötesinde bile o şehirleri kuruyordum. Bu defa ben yoktum. Kapıyı araladığımda gözlerime düşen bir an oradaydı. Bir değil, iki değil, tam üç defa önünde onu oyalayan şeyden sıyrılıp bana bakmıştı. Şehir ele geçirilmişti. Bize ait olmayan şehrin sokağında bir yabancıydım artık. Ben hep yabancıydım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Duruma en aykırı cümleler geçiyordu aklımdan. Bir şaşkınlığın izlerini yok etmekle uğraşıyorken ve nereye doğru yürüdüğümü tam olarak anlayamamışken "Çabuk ol!" dedim kendime, vaktin yok. Bir an önce yok et o izleri. Kimse anlamasın. Şüphelenmesin." (Tıpkı bir zamanlar her gelişinde getirdiğin kahve poşetlerini anlamadıkları gibi... ) "Bildiklerini unut. Sen bilmezsen kimse hiçbir şey anlamayacak."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Sildim, yok ettim hepsini o gece.&amp;nbsp;Müziğin ritmine katılıp giden bir sohbetin kucağında açtım gözlerimi. Yaşıyordum. Denizin mavi rengi, başımdaki sıcaklık, soğuk minder, her şey yerli yerindeydi. Kimin gözü o gece kimin gerçeğindeydi bilmek istemedim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Aldatıldığımız önemli değildi yoksa&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak"&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Sonra saatler geçti. Üzerinde oturduğumuz koltuklardan güç aldık. Senin kolların iki yana açılmış, benimse kalbim saçılmıştı. Mayhoş şaraplardan ne beklediğimizi, neyi arayıp bulmaya çalıştığımızı bilmeden bir yangının içinde gülümsüyorduk. Aramızdaki camdan duvar parçalansa mutsuzluğa dair ne varsa kırılacaktı. Her şeyi, adanmış bütün sözleri tüm çıplaklığıyla hatırlıyordum. Rüyalarımı işgâl edip aklıma her düşüşünde olduğu gibi bugün, burada "yasaklanmış birgünden" nasibimi alıyordum. Tıkanmıştı gecenin boğazı. Evimiz artık çok uzaktı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Durup dururken nasıl olmuştu da karşıma çıkmıştın. Oysa alışverişler bitmişti. Kapatmıştın eski püskü cumartesi defterini ama gün yine bir cumartesiydi ve akşamdı. Gün dönmüştü. Öğle saatlerinin bekleyişinden yoksundu zaman. Yeni yeni içkiler istedim. Sakinliğimizde iyiydik. Gözlerine bakmaktan bir geçiversem, ruhumda ve bedenimde tüneyen ürpertiden bir sıyrılabilsem senden uzak kalacaktım.&amp;nbsp;Yanıldığım yerden dönmeliydim.&amp;nbsp;Sırtımı döndüm.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Birden cam aralandı. An rüzgârsız yerden içeriye sokuldu. Elinde bir şeyler tutuyordu, göğsüne yakın. Göğsüm sızladı. Şehir büyüsün, duvarlar yükselsin, yeni ayın kucağına erişeyim istedim. En uzak denizlerin kıyısında yalınayak kaçacak, sığınacak yerler aradım. &amp;nbsp;Sen vicdanının beni de içine kattığın haritasında korkarken ben, o "ana" yenilmedim. Geceyi kapattım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Ne iyiydik ne kötüydük&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Başta ve sonda ayrı olduğumuzdandı"&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i style="font-weight: bold;"&gt;N&lt;/i&gt;asıl olurdu kim bilir yeniden senin olduğun caddelerde yürümek? Doğum günü çocuğunun pastasının üzerindeki mumları söndürürken yaşadığı o mutluluğu yaşamak.&amp;nbsp;..Nasıl olurdu toprağı döverek çıkan çiçekler gibi aydınlık bir baharda açmak bütün kıyıda köşede kalmış defterlerin sayfalarını.&amp;nbsp;Bu dengesiz savaşın tam ortasında kaldık.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bir kadını, bir erkeği, yaşanmış ayları; yorgun gecelerin sabahında bir telaşla yatakta terk edilen uykuları şimdi kime sorsan "Anlayabilir misiniz?" diye, hiçbirisi tek cümle dahi edemeyecek. Anlatılamaz zaten.&amp;nbsp;Daha biz bile bilmiyorken soranlara ne denir ki?&amp;nbsp;Zamanı geldiğinde, yine beklenmedik bir tesadüfün sorgusunda duyuluverir. Bu çaresizliğin ortak bir anlatısı olmalı. Birkez daha provasını almadığım bir metnin içinde bir yerlerde sıkışıp kalmak istemiyorum. Bir selamın da adı olmayacaksa "küçük su perisini" neden var ettin ki? &amp;nbsp;Böylesi bir yalnızlığı doyuracaksak eksik kalsın!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Belki her şey daha en başından birleşmemişti. Parmak uçları hiç olmamıştı. Gülüşünü özlediğin bu kadının sözleri, sesi, yoktu. İstiyorsan iste! Sen de biliyorsun, başıboş her şey sonunda.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Şimdi gidip geliyorum bütün bu unuttuğumuz saatlerin, ezberlediğim öpüşlerin, bin bir geceye dönüşen duyguların sarkacında. Tembellik ediyorum, biliyorum. Bunlar en güzel sözlerim. Kendi kurduğum şehirlerim. Umurumda değil başka hiçbir şey. Bir zamanlar tükenmez sandığım verilmiş sözlerin tükenişini görmezden geliyorum. Bu boş oda birazdan ışıklar sönünce karanlığa karışacak. Perdeler kapanacak. İstekli ellerin insanca yaşamanın ayıbını örtecek. Bedeninde bıraktığım sıcaklığı benden ayıracak.&amp;nbsp;Vakit yok. İstiyorsan iste.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bu gidişle ben... O kurduğumuz şehirler gibi... Sövmesini beceremeyen acemi çocukların kaskatı dudakları arasında... Yepyeni bir kırılganlığın, camdan bir duvarın arkasında yaşadığımız tesadüfün sonrasında... İyice biliyorum ki artık uyusam da hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Sen de biliyorsun, başıboş her şey sonunda.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Not:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px; line-height: 17px;"&gt;&lt;i&gt;Sağ köşedeki dizeler Turgut Uyar’ın Geyikli Gece adlı şiirinden alıntılanmıştır.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-2459229173420195228?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/2459229173420195228/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/basbos-her-sey-sonunda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/2459229173420195228'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/2459229173420195228'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/basbos-her-sey-sonunda.html' title='Başıboş Her Şey Sonunda'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-2565175374822321093</id><published>2011-06-18T11:32:00.003+03:00</published><updated>2011-06-18T11:37:37.414+03:00</updated><title type='text'>Kapılar ve Sesler</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;“Bazen kapının ardında sizi neyin beklediğini iyi bilirsiniz; yine de kapıya vurma ihtiyacını duyarsınız; çünkü ne olacağı, aslında çok da size bağlı değildir. Beklediğiniz kadar beklemediklerinizle de karşılaşabilirsiniz. Kapının ardındaki ses, hiç beklemediğiniz bir şeyi size sunabilir. Bazen de hiç beklemediğiniz anda, o kapının ardından biri sesleniverir size –ki bunun tadı-&amp;nbsp; bir başkadır…”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Rüzgârlı bir salı… 10 Mayıs… Akşam suları…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Konukluğumun başladığı zaman dilimi…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Sana sıkıştığım an…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Kelimelerin utangaçlığını ilk ne zaman terk etti parmaklarım hatırlamıyorum ancak; düş sularında gezdiğim bir dilime denk geldiğini biliyorum… Parantez içlerine hapsettiğim duygularımı açma vakti gelmişti.. Hangi aralığa karıştırıp hiç kimseye belli etmeden, nasıl yapacağımı çözemiyordum ama bir yolu mutlaka olmalıydı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Karanlıkta bulmaya çalışırken bir şeyleri, tanımlanamaz olmuştu duygularım. İstasyona düşen sessiz bir gölgeydi önce; sonrasında da adımlarımı ve an’a ad olan kadınlığımı, hiç bırakmadı, adıma dört yıl öncesinde kazınan bir kelime... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Bir günün sancısı yine yerleşti içime durup dururken. Tam hecelerin sayısını unutmaya başlamışken, ansızın yine vurguna takıldım oltanın ucunda. Yedi ömrün şehrinde, öyle bir iki hece var ki; kendi ömrüme bedel. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Masala akıyor ellerim, durdurmak istemiyorum. Perdeleri açılacak o kapının, başka da söz etmiyorum…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;22:37:32…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Hummalı bir cumartesi… 14 Mayıs… Akşam geceye doğru yol alırken… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Kapıya vuruldu…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Açtım…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Gelen sendin…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Sarhoştu bu defa parmaklarım…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Gecemi dikizlemene, izin verdiğim an’dı…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Dilimin aksanını bozuyordun… Ne zaman ele avuca sığmayacak olsam, gelip yanı başıma kuruluveriyordun. İçimdeki heyecanı tuhaf bir şekilde sabote ediyor, beni kendimden çok uzaklara alıp götürüyordun. Bense öylece sana bakıyordum… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Beklentilere düşmeyeli, uzun zaman olmuştu. Aylar öncesinde iki kelime etmiştim; bir cümle de sen… Sonrasında kayıp ilanına gerek bile duymadık… Uzun ve sessiz bir uyku olmuştu bizimkisi. Habersiz, manasız, umursamaz… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;“Kül olmak korkutmamalı” demiştin bir defasında… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Ki kim bilir hangi rüzgârdan savrulup da gelmiştin taa buralara… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Kül rengi bir geceydi…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Aşka kırılmıştım;&amp;nbsp; sense aşkı kırmıştın… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Hasırdan bir yüreğim vardı. İçindeyse, biriktirdiğim sayısız deniz kabuğu… Çoğu, nicedir unutmuştu denizin sesini düşürmeyi, dinleyen yanıma… Kırık dökük bir kolyeye, yaşam sığdıramayacak kadar yorgun ve dilsizdiler… Hani dalgalar da olmazsa; sessizlik iyice hüküm sürecekti, kıyıdan uzak şehrimde…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Mevsimler değişiyordu gece ilerledikçe.. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Sen kar tanesiydin ve birazdan eriyecektin. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Üç adım attın ve durdun.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Sonra, arkanı döndün ve bir daha baktın…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Öykü(m) adımlarının hızına takılıp kalmıştı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Öykü(m)de kalacağını söylemiştin; ama sen hiç durmadın…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Yastığımın altına debelenen bir günaydını bırakarak..Gittin…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;01:35:28…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Kimseciklerin bulamayacağı bir Salı… 17 Mayıs… Zaman, bir yerinden vuruyor geceyi…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Saklanıyordum…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Yatağımın yanındaki bakışlara takılmıştı gözlerim…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Yüzüne (b)aktım usulca…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Oradaydın…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Bütün bir hüznü sakladığımı biliyordun… Bunun için kaç yolculuk yapmıştı yüreğin, kim bilir. Hangi rollere bürünmüş, hangi replikleri ezberlemiştin.. Bir çözüm bulunmalıydı sızan hüzünlerime karşılık… Farkına varmadan kaçıyorlardı… Ortalığı toparlamaktan bitap düşmüştü yüreğim. Ben de vazgeçmiştim artık; her yan, her yanım, darmadağınıktı. Üstelik içimde bana bağıracak bir annem bile yoktu “ Hadi artık toparla etrafı”&amp;nbsp; diye… Yalnızlığın olduğu odaya; yalnızlıktan başkası giremiyordu.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px; line-height: 22px;"&gt;Hiç kimsenin, senin belirlediğin ziyaret saati haricinde girmesini istemediğin, kuytu bir odan vardı… Görmeme izin verecek miydin diye düşünürken ben, sen yine gitmekten lafı açmıştın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Kimsesizliğine denk düşüyordu çığlıklarım. Geri sayımı çoktan başlatmıştın… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Gitme zamanın yaklaştıkça, içimden dökülürsün sanmıştım; ama olmadı…Çünkü ben, senin diğer yarındım. Senin aklına senden başkasının gelmediği bir aralıkta, düşüvermiştim o yanına.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Bir yerde, gizli bir ölümün seslendiricisiydin. Yaşamın dudaklarını yakalamayı bırakalı, çok olmuştu. Yalnızca hareketsiz dudaklarının morarmış yalnızlığında, dile geliyordun…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-right: 0.85pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px; line-height: 22px;"&gt;Sonrası acıtırdı söyleneceklerin, gittin…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;00:54:32&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Yalnızlıkta inilecek bir Cuma… 20 Mayıs… İçimden geçenleri gelen geceye aktaramadığım, tutuk bir saatteydim…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Yeni bir yazının başlangıcı gibiydi gelişin…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Gülümsedim…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Anlam hangi yoklukta unutulmuştu ve ben hangi yokluğa alıştırılıyordum…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Arapça ve Farsça sözcükler tırmalarken akşamı ve seni, ellerim kucağımda başladım seni izlemeye…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Geç kalınmış bir oyunun başıyla&amp;nbsp; sonu arasındaydım. Ben gelmeden önce, nelerin olup bittiğini elbetteki bilmiyordum. Oyunun başını görebilmek için geç kalmıştım. Göremediklerimin telafisi ise başka bir güne kalmıştı. Belki de bir daha sahnelenmeyecekti oyun. Buradan sonrasını anlamakla yetinmeliydim.. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Işıklar neredeyse parlaklığını yitirmişti. Loş bir dünyada, adımlarının hesabını yapmadan yürüyordun. Senden başka hiç kimse yoktu sahnede. Ya da ben geç kaldığım için, oraya gelip gidenleri görememiştim. &amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Çok sessizdin. O yüzden, izleyicilerden biri yerinden kımıldasa ya da ne bileyim en ufak bir ses çıkarsa, rahatlıkla duyabilirdin. Belki de o yüzden bakışlarında: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;i&gt;“Hey siz!! Neden geldiğinizi ve beni neden izlediğinizi aslında çok iyi biliyorum”&lt;/i&gt; diyen bir cümle vardı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Bulunduğun yerden rahatlıkla olan biteni görebiliyordun. Ama seni bu denli meraklı gözlerle izleyenlerden, sana aşık olanlardan, hayranlıkla dalıp gidenlerden çok uzaktaydı aklın…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Geceyi ayarladın…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Yıldızlar teker teker dökülecekti birazdan…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Gözlerimi kapadım..&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Uyandığımda sen, çoktan gitmiştin…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;01:02:22…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-right: .85pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Birbirinden ayrı zaman dilimlerinde çalınan kapıların ve kimi zaman duyulması zorlaşan seslerin yol ayrımında rastladık birbirimize… Esneme anımıza denk gelen cümleler ayağımıza dolandı kum gibi.. Noktalara koyduğun zaman beni, kendimden ayrıldım ve sana çözüldüm. Tek noktaya sarıp sarmalayarak gönderdiğin gecelerde de sözlerimi yitirdim. &amp;nbsp;Derin bir uykuya yatmadan hemen önce içine düştüğüm duyguların girdabında debelendim durdum…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Nerede terk edilmişliğe sızsa kelimeler, geçmişten bir sandık açılır kapımın hemen önünde...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Duvarlara şiddet uygulamak, duvar olmak... Bitmeyen şarkılar başucumuzda... Sanki birileri durmadan başa sarıyor... Uyanınca umudun yanı başında, yürekte salınan ince bir sızıya baş göz edilmiş, ayrılık nameleri…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Yol, türkülerin kavşağında sırra kadem basmışsa; dokunduğunda hücrelerin tenime, belki tanırsın beni…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Şehir, henüz kuşatmamışken bana ait "aşk" dolu dizeleri... Savunmasızlığında saf bir bilinmezliğin, ne olur kaygısı taşımadan, adımlarım sesine karışacak ve ben O şehirde, senin için bir resim yapacağım kelimelerden.... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Küçük bir imlâ hatasıyım ben,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Sözcükler(in)den kaçırdım kendimi..&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Devrik cümlelerin saltanatında, kendime bir yer buldum; kuytu ve yalnız.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Bazen senden kaçmak uğruna kıvrıldım;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px; line-height: 22px;"&gt;bazen de dimdik karşına dikildim…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Parçalara böldüm kelimeleri, par(ç)alandım…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Nasıl ve nerede ile senin uğruna uzun bir arkadaşlık yaptım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Ama şimdi uzaklaşıyorum...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Devrikliğinden sıyrılabilmek, kurallı bir hale gelebilmek v&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px; line-height: 22px;"&gt;e anlamın savaşmadığı, &amp;nbsp;belkisi olmayan bir öyküde uyanabilmek için....&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Dedim ya, küçük bir imlâ hatasıyım ben&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt; line-height: 150%;"&gt;Sözcükler(in)den kaçırdım kendimi…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-2565175374822321093?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/2565175374822321093/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/kaplar-ve-sesler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/2565175374822321093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/2565175374822321093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/kaplar-ve-sesler.html' title='Kapılar ve Sesler'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-7883745119713602084</id><published>2011-06-17T00:18:00.000+03:00</published><updated>2011-06-17T00:18:17.709+03:00</updated><title type='text'>Ben</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; mso-bidi-font-family: &amp;quot;Comic Sans MS&amp;quot;; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Sol göğsünün üzerindeki "ben" de kalbine çok yakın. Belki de bu yüzden oynayıp duruyorsun.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Çıkar üstünü başını hiçbir şey kalmasın üzerinde. Özgür yat. Önce "benini" sonra kendini uyut.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-7883745119713602084?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/7883745119713602084/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/ben.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/7883745119713602084'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/7883745119713602084'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/ben.html' title='Ben'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-2965421766063094980</id><published>2011-06-14T00:53:00.006+03:00</published><updated>2011-06-14T09:31:38.091+03:00</updated><title type='text'>Gece Kuşunun Öyküsü</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Hummalı gece kuşu gagasını ağacın sert kabuğuna vurur. Tık tık!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-list: l0 level1 lfo1; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Sylfaen, serif; font-size: 11pt;"&gt;-&lt;span style="font: normal normal normal 7pt/normal 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Gece kuşu da biraz sarhoş parmaklarıyla cevap verir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;O zamanlar, parmak uçlarının uyuşkan geçirgenliğinden çıkıyordur kelimeler... Geçenlerde iki çakırkeyif hece otlanıyordu merada. Zil ve zurna ikilisi bir düğünden çıkmışlardı. Gelin, damatın kucağında eşik atlamaca oynuyordu. Gece dikizliyor, ayı Tanrı’ya ispiyonluyordu. O kadardı. Geçirgenlik... Karbon kâğıdı hesapsızlığı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-list: l0 level1 lfo1; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Sylfaen, serif; font-size: 11pt;"&gt;-&lt;span style="font: normal normal normal 7pt/normal 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Bu bileşimler dilimin aksanını bozuyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Dilin aks-anı sola mı çekiyordu yoksa sağa mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-list: l0 level1 lfo1; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Sylfaen, serif; font-size: 11pt;"&gt;-&lt;span style="font: normal normal normal 7pt/normal 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Kafasına göre şerit değiştiriyordu işte.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&amp;nbsp; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&amp;nbsp; Sağ dikizde aracın arkasını görmeden kötürüm dalışlar yapma! &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Z&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;ira emniyet şeridi insanları kış uykusundan uyandı. Meşgûl tonu. Aradığım ruhun kıvrımlarına ulaşılamıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-list: l0 level1 lfo1; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Sylfaen, serif; font-size: 11pt;"&gt;-&lt;span style="font: normal normal normal 7pt/normal 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Şimdi hangi yandan alsak da anlamın etrafını çevirsek?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-right: .9pt; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Önce üzerine bir sos yap. S şeklindeki ucu sivri çubuğu anlamın ortasından geçir. Bir kaç saat önce yaktığın ateşin üzerinde duran çatallı ayaklara anlamı oturt ve yavaş yavaş çevir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-list: l0 level1 lfo1; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Sylfaen, serif; font-size: 11pt;"&gt;-&lt;span style="font: normal normal normal 7pt/normal 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Sosun içine ne koymalıyım?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;İçindeki baharatlardan acı anı kırpılmışı, gülümseme otu, hüzün biberi, huzur rendesi ve yumurta anlardan birini kırıp karıştır içine. Biraz çırp. Tadını daha çok seversin.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-list: l0 level1 lfo1; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Sylfaen, serif; font-size: 11pt;"&gt;-&lt;span style="font: normal normal normal 7pt/normal 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Zaten bir şeyi sevmeye gör, ondan gayrısının tadına varana kadar epey an geçiyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Geçmiş kaldırımlar üzerine bırakılmış sakıza basmamalısın. Gittiğin her yere itinayla gelir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-list: l0 level1 lfo1; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Sylfaen, serif; font-size: 11pt;"&gt;-&lt;span style="font: normal normal normal 7pt/normal 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Sıcak su döktüm, gelemezler.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Geçmiş pişti. İkinci derece yanık kokuyor gece.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-list: l0 level1 lfo1; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Sylfaen, serif; font-size: 11pt;"&gt;-&lt;span style="font: normal normal normal 7pt/normal 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Bu tıp(!) bilgisinin kaynağı nerden?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;u style="text-underline: double;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;D&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;oktorasına doğarken başladığımız geçmişten.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-list: l0 level1 lfo1; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Sylfaen, serif; font-size: 11pt;"&gt;-&lt;span style="font: normal normal normal 7pt/normal 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Bir an olsun sekteye uğramayan cevapların da böyle bir "ilk" anı var m’ ola?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Market reyonlarının ulaşılamayan köşelerinde, gaz lambasının ıslak ve kokulu fitilinde, bilmem kaç devirli çamaşır makinesinin içinde haldır hıraş dönen tekerlemelerde bir ilk, bulantı. Sonra çıkarıyorsun zaten.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-list: l0 level1 lfo1; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Sylfaen, serif; font-size: 11pt;"&gt;-&lt;span style="font: normal normal normal 7pt/normal 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Geceme kibrit çakıyorsun. Birazdan alev alacak her yan.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;O zaman uçuşan benzin damlacıklarını ortalıklarda bırakma. Ama kemik olmayınca çevirilen soslu anlamdan farkımız yok. Düz kaslarda alevden kabarcıklar. Kül olmak korkutmamalı -ki hangi rüzgârdan uçuşup da geldim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Kül rengi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-list: l0 level1 lfo1; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Sylfaen, serif; font-size: 11pt;"&gt;-&lt;span style="font: normal normal normal 7pt/normal 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Derdim kül değil; -ki hiç korkmadım. Anka kuşu oldum. Yeniden ve yeniden&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Yeni-dem...yeni-dem..&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-list: l0 level1 lfo1; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Sylfaen, serif; font-size: 11pt;"&gt;-&lt;span style="font: normal normal normal 7pt/normal 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Her dem yeni ben.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Uyuşmuş parmak uçların harf tıkırdatıyor. Akrostiş istemsiz bir bilgiçlik ki bu... a-d-ı-n.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Hasırdan bir yürekte yazlık kulaçlar biriktiriyorsun. Kumlar, elinde kitabın; dalgalar da olmasa aslında sessizlik var. Ben mevsim değiştiriyorum birkaç saniyede. İlk kar tanesi eriyecek bu plajda.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-list: l0 level1 lfo1; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Sylfaen, serif; font-size: 11pt;"&gt;-&lt;span style="font: normal normal normal 7pt/normal 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Gece çağrışımlarıyla geldi. Mevsim değişimi bitmiyor ki hiç. Bitmesin de.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Mevsimle değişemedikçe...(peh, hassasiyetinin içine ekmek doğra) Kaşıkla..&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Hummalı gece kuşu gider. Üç adım atar. Sonra arkasına döner, bir daha bakar. Sonra ne zaman bakacağına adımları karar vermez. Öyküde kalır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-list: l0 level1 lfo1; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Sylfaen, serif; font-size: 11pt;"&gt;-&lt;span style="font: normal normal normal 7pt/normal 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Öykü de adımların hızına takılır kalır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Hummalı gece kuşu öyküde kalır. Güzel insan-a- güzel bir gece.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-list: l0 level1 lfo1; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Sylfaen, serif; font-size: 11pt;"&gt;-&lt;span style="font: normal normal normal 7pt/normal 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Alkol değil, harflerinden kurduğun yapı başımı döndürdü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 31.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0cm; margin-left: 13.85pt; margin-right: .9pt; margin-top: 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 36.0pt; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Sen damar yolunu açmasan nasıl karışırdım... "Kelebek etkisi"&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Gittim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Yastığının altına debelenen bir günaydını bırakarak.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-2965421766063094980?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/2965421766063094980/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/gece-kusunun-oykusu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/2965421766063094980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/2965421766063094980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/gece-kusunun-oykusu.html' title='Gece Kuşunun Öyküsü'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-5869811536388758</id><published>2011-06-10T08:00:00.000+03:00</published><updated>2011-06-10T08:00:00.653+03:00</updated><title type='text'>Benim de Nedenlerim Var!</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Bir pazar sabahı, önce kulaklarımı tıkadım sonra telefonumu kapattım ve eşiğinden nasıl adım attığımı hatırlamamak için evin üzerini örtüp, hızla dışarı fırladım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Pazar sabahının kendine ait sesleri olurdu eskiden. Uyusam bile o ses uyandırırdı beni koca evin tek insanlık odasında. Alışmıştım. Bu yüzden diğer sevdiğim bütün alışkanlıklarım gibi yokluğu huzursuzluk veriyordu. İnsan kendi dünyasının girişini başka ellere teslim ettiğinde, bulunduğu yerin bir önemi kalmıyordu. Böyle bir anda saklanmış, her şeyden uzak durmuş, sahte bir umursamazlık maskesiyle yıllarca dolaşmış olmak da hiçbir işe yaramıyordu. Size ait ama artık sizinle bir ilgisi kalmamış duygular. Hiç kimseye benzemeyen...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Bazı akşamlar, yorgun argın geçtiğim koridorların karanlığını aydınlatmak için kullandığım ve onunla tek bağlantım haline dönüşen telefonumu, odada unuttuğum olurdu.&amp;nbsp;Aklım onda kalırdı. O seste...&amp;nbsp;Duvarlara dokunarak giderdim böyle zamanlarda. Dokunmak en güzel yol göstericiydi ne de olsa. Yatağa uzanan birkaç adımlık gösterimde kadifemsi dokuyu tutana kadar ilerlerdim. Önceden dokunup da parmak uçlarıma anlattığım hiçbir şeyi unutmuyordum. Böyle böyle, yüzüm de ellerim de alıştı karanlığa ve bir de unutamadıklarım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Nihayet yatağımdayım.&amp;nbsp;Yatağım hep bir imlâ hatası. Bir türlü düzelmeyen, düzenlenemeyen, kendi çocuksu nevresimlerinde gecenin loş saatlerini bekleyen, beden bilgisinden sınıfta ha kaldı ha kalacak, hatalarla dolu bir yazılı kâğıdı. Onlar sormuş ben cevaplamaya çalışmışım. Kâğıdın her yanına serpilmiş silgi parçalarından ne kadar uğraştığımı anlayabilmeniz zor değil. Hayır, onlar mürekkeple yazıyorlar; bense aça aça tükettiğim kurşunkalemin izlerini temizlemekle meşgulüm bu sınavda. İnsanın kendi izlerini, bir çokluktan devraldığı kalıntılarını ortadan kaldırmaya çalışması daha zor değil midir? Artıklar hiçbir zaman tam anlamıyla yok olmaz. Silgiyle aramdaki bu amansız uğraşımın boşuna olduğunu biliyorum. En azından deniyorum. Denedim. Yine de hatalardan devamlı bir sınıfta kalışın öyküsünü daima yaşıyorum. Tamam tamam, sizin de bildiğiniz gibi kötü bir öğrenciyim. Yine de yatağımın içindeki sesleri itinayla dinlemeye devam ediyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Çoğu zaman yastığa kapaklanmış&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;"de"&lt;/b&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;ekinin çığlıklarını duyarım. "Benim de" diye başlar cümleye ama sonra, birdenbire devreye giren gözyaşları imha eder odanın karanlığına bırakılmış kelimeleri. Devam edemez. Sonu bir türlü gelmez&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;"de"&lt;/b&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;ekinin. Çünkü nereye bağlanacağını bilerek yola çıkılmış, kurgusu gerçeklikle meşru kılınmış o anlamın, yeri yoktur gelip de gidenlerin dünyasında.&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;"De"&lt;/b&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;ince ince erimeye başlar. Bir koltuk, eskilerden bir müzik, kalemin kâğıda doğru duran eğimi, tüketilen kahveler tanık olur orada olup bitenlere. Dokunmuştur o bir defa sana. Teninin ıslak çukurlarını görmüş, seni nereden tutacağını ilk günlerde iyice kavramış, anahtarın üzerindeki dişleri iyice ezberlemiş, tanımıştır.&amp;nbsp;Kimi zaman&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;"de" '&lt;/b&gt;nin bu haykırışına bir kelime daha eşlik eder. Hepinizin de yakından tanıdığı, bir anlatımın (açıklamanın belki de daha doğru) ilk cümlelerini duymanıza yardımcı olacak ve sonuna mutlaka işaretler arasındaki en çıkmaz şekli kondurtacak o kelime.&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;"Neden?"&lt;/b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Bundan sonra yaşanacaklardan kim sorumlu olacak bilemiyorum. Çünkü&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;"de"&lt;/b&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;eki öfkelenmiştir bir defa. Cümleden atılsa&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;/da/&lt;/b&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;her şey yine yerli yerinde kalmayı başaracak kadar hatasızdır. Doğru bir yer edinmiştir kendisine. Durup dururken bu&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;"Neden"&lt;/b&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;de nereden çıktı öyle değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Bazılarınız bilmiyorsa ben söyleyeyim.&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;"De"&lt;/b&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;ekimiz bir köşeye çekilmiş, gizli gizli gururlanıyor da bu duruma. Ne de olsa, nereden çıktığını sorguladığımız&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;"neden"&lt;/b&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;de ona sıkı sıkıya bağlıdır. Hâlâ fark etmediniz mi? &amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Sen de en az onun kadar başına buyruk değil misin? Ama yine de hatalısın. Üzülme! Hem dilbilgisinden hem de beden bilgisinden sınıfta kalan, kalacak çok dostun olacak bu hayatta. Hep beraber bir kulübün müdavimleri olmamanız için bir engel yok. Sırf bunun için bile sevinmelisin. Unutmadan,&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;"da"&lt;/b&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;ekinin de bu hikâyedeki rolü büyük. Çoğunuz onu anlamayabilirsiniz ama onun da söyleyeceklerinin olduğuna eminim. Bu defa yardımcı olmayacağım. Nasılsa o da kendisini en az "de" eki kadar iyi biliyor. Hem biraz köşeye çekilip olanları izlemek hiç de fena olmazdı öyle değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Sonunda bana da söz hakkı verildiği için mutluyum. Nasıl da gözden kaçacak kadar bir kenara itildiğimi bilemiyorum ama birçoğunuzun da bana meydan okumasını anlayabiliyorum. Çünkü siz hep o aitlik duygusunun kölesi oldunuz yaşamınız boyunca. Bağlı olduğunuz yerin bilinmesini, adresinizin açık açık belirtilmesini istediniz. Yataktaydınız, okuldaydınız, bir arkadaşınızla bardaydınız ya da uzandığınız koltukta kitabınızı okuyordunuz. Sizi bulunduğunuz yerlerde hiç rahatsız etmek istemedim. Ama siz o rahatsızlığı çoğu zaman kendi kendinize verdiniz. Nasıl mı? Anlatayım.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Meselâ ben bağlanmanın ne kadar kötü olduğunu size ne kadar söylesem de fayda etmedi. İlla&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;"yatakta"&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;olsun istediniz birlikteliklerinizde. "&lt;b&gt;Yatak da"&amp;nbsp;&lt;/b&gt;olmalıydı. Çok uğraştım. Varolduğumdan beri kendimi ifade etmeye çalıştım. Yok saydınız. Beni hiç anlamadınız. Arada benim de duygularımın olduğunu fark edenleriniz olmadı değil. Onların yeri bende ayrı. İtinalı davrandılar bana karşı, elbette bunu inkâr edemem ve ben de elimden geldiğince yalarında oldum. Yine de hepinizi bir kefeye koyamadım. Oysa ben bağlanmak nedir bilmem. Bağlandım mı ben, ben olmam.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Umarım maruzatımı layıkıyla yerine getirebilmişimdir. Şimdi huzurlarınızdan ayrılıyorum. Benim derdim bağlanmaması gerekenlerledir. Bu böyle bilinsin!&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Her defasında tekrar eden cümlelerin arasına gizlenmiş aynı kavgaydı. Sonbahardan kışa, bir sonraki bahara ve yaza kadar uzanan kararlar listesi hiç değişmiyordu. Biri gelir, hayatına girer, biraz eğlenirsin gider. Öteki gelir, hayatını ele geçirir, düşüncelerine hapsedersin gider. Bir diğeri gelir, seni çepeçevre kuşatır,&amp;nbsp;hayatından çıkmasın "bu defa doğru olsun" diye düşlersin o da gider. Gitmek, sanki yeryüzünün çekimli hali gibidir ve çoğumuz için çekimden öte çekilmezdir. Oysa olumsuz değildir; nedense gelmek, hep daha olumlu bilinir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Bütün bunları yazmak için benim de nedenlerim var. Ben de aynı yanılgıların peşinden koşuyorum. Pazar sabahlarını her geçen gün biraz daha çekilmez kılmak için elimden geleni yapıyorum. Bu yüzden çoğu zaman yastığa kapaklanmış “de” ekinin ve sonrasında hiç sektirmeden kendini belli eden “da” ekinin çığlıklarını duyarım yattığım yerden. Çünkü insan böyle baş edilmez düşüncelerin içinde boğuşurken neye saracağını şaşırıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Yatağımı bir imlâ hatası olarak görüyorsam benim de avazım çıktığı kadar bağırmaya hakkım var. İşte böyle böyle, yüzüm de ellerim de alıştı karanlığa ve bir de unutamadıklarım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-top: 0cm; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Peki ya sesimi duyan var mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-5869811536388758?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/5869811536388758/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/benim-de-nedenlerim-var.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/5869811536388758'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/5869811536388758'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/benim-de-nedenlerim-var.html' title='Benim de Nedenlerim Var!'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-1131226228377227465</id><published>2011-06-05T10:00:00.002+03:00</published><updated>2011-06-05T12:41:26.055+03:00</updated><title type='text'>Parantezler ve Hayat</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Bir parantezle çok şey açılabilir hayata. Aslolan ne parantezler ne de sanal ortamın kişiliklerimize giydirdiği görünmeyen ancak anlaşılabilirliği gerçeklikle bütünleşince zor olmayan yanlar. Birileri bir şekilde buraya giriyor. Birileri bir şekilde kapımızı çalıyor. Ya evdeyizdir ya evde olup saklanıyoruzdur ya da aslında hiç orada var olmamışızdır. Var olduğu sanılan kapıysa çoğu zaman koca bir hiçten başka bir şey değildir. Hiçliği doğuran kelimeler belki de hayatımızın geri kalan bölümlerinden toplaya toplaya bir araya getirdiğimiz gerçeklerdir. İnsan bir defa gerçeklerle &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;“gerçek”&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; anlamda karşılaşmaya görsün, zaaflarını kenarda tutmak için öylesine güçlü mücadele veriyor ki aynı hataya bir defa bile yaklaşsa içindeki ses onu yerle bir etmek için yalnız bırakmıyor. Bundan sonra alınması gereken kararların netliği, yola devam sirenlerini duymak için yeterlidir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Yaz geldi. Yine türlü umutların sokak başlarında oturup yüzünüze tatlı tatlı gülümsediği bir mevsimin hemen başlangıcındayız. Bulunduğunuz yerlerdeki kokuları bilmem ama haziran ayında İstanbul mis gibi hanım eli kokuyor. Erguvan kokuları usul usul terk ediyor şehri. Bahar çoğu zaman hafif esen rüzgârlı havasıyla, insanı çarpmaya meyilli ve birileri her defasında aynı çarpılmaya müsait olsa da yaz, kontrolü ele geçirmek için daima mayısın hemen ardında bekliyor. Cankurtaran bir sıcaklık anlayacağınız. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Sabahları ara sıra yolda giderken takıldığım şarkıların sözlerinde, onca anının kımıldadığını hissetsem de bazı şeylerden yavaş yavaş uzaklaşıyor olmanın mutluluğu, kalbimin derinliklerinde beni rahatlatıyor.&amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Uzun bir zaman dilimini geride bırakıyorum. Şimdilik. Belleğimde hafızama kazınmış ve orada olmasından hiçbir zaman şikâyet etmeyeceğim anılarım duruyor. Hayatımın hiçbir evresinde unutmaya meyilli olmadım. Çünkü hep inandım ki unutmak diye bir şey yok aslında. Bu belki de hem ruh hem de kalp sağlığımız için yine onların uydurduğu koca bir yalan. Biliyorum, geçmiş zamanlarıma ait, sorulduğunda ya da ortak sohbetlerde konu edildiğinde anımsamakta güçlük çektiğim her türlü yaşanmışlığım, orada, beynimin bir odasında huzursuz edilmemek üzere inzivadalar. Söylesenize, şimdi neden durup dururken onların bu uyumlu hallerini bozup bu zamana kendilerini uyarlamalarına neden olayım ki? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;İster inanalım ister inanmayalım, bu hayatın tılsımlı bir yanı var. Bazı şeyler nedensiz yok olmuyor. Bazı şeyler zamanı geldiğinde bizi terk edip gidiyor ve bazı şeyler, bir sonraki adımın nedeni olmak için bir önceki nedeni ortadan kaldırabiliyor. Gerçek anlamda yaşama tutunmanın sırrını arama kaygısı devam ettikçe ve yeni bir şeyleri inşa etmenin insanda bıraktığı heves sürdükçe, uzaklaşıp gittiğiniz yılların ardına gülümseyerek bakabilmek zor değil.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Parantezler açıldığında, içine girmesine izin verdiğimiz şeyleri alırız. Ucu bucağı yoktur isteklerimizin. Her ne kadar bazen, kendi aklımızı bilinçli veya bilinçsizce sınır dışı etme gayretinde bulunuyor olsak da açılan parantezin, uygun bir virgülle ayırdığı yeni yetme sevinçlerimizin peşi sıra yuvarlanırız. Noktalama işaretlerinin hayatla olan bu anlamlı benzerliği hiç de şaşılacak bir durum değil. Anlamı nereye koyarsak, orada şekillenir anlatılmak istenen.&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Dışarıda gürül gürül bir hava var. Güzel, sevimli bir bohça hazırlayıp denize ve güneşe durmalı. Bu kış, hatırı sayılır derecede çok konakladık evlerimizde. Zaman, İstanbul’u yükselen sıcaklıkla ve geceleri esen ılık rüzgârla kolaçan etme zamanıdır. Uzaktaysanız, kendi şehrinizin yazını doldurun ruhunuza. Kim bilir belki de hayatınıza yepyeni parantezlerin açılacağı bir güne başlayacaksınızdır bugün. İçinizdeki kıpırtıları hiçe saymayın. Hazırlanın, mis kokular sürünün, kapıyı kapatıp çıkın evden. Yaz sonunda görüşmek üzere…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-1131226228377227465?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/1131226228377227465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/parantezler-ve-hayat.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/1131226228377227465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/1131226228377227465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/06/parantezler-ve-hayat.html' title='Parantezler ve Hayat'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-4612746149895391412</id><published>2011-05-30T22:47:00.001+03:00</published><updated>2011-05-31T23:15:41.472+03:00</updated><title type='text'>Oysa Bir Zamanlar Vardın "Mektup Öyküleri" -8-</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Bilirsin geç kalmakta ustayımdır. Merhabada geç, elveda da aceleci...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;“ Söylediğin sözün değer taşıması kendini nispet ettiğin şeye bağlıdır.” Kelimeler bizi ele verir. İnsan kelimelerle konuşur. Seçtiğin kelimeler senin alâmetifarikandır. Her kelime her yüreğe yakışmaz. Asil kelimeleri asiller kullanır. Mücevher gibidir, taklidi yapılamaz. Sanattan anlamayan birine verin devasa ve kıymetli bir ağacı, yonta yonta küçücük bir kürdan çıkarır o dev ağaçtan. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;i&gt;" Hangi çocuğa giydirsen acıyı yakışıyor bugün,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;i&gt;boşa don biçiyor analar..."&lt;/i&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Yine derinden bir çığlık, uyku yüzü göstermeyen gecelerde salınmış. Ancak gece uyumayanlar seyredebilir samanyolunu ve görebilir şafağın muhteşem sükûnetini. Sen, gecenin tam ortasında uykularımızı böl ve hep uyandır bizi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Her cüce mukavvadan bir duvar örer önümüze, onu bir heyulâ yapan tabularımızdır. Hepsi hepsi küçük bir benek. Hapsedilen bedendir, ruhlarsa özgür. Kurtulmak için bu köhne dekordan korkuyu korkutmak gerek. Tasvir edebildiğin, gönül gözünden gördüğündür. Pencerenin büyüklüğü değildir enginlik. Bir iğne deliği bile yeter, bakmasını bilene. Her yıkıldığında bir tabu, her yırtıldığında bir perde, görünür yaldızlı süslerin ardındaki füsun.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Uzak değildir bir yıldız kadar gerçek, onun gözbebeğinde saklı olduğunu görürsün.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Her hazan, bir yolculuk için toparlanıştır ve yeniden dirilmek için bahara bir uyku gibi araya girer kış! Ne gideni durdurur zaman ne gelmeyecek olanı bekler. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;O gelince yitirir hükmünü zaman, dil susar; düşer söz ve hece. Gelen vakt-i sükûttur!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="color: blue; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Yazının başında bahar vardı...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="color: blue; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;“İstanbul, bahar, aşk, yalnızlık, anı ve gece.”&amp;nbsp; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="color: blue; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Hepsi birbirine karıştı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="color: blue; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Hoşça kal...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-4612746149895391412?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/4612746149895391412/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/05/oysa-bir-zamanlar-vardn-mektup-oykuleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/4612746149895391412'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/4612746149895391412'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/05/oysa-bir-zamanlar-vardn-mektup-oykuleri.html' title='Oysa Bir Zamanlar Vardın &quot;Mektup Öyküleri&quot; -8-'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-8133015012149024859</id><published>2011-05-28T20:00:00.001+03:00</published><updated>2011-05-28T20:08:08.010+03:00</updated><title type='text'>Şimdiki Zamanın Bencilliği</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;“Bazen durgun bir koyda yürürken ve aslında hiçbir şey ortalıklarda kendini göstermiyorken, an gelir bir fırtına çıkar. Yerle bir olur baktığın o büyük kumsal. Kum taneleri arasından geçer kuytuda bırakılmış ve gizliden gizliye büyütülmüş arzular. Islak bir cumartesi gününü kucaklamışken beden, bir başka ıslaklığı sorar tüm çıplaklığıyla. Geride bırakılmış bir sevdanın izi neredeyse kalmamıştır bile... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Zaman akşama doğru akarken yolcu, bütün pencerelerini kapatıp yerinden kalkar. Yolu uzun değildir, dinleyecekleri vardır, anlatacakları ve belki de bugüne kadar bir diğerinden hiç beklemedikleri. Önce duyarlı bir ses verir, "buradayım" der gibi ama aslında hiç varolmamıştır. İşte günlerden bahsi geçen gün ve seslerden, izi daha henüz çok bırakılmamış bir sesle başladı her şey.” &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Kimlikler… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Yaşamın içerisinde kâh dinlenirken kâh yürürken kâh severken kâh ağlarken kâh koşarken diye sürüp giden bir karmaşanın tam orta yerinde, üzerimize yapıştırılan ve nereye gitsek peşimizi bir türlü bırakmayan yol arkadaşımız. Belki çoğumuzun yandaşlığından hiç rahatsız olmadığı, belki de bazılarımızın yeri geldiğinde üzerinden atmak için uğruna birçok şeyini feda edebileceği, vazgeçilmezliğin vazgeçilebilir kısmı… Nasıl oluyor da kendi içerisinde bu çelişkiyi barındırabiliyor diye düşünenleriniz varsa, emin olun çok kolay bir ayrımı yok. Hele ki ne yapacağını ve onu yaşamının neresinde tutacağını tam olarak kestirememişler için bu öyle kolay yutulur bir lokma değil.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Dönüp arkama ne zamanlar bakıyorum diye kendime sorarken buldum. Galiba insanoğlu kayıplarının arasına bir yenisini daha eklediğinde, küçücük bir zaman parçası bile olsa, dönüp şöyle bir geçmişini ve geride bıraktıklarını kolaçan ediyor. Varken yokmuş gibi davrandıklarını ya da mutluyken mutsuzluğu seçmeyi tercih etmiş olduğu şeyleri düşünüp çıkar bir yol bulabilmek adına, bir geri bir ileri gidip geliyor. Zamanında alınmış kararların bugüne olan etkisini gördüğünde ise verdiği kararların doğruluğu ve yanlışlığı üzerinde hesaplaşmaya başlıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Ben hesap yapamıyorum bile! Varsa yoksa ensemden beni geçmişe çeken o lastik ipin kopması için elimden geleni yapıyor ama ne zamanki uykuya kendimi bırakacağım, işte o anda her şey yeniden eskisi gibi başa sarıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Herkesin kendine göre bir kısır döngüsü mutlaka vardır ya benimki de böylesi tuhaf bir kısırlık. Ne tamamıyla günlük hayatımı çileden çıkartan ne de bana günümün en değerli kısmını yaşatabilen bir kısır döngü. Sanırım gerçekten insanoğlunun en büyük kavgası kendisiyle. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Kendi aklımı alt edebileceğim günü bekliyorum. Biliyorum ki en büyük kazancım işte o an olacak. Yıllardır bu işin içinden çıkamamamın bedelini bir şekilde ödedim. Seçimlerimin ağırlığını, bana verilen yüklerin ya da kendi üzerime bile bile aldığım yüklerin yorgunluğunu an be an hissettim. Belki de bu yüzden bugünlerde soranlara gülümsemeyi unutmadan “çok yorgunum” diyorum. Derin bir nefes alınca çıkıp gidiverse diyorum her şey. Sonra durup vazgeçiyorum. Acısıyla tatlısıyla senindi onlar, sahiplen. Sahipleniyorum da ama bir türlü bu çetrefilli düşüncelerden de kurtulamıyorum. Dedim ya bu tuhaf bir kısır döngü…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;“Haliç’in gözleri henüz ıslanmamıştı o öğleden sonrası. Adımlarımın beni hangi duygu sonuna hazırladığını biliyordum ama bilirsiniz, bazen bilmek yeterli değildir. Bile bile körüklersiniz içinizdeki ateşi. İstemediğiniz bir “son” durur, hani o bildiğiniz başlangıcın hemen yanı başında. Kederlerinizi bir süre de olsa rafa kaldırmayı, onu düşünmeyi, anları doya doya tüketmeyi, paylaşmayı istersiniz. Kısacası bilmeyi bilmemeyi istersiniz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Zorlukların içinde yetişen bir aşkı kazanmak, her defasında daha çekici gelmiştir. Oysa en büyük acılarınızın müsebbibi hep o tanıdık zorluklardır. Nedir bunca didiniş içerisinden çekip çıkarmaya çalıştığınız, o zorlu aşk? Alıp verilemeyen, türlü serzenişlere iten, söylenmeyecekleri bir bir söyletme gücünü verdiren bu aşkın çekemediği nedir kendi kendinde…” &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Bir öyle bir böyle, hem onla hem onsuz, ne yerde ne gökte bir türlü hiçbir yere sığmayan anılar, sığdırılamayan bir ten. Günlerin koynunda hesapsız bir sürükleniş. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Anlayacaklarım da varmış derken anlatılanların ama en çok da anlattıklarımın içerisinde sıkıştım kaldım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Duvarların baktıkça konuştuklarından, bindiğim dolmuşun sana götüren mutluluğundan, bihaberim. Sanki hafızamın benim bile daha önce hiç fark etmediğim bir yerinde garip kıpırdanmalar oldu ve ben yalnızca tek kişilik yastığa, çift kişilikmiş gibi sarıldığımda uyumak ve bir daha uyanmak istemiyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Sabahın, o mahmur sıcaklığında kalkıp uzun bir yürüyüş sonrasında, yemyeşil bir vadinin gövdesine uzanıp boylu boyunca doğanın aşkını kalbime doldurmayı istiyorum. Uzun upuzun kuru gül dalının tekilliğinde, o arabanın hemen yan koltuğundaki boşluğunda, onu gördüğüm ilk güne geri dönüp tek celsede bitecek bir sarılışa yeniden kendimi bırakmayı bekliyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Şimdiki zamanda kocaman bir bencilliğin düşlerimi perçinleyen sandalında ve mısır kokularının bekleyişinde, sus payı bırakıyorum yaşananlara.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Bilsen ben bu çoğullukta neleri aklımdan geçirip hala gülümsüyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-8133015012149024859?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/8133015012149024859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/05/simdiki-zamann-bencilligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/8133015012149024859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/8133015012149024859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/05/simdiki-zamann-bencilligi.html' title='Şimdiki Zamanın Bencilliği'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-1158255676186010375</id><published>2011-05-25T22:30:00.033+03:00</published><updated>2011-05-25T22:30:00.765+03:00</updated><title type='text'>Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -35-</title><content type='html'>Bir yerlerden çıkarsın biliyorum. Şu an içindeki çocuğun şaşkınlığına kapıldın onunla birlikte yol alıyorsun sadece. Hem neden sen de bu karışıklığın içerisinde durasın ki? Seçimlerini çoğu zaman sevdiğimi bilirsin zaten. Yani ben, elimden geldiğince işte sana anlatmaya çalışıyorum. Belki bazen kırılıyorsun, kırıyorum seni elimde olmadan. Yine de küçük ve anlamlı dokunuşların beni kendime getireceğini sen de gördün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanık olduğun dünya bugünlerde çok iyi değil. Her gün yeni bir başlangıçla aslında bitişin öyküsünü yazıyor gazeteler. Manşetler, gazete mizanpajları, televizyonlar beni yoruyor. İçimde daralan yolları iyice tıkıyor. Kapatıyorum. Bir tek senin sesin dolduruyor bu evin içini. Kısacık zaman dilimlerinde misafirim oluyorsun. Ne kadar oldu hatırlamıyorum bir defa daha yazmıştım buna benzer şeyleri. Hayat dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyor. Ya da ben hiç değişmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sen yine telaşlandın, bunu hissedebiliyorum. Oysa gerek yok. İyiyim. Belki biraz uykusuz. Daha fazla okur daha fazla yazar oldum. Haberin oldu mu? Elbette, sen de benim gibi takip ediyorsun yaptıklarımı. İçinde bir yer var, ona devrediyorsun diğer kalan her şeyi. Ben alamazdım. Yani devralamazdım. Zaten vermedin de; yine de aklıma geldi işte. Sen olmasaydın böyle bir şeyi denemeyecektim. Ben, diğer ben ve sen ile yol almak kolay değil ne de olsa. Zamanda, eklerde, mekânın belirgin netliğinde değişme var. Yazdıklarım hangi ben? Sen tüm bunların neresindesin? Sen dediğim kişi sen misin? Hepsini biliyorum. Hiçbir şey aklımdan uzakta meydana gelmiyor. Bilerek hazırladım bu kombinasyonu. Varlığının her yerine yavaş yavaş sızdım. "Sızmak" ne güzel bir kelime!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz geriye doğru gidelim hadi. Renkler var. Sarı, kırmızı, siyah, mavi, bordu, altın sarısı. Uçsuz bucaksız bir gökkuşağının altındaymışım hissi veriyor her biri. Az kaldı, içlerinden birine dokunmama çok az kaldı. Belki de onlardan biri burada yok. Yazdım. Teker teker not aldım. Unutmamak ve hatırlamak için yeşil bir kalemle altını çizdim renklerin. Renkler ikilendi. İki renk var. Yakında, çok yakında sana hiç dinlemediğin bir hikâyeden bahsedeceğim. Merak etme, eminim ki o hikâyeyi daha önce hiç duymadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine aynı yere saklandın değil mi? Olsun. Nasıl olsa çıkacağını iyi biliyorum. Nasıl başlayacağımı düşünmüyorum. Belki de tam konuşurken sokaktan gelen bir sesle... Ses olmaz. Başka bir şey bulmalıyım. Geç kalmış olabilir misin? Bu hiç değil. Gece kapanıyor, çabuk olmalıyım. Kahretsin, hiçbir şey yok! Vazgeçiyorum. Ben yalnızca nasıl başlayacağımı iyi biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süredir böylesine çözülmemişti.&amp;nbsp;Sana anlatacaklarım var. Birikenler arasında teker teker söylenmeyi bekleyen cümleler. Hepsini duymaya hazır mısın?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-1158255676186010375?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/1158255676186010375/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/05/frekans-bozuk-radyo-alcs-35.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/1158255676186010375'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/1158255676186010375'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/05/frekans-bozuk-radyo-alcs-35.html' title='Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -35-'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-6372380504305394662</id><published>2011-05-17T22:57:00.001+03:00</published><updated>2011-05-17T22:58:43.499+03:00</updated><title type='text'>Gökdelen Dünyası</title><content type='html'>&lt;div align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Yükseklerin bakış açısı...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right" class="MsoNormal" style="text-align: right;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Uzun ve yorucu bakışlar...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-weight: normal;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Gökdelen dünyası...&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Ben buradayım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Her şey çok tanıdık. Kelimeler kesişiyor ve içimde dillenen sen, biz ben'den öte. Bazen açtığın parantezlerle bitiyorum, içindekiler gibi. Henüz buradayım -ki bunlar fazlasıyla tanıdık.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Her öne doğru eğilişinde, ekranımda bir dudak izi kalıyor. Bir deniz kabuğunun içinde mi yolculuk ettin? İzliyorum, burada olsaydı diyorum. Atlantis’ten gelen adamla tanışmış olurdun. Bir tek sen. Yaklaş, öpeceğim. Her duraktan bir aşk daha binecek. Kocaman bir öpücük verirsen yorgunlularını asmaya, düşe koşmaya gideceğim.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Damlaların arasından küçük adımlarla yürümeye çalışırken, serinliğine karıştı bu ten. Her noktada bir yalınlık, tatlı bir karmaşa. Gözlerinde başladı gece bakınca unutkanlığım olan...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Dosya uzantılarında çoğalan paylaşımlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Bir türlü gerisini dolduramadığım düşüncelerin ağırlığında geçirilmiş garip bir kış yorgunluğunun ardından, tanıdık dünyanın kapısını biraz telaşlı, biraz da ürkekçe araladım. Kapının arkasında uzun süreden beri ara verdiğim bir sesin orada olup olmadığını, olsa bile bana açacak bir kapısının olup olmadığı bilmiyorum. Belki de bu nedenle üzerimdeki hafif tedirginlik. Giderken bırakılan eşyaların yerine konan sözler kim bilir hangi tarihin hangi bilinmeyen satırları arasında sıkışıp kaldı. Eski ve tanıdık bir konuşmanın penceresine sığınıp, olmayan; ama olması umut edilen bir birlikteliğin düşlerime vuran gölgesinin altında şaşkınlığımı, ulaşma çabalarımı saklayamıyorum. Elbette ki kendimden... Sen orada mısın ya da orada olacak mısın henüz sezemiyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Gelirken hüzünlü yanımı, günlerden sonra belki atabilirim umuduyla yanımda getireceğim. Bir başlangıç koyuyorum harflerin üzerine...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Günün mönüsü yollara endeksli. Çıkmaz dediğim bir beyazlıkta, belki de aslını ürkütecek şekilde beyaz, yârin dokunuşu… Bilmediğin bir tenin gece uykusunda uyumanın verdiği rahatlık dilime; yün çilesinden ayrılan ip, ruhuma dolanıyor. Henüz yağmuruna karışmasam da şehrinde, büyür sevda...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;“ - Yani senin yanındayken, konuşmasak bile birbirimize anlattığımız hikâyelerimiz ve anlamlar geçecek içimize. Sonra diyeceksin ki ortak bir hikâye yazalım ama gerçek olsun. Elleri, kadının elleri arasındaydı" yazarken, sen ellerimi avuçlarının içinde tutuyor olacaksın. Böyle bir gerçeklik. “Dudak” yazdığında, öpüyor; “saçların” diye yazdığında, saç tellerini tırmıklayan parmaklarımı bulacaksın. Ne zaman adam “gidiyor” diye yazarsan; onu hep sana dönüşlerinde karşılayacaksın. &amp;nbsp;Sonra “uyku” yazacaksın; göğüslerinin üzerine başını yaslamış, huzurun titreyen tadıyla uyuyan adama bakacaksın. Tıpkı “gözyaşı” yazdığında, ağladığın geceler gibi balkonunda evreni seyreder gibi&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Uyku ve uyanıklık arsında saçmasapan bir yer. Gökdelen dünyası ne de olsa.&amp;nbsp;Şaşkınım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Bir ses duydum ama o sen miydin?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Omuzlarını öyle buruk bırakırsan, her an sarılmak isterim.&amp;nbsp; Yanağım yanağına merhaba der, sonra bir elimle kulağını kapatır, açık olana fısıldarım: “Gecene sarıl.” Sabah sana uyanmam için uyumam gerek. Uç uç böceği kanat çırpıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-6372380504305394662?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/6372380504305394662/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/05/gokdelen-dunyas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/6372380504305394662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/6372380504305394662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/05/gokdelen-dunyas.html' title='Gökdelen Dünyası'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-4179227715054759979</id><published>2011-05-17T01:22:00.001+03:00</published><updated>2011-05-17T13:30:46.790+03:00</updated><title type='text'>Hâlâ ve Sonrası</title><content type='html'>Masanın hemen altında oturuyorum. Buradan başka gidecek yerim yok. Şimdilik böyle sessiz sedasız kalmayı tercih ediyorum. Bilirsin, ben en çok böyle anlarda konuşurum. Kirpiklerime düşen iklim hırsızlarını iyi tanırsın. Belki de son defa bu masanın altındayım. Üst tarafta olan bitenlerle ilgilenmiyorum. Yüzleşemeyeceğim anılar biriktirmeyi, korkuların karşısında direnmeyi sen anlattın bana. Masalın en başındaki o yağmur her şeyin tanığıydı. İçini kemirenlere dokunamıyorum. İzin yok. Kuytu köşelerde saklanıyorum. Saçlarımla yüzümü kapatıyorum. Her şeyi senin için yapıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir cümlenin içine "hâlâ"yı eklemekten çekiniyorum. Oysa içimdeki resimlerin karşılığı bu kelimede saklı. Korkuyorsun. Eriye eriye siliniyor cümlelerin izleri saman kâğıtlarından. Buruşturup bir kenara atarken yandı canı harflerin. Sakladığım her yer yok olup gidiyor zamanla. Bir kitabın ön sayfasına imzalanmış duygular, sıkı sıkıya tuttuğun gövdem, heyecan içinde adımla seslendiğin günler, kahvenin bitmek tükenmek bilmeyen kokusu, dilinde sevdiğin şarkıları mırıldanarak çıkıp gittiğin kapının kapanışının son sesi birer birer yok oluyor. Her şeyin bir ertesi güne bırakıldığı mısralarda soruyorum sana:&lt;br /&gt;Ya sonrası?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-4179227715054759979?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/4179227715054759979/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/05/hala-ve-sonras.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/4179227715054759979'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/4179227715054759979'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/05/hala-ve-sonras.html' title='Hâlâ ve Sonrası'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-6463225036630469229</id><published>2011-05-13T23:04:00.002+03:00</published><updated>2011-05-13T23:08:03.044+03:00</updated><title type='text'>Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -34-</title><content type='html'>Durup düşünmek lâzım biraz burada. Bu sayıda. Derin bir nefes alıp yaslandığın yerde sapasağlam durmak. Görüntüler var. Seslerle gitgide çıkmaza sokup sonra yeniden tanıdık, bildik yerlere götürdüğüm. Birkaç adımda sonlanan yollar ve o yolların başında ne olduğunu anlamakta kimi zaman zorlandığım bir fotoğraf karesi. Bilinmeyen anların çekiciliğine kapılmak! Kaç zamandır yürüyorum. Kapılar sıkı sıkı kapalı. Ardımda ne vardı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işıklar yanıp yanıp sönüyor. Odanın avuçlarında hiçbir şey yok. Bomboş. Durmadan değişen müzikler, sarhoşluk veren kokular, tek tek vurulan harflerin sonrasında büyüyen kelimeler. Cümle. Cümleler iç içe geçiyor. Yazılışlarını unuttuğum birleşik hezeyanların arasında bir yerde sıkışıp kalan, belki çoğunu henüz hiç duymadığım anlamların peşinden gidiyorum. Siliniyor kelimeler. Yeniden yazıyorum. Yazdıkça her paragrafta baştan aşağıya yeniden var ediyor kendini şüpheler. Etkileniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim yok. Hâlâ duvardaki o dikdörtgen boşluğu neyle dolduracağımı bilmiyorum. Sayısal verilere takılıp kaldıkça işin içinden çıkamıyorum. Başucumdaki sayfalara bakıyorum. Belki onlar doldurabilir. Her şeyi toparlamalıyım. Oyuncaklar, meleklerden örülü uzun sarı zincir, yanyana duruşlarını yıllardır bozmadığım mumlar, cd'ler, kitaplar, filmler...Heyecanla başladığım bu serüvenin kulaklarımda bıraktığı çınlamayla yeterince düşünmediğimin farkına varıp otuz dörde geri dönüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakinlik. Belki biraz sakin olursam her şeyi yoluna koyabilirim.&amp;nbsp;Karmaşa yok. Oradan sıyrılalı epey zaman oluyor. En son geçen hafta mıydı en büyük telaşım? Bedenimin bulunduğum yerde olmasını istememiştim birkaç dakika. Bir mekânı bütünüyle gözlerimin içerisinde boşaltmaya çalışmış, bakmakla görmek arasındaki farkı sahneye koymuştum. Görmüyordum. Ama sağ yanımdan düşen gölgesi hareket ettikçe aşina olduğum şeyleri hatırlıyordum. Ayak üstü konuşmalar... "Dikkatimi dağıtma" uyarısı. Çakır sessizlikte kocaman bir serzeniş. Epey dediğim zaman yalnızca birkaç sayılı saatten mi ibaret?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolmayacak o boşluk. Duvarın o rengini seviyorum. Gidip elimi uzattığımda, köşelerine dokunduğumda bana kalan duygularının, beni tanımsız bırakan varlığının, doldurmak için hayal ettiğim anların yok olmasını istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine düşünmedim. Düşünemiyorum. Başlangıçlar iyi ama gelinen noktada her şey tersine dönüyor.&lt;br /&gt;Şimdi gitmeliyim.&lt;br /&gt;Daha sakin.&lt;br /&gt;Sakin.&lt;br /&gt;Hiç değilse bu sayıda.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-6463225036630469229?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/6463225036630469229/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/05/frekans-bozuk-radyo-alcs-34.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/6463225036630469229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/6463225036630469229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/05/frekans-bozuk-radyo-alcs-34.html' title='Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -34-'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-9040056059049136980</id><published>2011-05-09T21:35:00.000+03:00</published><updated>2011-05-09T21:35:47.668+03:00</updated><title type='text'>Ömür Törpüsü Anılar</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Benim anı kutusundan ziyade bir anı sandığım var. Ankara'da. Orada bıraktım yedi yaşından beri sakladığım her şeyi. Evet onlar elle tutulabilir şeyler. İlk aldığım şeyse sekiz dokuz tane bilezik. İnce bileklerime rağmen bin bir mızmızlıkla teyzemden istediğim, ailenin en hikâyesi bol, en cadı yeğenine daha fazla dayanamayıp verdiği ve hâlâ da büyük gelen, &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;gümüşten bir çocukluk özeti.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Sonra o taşlar. Küçük bir çocukken, merdivenlerin hemen bitimindeki beton bölmede, okul çıkışlarında canhıraş oynamak için gittiğim evin hemen altından ilk defa döne dolaşa seçtiğim, sonraları gittiğimiz her ilçeden ve her ilden toplayıp bugüne kadar taşıdığım; o küçük ellerin küçük "beş taş" taşları...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif;"&gt;Bir de ortaokul sıralarında öğretmen korkusundan çıt çıkaramayıp her şeyi yazarak anlaştığımız zamanlardan kalma, sıra arkadaşımın bana verdiği, arada benimkilerin de yeniden bana geldiği &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;"fısıltı notları"...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Kimsenin okumadığı ilk şiir denemelerim, el işi kâğıtlarından yapılmış origami çalışmalarım ve daha aklıma gelmeyen neler neler... O sandık Ankara'daki evin bodrumunda duruyor. Kocaman. Hepsi yedi-yirmi dört yaş arasını kaplıyor. En son içine atmaya kıyamadığım iktisat ders notlarımı koymuştum. Yazılarına özen gösteren, düzenli not tutan biriydim. Yazmadan hiç çalışamadım ben. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Anılar kuşbakışı görüntüsüdür düşlerin.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt; Birgün zamanı gelir büyürsün, hatta yaşlanmaya başlamışsındır bile, işte o zaman geçmişin kendini sakladığı o zindan daha bir hızlı yürür bulunduğun yere, odana, kalemine, düşüncelerine... Dağınıktırlar. Ne kadar toparlamaya çalışsan da görüntüler öylesine hızla gelip geçer ki hangi duygunun içerisinde tutsak olduğunu, çoğu zaman anlamak kolay değildir. Hayal kırıklıkları, yaşanan aşkların bağbozumları, yalnızlığın ilk defa bireysel tarihinde kazandığı anlam, mutluluklar, sevinçler... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Başka birinin kutusuna sadece "düşlerimi" ekleyebilirim. O kelimelerin hepsini yıllardır yazılarımda, yaşantımda tutuyorum. Bazen fısıldayarak bazen avazım çıktığınca bağırarak. Şimdi dahi yazarken onca şeyi erteleyip bir süre düşündüm de... Düşündüm de yazamıyorum. İçimde bir kapı, hep aynı sesi duyuyor. İlk tık sesindeki görüntüler aklımdan çıkmıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Mutluluk:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt; Kalp atışlarıdır harflerin hangi kelimeye bağlanacağını bilmeden coşku içinde kalemin ucunda pıt pıt...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Kalem:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt; Düşlerimin o cızırtılı sesiyle akıp gitmesini sağlayıp içimdeki okyanusları birbirine katan...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Sevgi:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt; Bilinmeyen öyküsüyle gelip koca bir ormanın ağacı olmak...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Kitap:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt; Boyumdan büyük bir kütüphanenin uzanmak için zıplayıp da başıma düşürdüğüm, kimi zaman canımı yaksa da beni hiç mi hiç bırakmayacak olan bir büyü...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Çocuk:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt; Hep taşan hep taşan ve dizlerimizde onurlu bir iz gibi taşıdığımız yaramazlığımız...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Oyun:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt; Pantolona girmekten kaçıp külotla koltuklar üzerinde yürümenin zevki...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Müzik:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt; Girişini öğrendiğim ama çıkışını bir türlü bulmadığım, bulmayı da istemediğim bir tek bana ait kelimelerle yürüdüğüm lâbirent...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Şehir:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt; Ankara'da başlayan hayallerin İstanbul'da birgün sonlanacağını ve bir zamanın bütün yollarını yazılarla taşırdığım yol çizgileri...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Yol:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt; Hep bilinmeyen...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Saklıyorum her şeyi. &lt;i&gt;Anılar biraz da ömür törpüsü değil midir kulağımızda çınlamasını hiç sonlandırmayan?&lt;/i&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-9040056059049136980?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/9040056059049136980/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/05/omur-torpusu-anlar.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/9040056059049136980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/9040056059049136980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/05/omur-torpusu-anlar.html' title='Ömür Törpüsü Anılar'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-191381084680590452</id><published>2011-05-01T22:31:00.000+03:00</published><updated>2011-05-01T22:31:10.765+03:00</updated><title type='text'>Hatırlananlar</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Bir mevsim... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Hangisi olduğu önemli değil!! &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Tepeden tırnağa kadar üşümüş müydüm yoksa sıcaktan bunalmış mıydım?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Bunun da bir önemi yok!&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Sus payı bırakmıştım herkese. Sustum ve yalnızca izledim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Kimi zaman kavruldum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Kimi zaman kül oldum. Kimi zamansa iliklerime kadar dondum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Bazen tasavvur edemiyor insan attığı adımların dönüşeceği yıkımları y&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;a da düşünse de kondurmak istemiyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Bir zaman...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Hangi aralık olduğu önemli değil!&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Yeni bir yaşamın muştulayıcısı gibi gelmişti. Korkmuş muydum yoksa kendime güveniyor muydum? Önemliydi. Sevdiğim şeyleri yanıma almıştım. Hiçbir eşya içimde beliren duyguların, oluşturduğum izlerin, sızlasa da çoğu zaman yine kendi kendime sardığım yüreğimin sıcaklığını vermiyordu. Eşyalar ancak duygularla varlıklarına anlam katabilirlerdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Yazmak dedim. Yalnızca yazdım.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Kimi zaman savaştım, kimi zaman seviştim, kimi zamansa yoruldum. Ama yaşadım.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-191381084680590452?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/191381084680590452/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/05/hatrlananlar.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/191381084680590452'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/191381084680590452'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/05/hatrlananlar.html' title='Hatırlananlar'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-4173758662999854530</id><published>2011-04-26T17:03:00.001+03:00</published><updated>2011-04-26T17:04:49.850+03:00</updated><title type='text'>Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -33-</title><content type='html'>Bir telaştır aldı gidiyor. Sanki hiçbir filme yetişemeyecek, tiyatroların son oyunlarını kaçıracak, aldığım konser biletlerini, konser yerlerini bulamayacağım için yakacak gibiyim. Komik değil mi? Sakin sakin devam ediyoruz yine de. Sırası gelmeyen zamanların heyecanından olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hangi anlarda böyle bir tedirginlik silsilesine kapılır ki insan? Çok düşünüp de söyleyemediğiniz, en az sizin de benim şu an veremediğim cevaplara benzer cümleleriniz, birkaç sözünüz eminim sıkışıp kalmıştır bir yerlerde. Aranızda var mı bunun nedeninin ne olabileceğini düşünen? Her şeyi taradım, yok. Uygun, aklıma yatan bir bilgi bulamadım.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Değişimin eşiğindeyken bana hep başka başka şeyler olur. Kimi zaman karşılaşmalar artar, geçmişe dair izler birdenbire bugün içinde yerlerini almaya başlar, beklemediğim cümleler duyar ya da ilginç denebilecek tesadüflerle karşı karşıya kalırım. Şimdilik her şey olağan seyrinde devam ediyor. Olanların hiçbirisi olması gereken zamandan farklı değil. Birkaç ay öncesinin hazırlıkları şimdilerde anlamlı hale gelmeye başladı. Gürültüler yok denecek kadar az. Biraz olabilirdi. Daha doğrusu bir parça mutlaka olurdu. Sessizlik aşırıya kaçmamalı. O anlarda kendimi taşımaktan yoruluyorum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yan tarafta konuşulanları duyamıyorum. Günün belirli saatlerinde iki ya da üç kişi o odaya girip bir şeyler konuşuyor. Önceden hiçbirisinin böyle alışkanlıkları yoktu. Son bir-iki yıldır kapılı kapılar ardında mırıl mırıl bir şeyler söylüyorlar. Gölgelerini görüyorum. Başımı çevirmesem de bir ileri bir geri giden, sanki yürümeden konuşamayacaklarmış gibi sürekli hareket ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba dışarıda hava nasıldır? Sabah boynumu delip geçen rüzgâr hâlâ aynı sertlikte davranıyor mudur? Karar verdim, yarın göğüs kafesimin içine girip bir süre orada oturacağım. Kalbin tutsaklığı ya da tutsaklığın en çok kalbe yakışabilme ihtimalinin oluşu tesadüf olamaz değil mi? Yakışıyor mu? Oturup oradaki karanlığı izleyeceğim. Karanlıkta da güzel ve iyi şeyler olabiliyor pekâlâ.&lt;br /&gt;Her an yanılabilme ihtimalimiz var. Değiştikçe değişiyor... Sanırım bu cümlenin sonunu getirebilecek kadar zamanım yok. Bir şeyler bildiğimi biliyorum ama bu bildiğim şeylerin bütün olup olmadığına dair şüphelerim var. Eksikliklerle başa çıkabilmek iste....m / Bu cümle kimilerine göre böyle: "Eksikliklerle başa &amp;nbsp;çıkmayı iste&lt;b&gt;ri&lt;/b&gt;m." Kimilerine göreyse şöyle: "Eksikliklerle başa çıkmayı iste&lt;b&gt;miyoru&lt;/b&gt;m." Birkaç harfin elinde olunca değiştikçe değişiyor/uz. Aklımdan çok acayip fikirler geçiyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben bu "bahar"dan hiçbir şey anlamadım.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-4173758662999854530?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/4173758662999854530/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/04/frekans-bozuk-radyo-alcs-33.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/4173758662999854530'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/4173758662999854530'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/04/frekans-bozuk-radyo-alcs-33.html' title='Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -33-'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-4853257666037889608</id><published>2011-04-25T23:42:00.000+03:00</published><updated>2011-04-25T23:42:37.637+03:00</updated><title type='text'>Uykusuzluk Merdivenleri</title><content type='html'>Uyuyacaktım. O müzik beni alıp o merdivenlerden aşağıya indirmeseydi. Ama indim ve şimdi yukarı çıkma çabasına girmek istemiyorum. Öyle usul usul da inmedim. Yuvarlanmak deseniz, o da değil. Bildiğim, çok hızlı bir şekilde zeminle kavuştuğumdur. Eskiyle yeninin karmaşasını bu zeminde hissetmek zor olmuyor. Hepsi istediği kadar üzerime gelebilir. Bugün korunaklıyım. Bugün sızıntı yapabilecek, fark etmeden beni alıp bambaşka yerlere götürebilecek yanlarım açıkta değil. İzin yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek bir yerdeyim. Sonsuzluk hissini hiç anlayamadım. Adını böyle koymak istesem kime ne? Adı öyle olsun. Vardığı yeri bilmediğim ama ötelerde, çok uzakta bir yerlerde olduğunu yalnızca bir kelimenin izinden giderek hayal edeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra fotoğraflar var. Parmaklarını bilmediğim yolcuların makinelerinden çıkan...Duygularını, sesini bilmediğim fakat bir şekilde yanımda olduklarını bildiğim... Boyutları önemli değil. Hangi düzende çekildikleri de. Kare, dikdörtgen belki de bir köşesinden kesilmişlerdir. Olamaz mı? Olsun. Olasılıkları da devre dışı bırakmayı istiyorum. Burası benim yeryüzüm. Yüzüm. Şekillendiği duyguların arta kalan parçalarından toparlamaya çalıştığım, ritimlerin içinde hapsolmasını istediğim yüzüm. Belli belirsiz de olsa adım sesleri duyuyorum. Duymak... Daha yaklaşmadan kapı önüne o en sevdiğin hayali kucaklamaya çalışmak ve birazdan bitecek bir yazının içerisinde bile olsa onunla yol alıp sabahı karşılamak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyuyacaktım. Merdivenlerin en alt basamağında oturup kalmasaydım. Bir hızın önünü böylesine kesmeseydim. Bir mektubun tek kelimesini göndermekle göndermemek arasında kalmasaydım. Göndermedim. Kelimeyi kendi içinde değersizleştirmeyi istemedim. Yüzlerce yazılmış kelimeden birisi eksik kalsın, onu o hiç okumasın istedim. Kararların ardına bırakıp eski bir cümlenin izinden gitmeyi seçtim. O cümleyi bir daha hiç hatırlamayacak olsak bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uykusuzluk merdivenleri bana silinmeyenleri, silmeyi istemediklerimi, zorla silinmeye çalışanları anımsattı. Orada daha başka neler var? Meselâ şu bağıra bağıra şarkı söyleyen kadının ruhundan da izler var mı? Olmalı. Hem o çağırmıştır belki de bütün bunları. Beni bilinmeyen bir şekilde getirip buraya bırakmıştır. O da sonsuzluğun ne anlama geldiğini, nerede olduğunu bilmiyordur. Ayakları yalınayaktır.Yeryüzümü, o da en az benim kadar hissedebiliyordur. Çıplak ayakların tende bıraktığı her iz, yara olmayabilir pekâlâ...Biliyorum, bugün onun da olmayı istediği yer burası. Yanım. Yana yana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık uykunun basamaklarını çıkmanın zamanı geldi. Buraya gelişimden farklı olarak yavaşça kalkıyorum bu son basamaktan. Geceliğimin kenarlarına bulaşan hangi zamandan kaldığı artık çok da önemli olmayan tozlardan kurtulmaya çalışan birkaç hareketle, aynı çukura başımı koymaya gidiyorum. Harfleri yumuşatan bütün şapkalardan özür dileyerek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-4853257666037889608?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/4853257666037889608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/04/uykusuzluk-merdivenleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/4853257666037889608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/4853257666037889608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/04/uykusuzluk-merdivenleri.html' title='Uykusuzluk Merdivenleri'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-5869248119607523429</id><published>2011-04-20T22:32:00.002+03:00</published><updated>2011-04-21T01:05:03.039+03:00</updated><title type='text'>Ya İçinde Ya Dışında</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Çöl susuzluğundan gün(düz)e düşürülmüş fotoğraflar gibi kalır kadın. İncinmiş başucu şarkılarının yalnız haykırışlarında, koca bir gökyüzünün, masmavi aldanışlarından kaçırılmış bir sonbahar sözüdür yüreğinde sakladıkları... Gece oturunca kan gibi damarlarına, göz kapaklarında sonlanır uykusuzluğun ağrılı nöbetleri.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ya sabah olacak ya da gece bir daha hiç eskisi gibi yaşanmayacak!&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Hep yola çıktığımda dökülmeye başlıyordu yapraklar. Dudaklarına çilek kokusu bırakmıştım ama o susuyordu. Suskunlukların yırtıldığı birkaç kelime duysam, sigaranın odayı dumana boğan zifiriliğinden biraz olsa arınabilsem, telafisi olmasa da can evinin yakıcı zehrini, biraz hafifletebilirdim. İşleyen zaman ben hep böylesine sızlarken mi unutuyor geçirgenliğini?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Biraz daha üzerinden geçtim ruhumun. Biraz daha olanları anımsatmaya çalıştım yorgun düşlerime. Evin odaları arasında birkaç kısa adım attım. Duvarda yeri değişmiş çerçeveyi düzelttim. Beğenmedim, yerine başka bir resim koydum. Tozlanmış ama hala ilk günkü gibi yaz sıcağını üzerinde tutan, camdan lalelerime baktım. Turuncu yapraklarında uzaklaştım olduğum yerden. Seni aradım. Tüm kapıların kapalı, tüm sözlerin mühürlüydü. Kaçtım, durdum, baktım, yürüdüm, kıvrandım, bağırdım. Hiç durmadan saçlarıma bıraktığın kokuyu çekiştirdim, koparmaya çalıştım. Olmadı. Gece arsızdı ve sen gecenin solgun hıçkırıklarında sessiz bir yargıçtın. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Düşünüyorum. Bugünlerde belki de tüm birikmiş hesapları da hesaba katarak, düşünüyorum. Yarattığım onca güzel şeye rağmen, bana rağmen, benden gidenleri... İhaneti en yakınından gelen, yüreksiz ve zavallı insanların içimde açtığı karmaşık duygusuzluğun nelere yol açacağını düşünüyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Habersiz adımların, er geç yine kendisine döneceğini hiç mi bilmez insanoğlu? Hiç mi kör, kahpe bir kurşun tarafından yeri geldiğinde yine kendi içinin vurulacağını hiç mi bilmez? Şimdi Tanrı'nın yarattığı bir canda, giden Tanrı'yı düşünüyorum. Üzeriden geçip gideceği köprülerin halatları birbirini tutmadığı zaman medet umacağı yokluğu... Koca bir okyanusu, küçücük bir dere için görmezden gelince can aldığın canın kanından olan, nefes diye hangi havayı soluyacak ömrü boyunca? Değil mi ki ihanet, yalnızca bir insan kınına saklanmış en aciz ama gölgesini bıraktığında, birdenbire en kudretli oluveren? Zayıflığı, kişiliğin elbiselerinin altından sinsice işleyen?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Ne çok soru düşüyor aklıma. Bir ömür, daima bir diğer ömrü isteyerek geçireceğiz anlaşılan.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;b&gt;" Kalk gel hadi... Üşüyeceksin burada. Hadi ama... Üzülme daha fazla..."&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Bilincin içine gizlenen bilinçsiz davranışların yol açtığı yıkımın gecesinden arta kalanlardı kasılmalarıma sebep olan. Loş ve soğuk bir odada t&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;ıpkı bir cenin gibi kalışım&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;, bana karnımın sol yanında duran doğum izini ne denli ağır taşıdığımı hatırlatmıştı. Doğarken acısını dahi hissetmediğiniz bir iz, yıllar sonra beklenmedik sözlerin içerisinden çıkıp kendini fark ettiriyordu. Gecenin biçimini ve saydam duvarlarını yıkan birkaç harf, küçük şeylerin büyüyen gölgesi olduğunda değerini unutturmayacak derecede izler bırakıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Farkındalıklar perdesi gün be gün aralanıp kapanırken içimize, dışımıza sayısız hücre girip duruyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Hiçbir şey bundan ibaret değil elbette ama hepsi bu!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-5869248119607523429?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/5869248119607523429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/04/ya-icinde-ya-dsnda_20.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/5869248119607523429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/5869248119607523429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/04/ya-icinde-ya-dsnda_20.html' title='Ya İçinde Ya Dışında'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-180785912625149340</id><published>2011-04-18T07:30:00.000+03:00</published><updated>2011-04-18T07:30:00.290+03:00</updated><title type='text'>Yine Bir Muammasın</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;Yine bir muammasın! Tebessümün belinin inceden, o uzak köyde kırıldığı yerde. Anlamın çöreklendiği kadehlerdeki şarap tadı çoktan yitip gitmiş. Sen, sen de çekip gitmişsin. Yabancı bir ayrılık taşıyorsun her zamanki gibi. O kelimelerindeki hüzün, sigaranın bağımlı yandaşlığı ve yazmaya değer tüm acılarınla. Kimsesizliğin karanlıklarla buluştuğu gece yarısı nöbetlerinde bekliyor ve mayhoş tatlarla ıslatıyorsun kara kalemle yazdığın kâğıtların üzerini. Bir nefes, bir nefes daha derken son sigaranın tedirginliğiyle noktalıyorsun sözlerini.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;" Çok güzel dokunuyorsun..."&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;Gece hep sancılanıyor, İstanbul gamze gamze doluyor yanaklarıma. O günün hatırına saklıyorum bir parça nanenin tadını damağımda. Bilinmez bir yarım kalmışlığız seninle biz. Tahminlerin belki bir ara durak olduğu; ama sonrasında yan yanalığı zorlayan bir olmazlık edasıyla uzaklaştırıldığı... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;Eski, çok eski bir gönül hikâyesine yer verebilirdik belki. Bakıp da görmemek, konuşup da susmak, dokunup da koşarcasına bir tenden ayrı kalmak bu olsa gerek! Kalbimizdeki yaralar ve kanattıkça kavlayan acılarımız hep ucunda mısralarımızın, dizelerimizin. Beni burada, senden başkası anlayamaz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;" Bak işte tam şurası ve burası..."&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;Gül rengi bir şarap tendeki yolculuğu parmak uçlarına usulca işletti kendini. Gecenin makamıydılar bir koltukta karşı karşıya kalmışken bedenlerimiz. Başımı koydum. Sıcaktın... Kalbin ritmi hep dillenir bu zamanlarda. Savrulup giden yalnızca rüzgâr değildi. Gece, müzik, şarap, dizelerimiz, paylaştıklarımız, çekingenliklerimiz... Hepsi ortak bir savruluşun konuğuydu. Bir avuç zamansızlığının içinde, küçük bir "an"dım, tenine esmerliğimle gölge veren... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;Dördüncü mevsimi terk edeli ve beşinci mevsimde bekleyeli, hayli gün geçti. İkimizin de bir sabah kahvaltısında dile gelmişken kaçındığı isimler, yani kadınları ve erkekleri, o bilmediğimiz mevsimin ikliminde bekliyorlar. İnanmadıklarımızın üzerindeki perde çekilecek ve vakti geldiğinde alınacak parçalanmış ayrılıklarımız.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt;"&gt;"Dudağımda eksik bir şiirin kaldı. Onu vermek için özlüyorum seni."&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-180785912625149340?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/180785912625149340/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/04/yine-bir-muammasn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/180785912625149340'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/180785912625149340'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/04/yine-bir-muammasn.html' title='Yine Bir Muammasın'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-8509802256787867673</id><published>2011-04-17T21:11:00.000+03:00</published><updated>2011-04-17T21:11:00.084+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sait Faik Abasıyanık'/><title type='text'>Ada Yanılsaması</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;“Gürültülü bir günün hemen sonrasında durup da bir saniye bile olsa akla gelen bazı şeyler, insanı bazen uzaklarda kalmış bir anıyı hatırlamışçasına düşündürüyor. Bir süre, bulunulan yerle olan ilişkiniz kesiliyor, sesler kendi içinde tuhaf bir döngünün içine giriyor ve siz o döngünün içinde oradan oraya yer değiştirmeye başlıyorsunuz. Böyle garip bir girdabın etrafınızda dolanıp durduğu sırada içinizdeki karanlık sokaklara sapıp huzursuz bir uykuya yatıyoruz. Çoğul bir şahıs ekine meyletmek belki de en kolayı!” &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Yatağa yattığımda gece saat ikiyi çoktan geçmişti. Ne zaman ki uzun sessizlikler kendini göstermeye başlasa, saklandığı yeri keşfedilmiş küçük bir çocuk gibi korkardım. Korktum. Biraz daha fazla yanında kalsam sormak istemediğim soruları soracak, (aslında sormak isteyip de cevabından korktuğum desem daha doğru) belki de sevimsiz bakışlarını görüp yine bir şekilde kendime, o en güvenli sığınağıma kaçacaktım. O an çok hızlı karar verdim. Koltuktan hızlıca kalkıp "Uykum geldi, ben artık yatıyorum." dedim. Gönülsüzce, bir an önce beni başından atmak istermişçesine sadece " Sen bilirsin." demekle yetindi. Oysa ben 'Biraz daha otur, birlikte uyumaya gideriz' gibi cümleler kurmasını beklemiştim. Beklemek... Hiç olmayacak duyguların üzerinde nasıl duracağını görmeyi istemek gibi bir şey miydi? Ya da zorla bir anın resmiyetini, gerçekleşmeyecek bir beklentinin hemen yanı başında kazandırmaya çalışmak mıydı? Tek bir söz dahi söylemeden beyaz merdivenlerden zihnimde oluşan büyük bir boşlukla yukarıya, yatak odasına çıktım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Çift kişilik bir yatak, odanın girişinde hemen solda duran bir sandalye, kapıya yakın bir elbise dolabı ve pencere kenarında duran ufak, saydam bir sehpadan başka hiçbir şey yoktu. Martı seslerinin artık bir sesten öte çığlığa dönüşen gürültüsü içerisinde buz gibi yatağa uzandım. Birkaç dakika, arkamdan gelir de beni burada yalnız bırakmaz diye düşünüp uykumu bastırmaya çalıştım. Gelmedi. Ne birkaç dakika sonra ne de geldiğini duyabileceğim yakınlıktaki bir zaman aralığında. Sanki o gece adada ikimizden başkası yaşamıyordu. Herkes bir süreliğine gelip sonra yeniden şehre dönmüş gibiydi. Herhangi bir anlamı olmayan odaların yalnızlığı çökmüştü. Boştu, boşluktu, sessizdi ve içimdeki karmaşadan başka hiçbir şey yoktu. Birkaç saat öncesinde seviştiğimiz yatağın dağınıklığı da yavaş yavaş ayaklarımın arasından kayıp gidiyordu uyku sersemi bir yalnızlıkta. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Yorganı gözlerime kadar çektim. Bir tek gözlerim söz geçirebiliyordu karanlığa. Bir tek onlar beyaz duvarların üzerine yapışmış hikâyeleri okuyabiliyordu. Çoğu yıkık, gelip geçici… Çok sordum o gece kendime "Ne işin var burada senin?" diye. Sordum ama bir türlü istediğim gibi bir cevap bulamadım. Kendi cevapsızlığımda kıvrana kıvrana aldığım ilacın da etkisiyle uyumuşum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Bir ara, sabaha karşı dörtte, sağ tarafımdan omzuma değen nefesin sıcaklığıyla irkildim. Uyumadan önceki yorgunluğum hâlâ yerli yerindeydi. Yağmur yağıyordu ve yağmurun sesi hiç bu kadar ürkütücü olmamıştı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Yorganın diğer tarafındaki varlığının tedirginliğime karıştığı bir anda, telefondan yayılan ışığın rahatsız edici yansımasıyla güçlükle de olsa gözlerimi arayabilmiştim. Sonra hemen yeniden kapattım. Uyuduğumu sansın istedim. Yatağın içinde yerini bulmaya çalışan bir bedenin, bir o tarafa bir bu tarafa dönen beceriksizliğiyle ne yaptığını görmek için birkaç defa dönüp durdum. Uyumuyordu. Saatlerdir onu oyalamayı başaran telefonunun dokunmatik ekranına basıp duruyordu. Ona fark ettirmeden gözlerimi hafifçe araladım. Kederli bir yüzü vardı. Yorgunluk, uykusuzluk ve tüm o saatler boyunca aklına takılan bir düşüncenin peşi sıra gelişen belirtiler silsilesi, her yanını kaplamış gibiydi. Sağ elimi yorganın altından çıkarıp yüzüne düşen saçlarını kulağının arkasına atmak ve dudaklarına masum bir öpücük kondurmak istedim. Yapamadım. "Seni özledim." dediğimde "Beni neden özlüyorsun?" diyen bir adamın sözleri geldi aklıma. Aynı adamdı. Zaman alır götürür demiştim içindeki yıkıntıları, o hep bir şeyleri ortadan kaldırma, yok etme duygusunu. Ama zaman ondan yana bir değişime uğramıyordu. Varsa yoksa değişen ve her geçen gün kendi çelimsiz duyguları içerisinde boğulan ben oluyordum. Zaten hiçbir şekilde zamanın bir şeyleri iyileştirdiğine inananlardan birisi olmadım. Bir duyguya esir olmak bana göre değildi. Yine de her defasında bu cümlenin açılışını ben yapıyordum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Çok sonra iki kelime güçlükle de olsa çıkıvermişti ağzımdan. "Ne yapıyorsun?" ( Böylesine basit bir sorunun bile cevabından ürküyor bazen insan.) Neyse ki fazla geciktirmeden: "Bir arkadaşımla yazışıyorum" dedi. Kim diyecek oldum, yüzündeki memnuniyetsiz ifadeyi görünce vazgeçtim. Sessizliği seçmek bu defa daha kolay olmuştu. Bir süre telefonun ışığı ve arada bir çakan şimşeğin beyaz odanın içerisinde yarattığı kısa aydınlatmalarla başımı omzuna koyup onu izledim. Parfümle karışık teninin kokusunu alıyordum ve bu, orada bulunmaktan dolayı oluşan bütün olumsuz, huzursuzluk verici düşüncelerimden uzaklaşmamı sağlıyordu. Her defasında aynı zaafın kurbanı oluyordum. Dokunabileceğim bir tene kavuştuğumda, içimde durmaksızın bağıran kadını doyurmak istiyordum. Arzularından yorulmayan, hep yukarıda taşıdığı duygularının gönüllü kölesi olmaktan vazgeçmeyen, dudaklarına ve omuz kenarlarına bırakılan küçük ısırıkları şehvetli sevişmelere doğru yol açtırmasını iyi bilen bir kurbandım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Apar topar yataktan kalktı. “Nereye?”dediğimde canının sıkıldığını, eski bir mevzudan dolayı tadının kaçtığını söyleyip çekip gitti. Merdivenlerden inişini dinledim. Kahve içmek için çaydanlığına su koyduğunu, mutfakla salon arasında gürültülü adımlarla üç beş dakika gidip geldikten sonra denize doğru duran kanepeye oturup bir sigara yaktığını duydum. Yataktan kalktım. Ayakkabılarımı giymek için eğildiğimde, "Ne yapıyorum ben?" diye okkalı bir soru sordum kendime. Tokadı kendine atmak! Çabucak giydiğim o tek ayakkabıyı çıkarıp yatağın az önce bıraktığım köşesine geri sokuldum. Sonrası, sonrasını hatırlamıyorum. Uyumuşum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Sabah olduğunda uykusuzluğu bahane edecek ruh halini önemsemeyip bir hışımla yataktan kalktım. Bütün kıyafetlerim alt kattaydı. İlk sevişmemiz burada başlamıştı. Siyah dantelli iç çamaşırımı bluzumun altından gördüğünde: “Böyle seksi şeyler mi giyerdin hep?” diye sormuş, cevabımı beklemeden parmaklarını belimin etrafında bir iki defa usulca dolaştırıp hiç geciktirmeden kasıklarımdan aşağıya doğru ilerlemişti. Bütün bedenim kocaman bir buluta dönüşmüştü. Parmaklarının ıslandığını hissedebiliyordum. Ondan sonra da dalgalı bir denizin üzerinde yıkılmamak için kendimi zapt etmeye çalışmış, hırçınlığına yenik düşmüştüm. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Üşüye üşüye merdivenlerden indim. Üzerimde yalnızca sağ kolumun altı hafif yırtılmış dantelli iç çamaşırım ve spor ayakkabılarım vardı. Banyoya gidip elimi yüzümü yıkadıktan sonra apar topar üzerimi giydim. Kahve yaparken buraya gelmeden önceki birkaç saatimi düşündüm. Her şey ne kadar da durağan bir şekilde ilerliyordu oysa. Aklımda yeniden aynı yerde, onunla olmak yoktu. Ama şimdi sabahın bu erken vaktinde,&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bir daha hiç gelemeyeceğimi düşündüğüm bu evde, onunlaydım. Her şey hiç beklenmedik bir hızla gelişmişti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Dün akşam ada vapurunu yakalamak için koşa koşa iskeleye doğru yola koyulmuştum. Üstelik birkaç aydır gitmediğim, sürekli geçiştirdiğim arkadaşlarımın yemek davetinin tam ortasında, "Gitmeliyim!" diyerek aniden evden fırlamıştım. Herkes ne olduğunu anlamaya çalışırken onları terk etmiştim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Takside yol boyunca gelişen olayları düşünüyor, bir yandan gülüyor, bir yandan da anlamsız bir mutluluğun bir saat kadar sürecek yolculuğunun başlangıcına doğru gidiyordum. Tam saatinde vapuru yakalamıştım. Yorgundum. Bacaklarımı karşı koltuğa uzatıp Sait Faik Abasıyanık'ın Havuz Başı kitabını çıkardım ve okumaya başladım. En fazla altı yedi sayfa okuduktan sonra kafamda biriken onca düşünceden, ayıklayamadığım görüntülerden dolayı kitabı bıraktım. Ne okuduğumu anlayamayacak kadar dışındaydım kitap sayfalarının. En iyisi yol boyunca uyumaktı. Ben de öyle yaptım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Adaya geldiğimde yağmurun ıssızlığı her yeri kaplamıştı. Uzaklardan gelen köpek sesleri, vapurdan inen birkaç ada sakinin telaşlı ayak adımları ve yalnız başına yürünecek o yolun korkusuyla, hızlı adımlarla yokuşu tırmandım. Yol öylesine ıssızdı ki böyle anlarda her zaman yaptığım gibi türlü kötücül kurguların içerisinde bir an önce oraya varmak için koşmaya başladım. Eğer hızlanırsam her şeyin üstesinden gelebilirdim. Öyle de oldu. En azından şimdilik!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Eve doğru inen merdivenlerin az ilerisinde beni bekliyordu. Soğuktu. İstanbul çok uzaklardan belli belirsiz de olsa görünüyordu. Sarıldık. İki yakın yabancı gibi...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Ev bu defa geçen geldiğimden daha sıcaktı. Korkudan öyle çabuk çıkmıştım ki yolu sırılsıklam olmuştum. Üzerimde ne varsa çıkardım. Hemen oturamadım. Birkaç adımda salonu dolaştım. Kocaman pencerelerin ardından denizi izledim. Masanın üzerine bırakılmış kitapları gelişigüzel karıştırdım. Yağmur usul usul düşüyordu karanlığın ortasına. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Radyodan odaya yayılan seksenlere ait bir şarkının orta yerinde "Gel yanıma, otur. Ne kadar sevimlisin sen bugün böyle. Bir şey mi oldu?" diyerek beni yanına çekti. Oturduğum yerden geri geri koltuğun en ucuna doğru yaslandım. "Yoo, her zaman ki halim. Daha doğrusu çoğunlukla böyleyim. Ne bileyim" dedim. Gülümsedi. Parmaklarını saçlarımın arasına dolayıp yanağımdan öptü. Sonra dudaklarım, sonra boynum, göğsüm... Onu deli gibi istesem de sürekli değişen ruh halimin serseriliğine ayak uydurmayı tercih ettim. "Yapma" dedim ve geri çekildim. Ne oldu sana böyle der gibi baksa da umursamadım. Büyük pencerelerin hemen önünde duran tekli koltuklardan birine oturup konuşmaya oradan devam ettim. Şaşkınlığını izlemenin keyifli olduğunu hissetmek mi yoksa ona hayır demiş olmanın verdiği pişmanlıkla bir süre baş edecek olmanın getirdiği huzursuzlukla mı oturuyordum karşında? Bazı anlarda duygularıma karşı koyamıyordum. O an için doğru olduğunu düşündüğüm herhangi bir şey, kısa bir süre sonra yerini tatsız, acı veren, anlamsız bir şeye bırakıyordu. Tepkide bulunduğum davranışın ardından geçen zaman ne kadar uzun olursa o kadar kolay asıl istediğime geri dönebilirdim. Belki de saçma bir düşünceydi benimkisi!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Fincanı alıp tavandan yere kadar olan camların kenarındaki koltuklardan birine oturdum. Yağmur hâlâ yağmaya devam ediyordu. İstanbul neredeyse görünmeyecek kadar sisin içinde kalmıştı. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Kendime kuşbakışı bakarak olanlarla hesaplaşmaya çalışan ‘bu kadını’ izlemeye koyuldum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Küçük yudumlarla içmeye çalıştığı kahveden çok uzaklarda, gözlerinin değdiği yerde konaklayan bir iki yol işçisinin çıkardığı gürültüyü umursamadan kim bilir bilinçaltının hangi yaralarıyla konuşmaya çalışıyordu. Kendi hayatının olağan ritminden bir hiç uğruna kalkıp buraya gelmişti. Bilinçli bir şekilde boyun eğdiği kişi ta kendisiydi! Sevilmek arzusu onda öyle büyük uçurumlar yaratmıştı ki karşısına çıkan her erkeğe tutunabilmek arzusuyla kendi dünyasının o herhangi bir şeye muhtaç koridorlarında dolaşmasına izin veriyordu. Sonra da böylesi bir yalnız kalma merasiminin tam ortasında yaptıklarından duyduğu pişmanlığı bakışlarını en uzak noktaya dikerek yok etmeye çalışıyordu. Oysa her şey koca bir yanılsamadan ibaretti. Kendi yanılgıları başkalarının gerçekleriyle çatışmaya başladığında üzerine düşen gerçeklerle baş edemiyordu. Ve şimdi, sabahın bu erken saatinde elinde bir fincan kahvenin dayattığı katı acı tat içerisinde bir an önce çekip gitmenin en doğru şey olduğunu düşünüyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Soğuktu. Bir kahve daha içmek hiç fena olmazdı. O uyanmadan gitmemeye karar vermiştim. Ona bakıp bundan sonra asla göremeyeceğim o yüzü iyice aklıma kazımak, bu büyük yanılsamayı yaşamama neden olan o hiçbir yere varmayacak sözlerini, son bir defa daha duymak istiyordum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Çaydanlıktaki su hâlâ sıcaktı. Fincanı tam doldurmadım. Çantamdan kitabı çıkardım. Yanaklarımı ısıtan kahvenin buharıyla kitaba kaldığım yerden devam ettim. Sayfalar hızla tükeniyordu gözlerimin ucunda. Burgazada’da bir pazar sabahı bu caddelerden, sokaklardan geçmiş büyük bir yazarın kitabını okuyor olmak mekânla ilgili olan huzursuzluğumu biraz da olsa alıp götürmüştü. Öyküler geçip gittikçe ve sona doğru yaklaştıkça düşündüğüm bütün her şey de hızla tükeniyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Kitabın son cümlelerini okurken yukarıdan bir tıkırtı duydum. Uyanmış olmalıydı. Birkaç defa öksürdü. Derinden. Sabaha kadar sigara içmiş olmalıydı. Ayakkabılarını sürüyerek merdivenlerden aşağı indi. Belli belirsiz bir “günaydın” dedikten sonra başından çıkarmadığı siyah beresinin içerisine azalmış saçlarını tıkıştırıp banyoya doğru yürüdü. Arkasından bakarken niye olduğunu anlayamadığım bir şekilde gülümsedim. Belki de kendimle alay edip olayları hiç olmamış gibi göstermenin bir yoluydu bu. Anlamsız, tekinsiz bir mimik…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Güçlükle nefes alır gibiydi. Birkaç defa elini yüzüne bastırıp kendine gelmeye çalıştı. Bir öne bir arkaya eğilip duran bedeninde biriken yorgunluk sadece dün geceye ait değildi. Bunu görebiliyordum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;“Ne zaman kalktın, çok oldu mu? Acıktın mı? Halsizim. Evde de doğru dürüst bir şey yok dilersen giderken yol üstünde poğaça satan bir yer var, oradan bir şeyler al kendine.” dedi. İlk sorduğu sorunun cevabını vermek istemedim. Yalnızca “Aç değilim.” demekle yetindim. Önce düşünceli başlayan cümlesi gittikçe düşüncesizleşmeye başlamıştı. Sinirlendiğimi, kırıldığımı belli etmemek için kendimi sıktım. Zaten gidecektim. Uyanır uyanmaz gidiş yolunun üzerinde olanları sıralamasına gerek var mıydı? O an birkez daha oradaki varlığımın hiçbir anlam ifade etmediğini anlamıştım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;“Saat kaçta vapur var bakar mısın? diye sordum. “12.30’da olması…” cümlesini bitirmesine fırsat vermeden “Tamam ben onunla giderim” dedim. Nedensiz yere paniklediğim her halimden belliydi. Ona belli etmemeye çalıştıkça ağzımdan çıkan sözlerle davranışlarım birbirine geçiyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Pencereden dışarı baktım. Yağmur hızlanmıştı. Öykünün kalan son sayfasını okuyup bitirdim. Kitabı ters çevirip dizlerimin üzerine koydum. O sırada arka kapakta yazan cümleler dikkatimi çekti. &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;“… Ben, iskâmbil oynarken, yanımda birisi durursa pek memnun olurum, o zaman oyunu da iyi oynarım. Yalnız başına olan insan kadar büyük adam yoktur ama insanlarla beraber olan insan hakiki kıymetini ölçer, biçer.” &lt;/i&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Buraya geldiğimden beri düşündüğüm şeylerin kısa bir özeti gibiydi. Bu defa az öncekinden daha anlamlı bir gülümsemeyle oturduğum koltuktan kalkıp gitmek için hazırlandım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Dün gece orada olduğuma dair bütün izleri neredeyse silmişti bakışlarından. Önce kapıyı açıp dışarıyı kontrol ettikten sonra:&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;–söylediğine göre daha önce buraya annesinden ve kuzenlerinden başka hiç kimse gelmemişti, o yüzden temkinli davranıyordu.-&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;“ Çok yağmur var. Kırık ama istersen şu şemsiyeyi al. Hiç değilse vapura binene kadar işini görür.” dedi. Alıp almamakta kısa bir tereddüt yaşadıktan sonra aldım. Yüzüne baktım. Hâlâ uykuluydu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;Karşılıklı söylenen“görüşürüz” kelimesi havada bir yerlerde asılı kalırken ve artık hiçbir anlamı yokken elimde kırık bir şemsiye, aklımda Sait Faik’in okuduğum son cümleleriyle, yola bakan merdivenleri çoktan çıkmıştım bile. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-8509802256787867673?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/8509802256787867673/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/04/ada-yanlsamas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/8509802256787867673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/8509802256787867673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/04/ada-yanlsamas.html' title='Ada Yanılsaması'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-8334913444723358234</id><published>2011-04-11T10:43:00.001+03:00</published><updated>2011-04-11T10:44:53.042+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gülenay Börekçi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='egoist okur'/><title type='text'>Egoist Okur'a Misafir Oldum.</title><content type='html'>Kısa bir zaman önce Gülenay Börekçi çok güzel bir site yaptı. İçinde okumayı seven insanlar için bir sürü şey var. Bazen gecenin ilerleyen saatlerinde güncelleme yaptığında basıyorum evde tek başıma yaygarayı: "Eyvah yine uykusuz bırakacak beni" Elbette bu bir sitem değil. Kendi adıma mutluyum. Birçok insanın da benim gibi düşündüğünü biliyorum. İçinde samimiyet duygusu olan bir şey, insanı nasıl olur da uzakta tutabilir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlangıcından bugüne sıkı bir takipçisiyim. Geçtiğimiz hafta Egoist Okur'un sayfalarında benim de bir yazım yayımlandı. Kendisine çok teşekkür ediyorum. &amp;nbsp;Bir de bir itirafım var. Yazıyı koymayı düşündüğü günlerde içeriğine hangi resmi koyacağımı bilemedim, bakacağım demişti. Cumartesi yazının siteye eklendiği haberini aldıktan sonra arkadaşımın evine gittim. Kendisinden rica edip sayfanın nasıl olduğunu görmek istediğimi, bilgisayarını açıp açamayacağımı sordum. Sonra tahminlerim elbette: &amp;nbsp;"Bence ya dağınık bir yatak ya da içinde her şeyin karmakarışık bir düzende bulunduğu kalabalık bir oda resmi koydu." dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siteyi açtığımda tahminimde yanılmadığımı gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı duyguları ve aynı beğeniyi paylaştığımızı görünce de bir defa daha mutlu oldum. Egoist Okur için yazdığım yazıyı buradan okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;Belki sizin de benim gibi nedenleriniz vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://egoistokur.com/benim-de-nedenlerim-var/"&gt;http://egoistokur.com/benim-de-nedenlerim-var/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülenay Börekçi'ye yazının başındaki cümleleri ve orada bana yer verdiği için çok teşekkür ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-8334913444723358234?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/8334913444723358234/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/04/egoist-okura-misafir-oldum.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/8334913444723358234'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/8334913444723358234'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/04/egoist-okura-misafir-oldum.html' title='Egoist Okur&apos;a Misafir Oldum.'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-8141267434369400877</id><published>2011-04-05T20:52:00.000+03:00</published><updated>2011-04-05T20:52:18.301+03:00</updated><title type='text'>Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -32-</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Tüketilen sarı kâğıtların derlenip bir an önce suyun berrak bakışlarına koyma vaktidir geçmişi. Her kalem darbesinde çoğalan yalnızca aynı kelimeler ve aynı anlamlar. Bir tekrardan, kötü bir tekrardan ibaret her şey. &lt;o:p&gt;Nasıl olduğunu anlamadığım bir hızda geçip gitti günler. Her şeyle başım dertte; hiçbir şey kendi halinde. Bir kenarda durmuş olanları kabulleniyor ve öylece izliyorum. Bir şey yapmak bazen ne kadar da zor bir yüzleşmeyle karşı karşıya bırakıyormuş meğer insanı.&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;o:p&gt;Sokak başlarını bile her sabah ve her akşam aynı dalgın gözler tutuyor. Yoldan geçerken yaşanılan hep o bildik tedirginlik...&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;Kederli gözlerinde salınan narin bir serçenin, dudaklarına düştüğü anda içimi aydınlatan tebessümünde öpmüştüm seni. Dudaklarımdaydın... Hatırladıkça düşüyor içimdeki tutsaklık. Bitmeyen bir mücadele, haftasonuna doğru ruhumu kemiren bir beklenti, gelip darmadağın ediyor yeryüzümü.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Aynamda yaşlı bir sonbahar yansıması, dalıp gidiyorum sesinin yankısına, olmuyor.&amp;nbsp;Ne çok zaman geçmiş geceye bir sevi masalını anlatmayalı ve ne çok zaman olmuş uzaklarda bir düşü yakalamayalı. Öylesine bakmayalı boşluğa...&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Böyle zamanlarda kilometrelerce yol kıvrılıyor önümde. Baktıkça başım dönüyor.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bir yanım durmadan çekiştiriyor diğer yarımı. Bense suskunluklarımı biriktirmeye devam ediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-8141267434369400877?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/8141267434369400877/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/04/frekans-bozuk-radyo-alcs-32.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/8141267434369400877'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/8141267434369400877'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/04/frekans-bozuk-radyo-alcs-32.html' title='Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı -32-'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-7213863979590844374</id><published>2011-03-20T13:14:00.001+02:00</published><updated>2011-03-20T13:19:39.318+02:00</updated><title type='text'>Hikâyeler Yorar</title><content type='html'>Merdivenleri yavaş yavaş çıkmak gibi başlar önce her şey. İlk adımlarda nefesi kontrol etmek, düzgün ve istikrarlı adımlar atmak kolaydır. Her şey öylesine açık ve bütün çıplaklığıyla karşınızdadır ki sizi karmaşaya sürükleyecek ya da zihninizi zorlayacak herhangi bir kurgu yoktur. Derin bir oh çekersiniz farkında olmadan. Kitap siz olmasanız da akıp gidecek gibidir ama işin aslı hiç de göründüğü gibi değildir. Romanın karışık katmanları arasında dolaşırken olabileceklere karşı bir ön hazırlık, alt yapı çalışması illa ki olur. Bir gerilime doğru ilerlerken sonucun nereye varacağını bilemeseniz bile, kelimeler adeta seslenirler size. Her biri yaşanacak sahnenin müziğini ele verir. Ama hikâyeler öyle midir? Onlar derinden derine işler. Kurnaz bir tilki edasıyla satırların arasında dolaşan zihnin yakayı nerede ele vereceğini, bir aldanışın mı yoksa salt gerçeğin seslenişinin mi yol haritasında fısıldanan ufak bir iz olduğunu&amp;nbsp;bilmek o kadar da kolay değildir.&lt;br /&gt;Yorulursunuz. Bir an önce çıkmak, soluklanmak, ipin ucunu bir yere bağlamak istersiniz. Kaçmak bir eylem olmaktan çıkmıştır. Son kalınan yer aslında ilk defa adım atılmış bir yer edasıyla varlığını daima hissettirir. Uykuya yöneliş, kelimelerin karanlık boşluğun içerisinden resmi bir geçitte geçişini engellemez. Üzerinde yattığınız yatak, sonsuzluğa doğru uzanır. Zorladıkça, hikâye kendini iyiden iyiye belli eder. Hikâyeler yorar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde, okuduğum bir kitabın sancılarıyla uyandım. Peşimi bir türlü bırakmayan cümleler gün boyu aklımı vurdu durdu. Tuhaf olan o satırlardan çıkıp bambaşka bir kurgunun izinde dolaşıyor olmamdı. Bütünüyle bağımsız değildim okuduklarımdan. Başlangıç onunla olmuş, sonrasında aklıma kazınan cümlelerin içinde yepyeni cümleler peydah olmuş ve ben de onlardan taze bir hikâye yaratmaya başlamıştım. Bir rüyanın kalıntıları olabilir miydi tüm bunlar? Hatırlamadığımı düşündüğüm rüyalarımın, beni rahatsız etme şekli&amp;nbsp;bu muydu&amp;nbsp;yoksa? Hiçbir şeyin açıklaması, insanın kendi kendine yarattığı bu çetrefilli düşüncelerden daha karmaşık olamaz diye düşündüm. Kendi kendimize yenildiğimiz bir durum nihayetinde. Evet, kabul edilebilir bir çıkış noktası hali hazırda yanıbaşımızda duruyor. İşte bütün sorun, o noktaya dokunduğunuz anda başlıyor. Tanıdık, bildik kelimeler birdenbire haritanın işaretlenmiş yerlerini siliyor, geçip gidilen yerler bilinirliğini kaybediyor ve sonrasındaysa malum çöküş yaşanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirsizlik garip bir tedirginlik yaratıyor insan ruhunda. Neye sataşacağınızı şaşırıyorsunuz. Hiç durmayacak bir dönmedolabın içinde yükseliyor ve alçalıyorsunuz. Bir zamanlar oyun olarak düşündüğünüz her şey giderek sevimsizleşmeye, sizi o alan içerisinde sıkıştırmaya, atlayışın çözümsüz olduğu bir noktaya getirmeye başlıyor. Cesaret dediğimiz şey de işe parmağını sokunca, tereddüt mekanizması da devreye giriyor ve işte o andan itibaren insan ruhunu kemiren birçok başlık da tamamlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapmalı?&lt;br /&gt;Hikâyeyi hiç okumamış gibi davranmak, kelimelerin gücünü yok saymak ya da düşüncelerinizi karmakarışık bir hale getiren zihninizi bütünüyle ortadan kaldırmak için daha başka uğraşlar bulmak yardımcı olabilir mi?&lt;br /&gt;Şimdilik hiçbir şeyin cevabı yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merdivenlerden yavaş yavaş çıkmıştım oysa.Her şey yolunda ve olası görüntüler yerli yerinde gibiydi. Ama aklım, benden uzakta bir yerde kendi oyununu oynamaya devam ediyor. Müdahale etmeye çalıştığım her noktada karşıma başka bir "ben" çıkıyor. Ben kimi zaman o hiç tanımadığım ben ile anlaşamıyorum böyle zamanlarda...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-7213863979590844374?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/7213863979590844374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/03/hikayeler-yorar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/7213863979590844374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/7213863979590844374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/03/hikayeler-yorar.html' title='Hikâyeler Yorar'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-2392480585814448815</id><published>2011-03-16T11:40:00.002+02:00</published><updated>2011-03-16T11:40:51.721+02:00</updated><title type='text'>Oradaydım Söylenceleri I "SON"</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kıpırtıların sessizleştiği yerde, küçük bir an kaybolur birdenbire. Yazgısını teslim etmiş dünler, bugünlerin çığlığında sağırlaşır. Yerle gök arasında çiğnenmiş onca söz, tavan arasındaki yerini elbet alır. Gün gelir derinliğine aldanıp kendinizi koyverdiğiniz her aşk cümlesi, pıhtılaşır. Yerine yepyeni yazgılar bırakarak yola devam eder. Yolun bittiği yerden.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Oradaydım...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kahvaltı seslerinin ayaklarıma dolandığı, senli sohbetlerin yerini geniş zamanlı beklentilerin aldığı; kuşkulardan arınmış, gelecek kaygısından kurtulmuş, karşılıklı paylaşımların kalpten uzak olduğu yerde. Hep aynı telaş olsa da bir türlü tamamlanmayan ve kendi gerçekliği içinde varolamayan bir suskunun içinde yeşertmeye çalıştık baştan karartma bir geceyi. Hangi iklimin baştan çıkaran rüzgârına aldanıp da yan yana gelmiştik ya da hangi belirsizliğin iki ucu olacağımızı bilemeden kozlarımızı bir nisan akşamında şarabın misafir olduğu bir sofraya yatırmıştık? Bir yerde sorgular ne kadar çok yer kaplarsa anın güzelliği orada kaybolur ya, biz de kendi sorgularımız içinde boğduk elimizde kalanları. Belki de elimize bile almayı korktuklarımızı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Oradaydım...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yaramaz bir çocuk gibi konuk olduğum dizlerinin hemen üzerinde... Nelerden geçtiğimizi düşünmeden, kaç defa terk ettiğini, terk ettiğimi düşünmeden, bencilliğine aldanmadan, alınmadan orada, bir daha asla karşılıklı oturamayacağımız o kahvede, o evde, o bankta, o kanepede. Üzerinden ne de çok zaman geçmiş diyesi gelse de insanın, üzerinden geçmeyen bir şeyler var hiçbir tarihe oturtamadığım. Şaşkınlıklarımız, şüphelerimiz, olmazlarımız, gecelere sığmayan taşkınlıklarımız, tekliğimiz, çoğulluğumuz kısacası bir araya gelmemiz kadar birbirimizden uzağa düşmemize neden olan her şey Haliç'in o durgun sularına bıraktı kendini bir akşamüstü. Bıraktım. Ellerinin içine alıp sarıp sarmalamanı ne kadar beklediysem; onları oraya bırakmak için de bir o kadar bekledim. Şans her zaman için seninleydi. Çünkü onu ben sundum sana her gelişimde. Evrenin o muhteşem ırmağında, ayrı yolların yolcusuyuz artık. İkimiz için de bambaşka dünyaların kapıları açıldı. İnsanın vicdanında en ufak bir rahatsızlığın olmaması ne kadar güzeldir bilir misin? Belki de bu yüzden, içim rahat. Seni olduğun yerde olduğun gibi bırakıp gidiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Oradaydım...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bir yaz muammasının o ilk evinde, siyah beyaz bir fotoğrafın çevrelendiği şalın şaşkınlığında.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yaz evinden geçerken, ekim sarhoşluğunda yüzüstü bırakıldığım o semtte...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yeni yaşamların kapısının açıldığı sanal pencerenin ilk merhabasında...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İlkbaharın yeniliği muştuladığı, kahverengi ahşap masaların üzerinde sana ve dünyaya gülümserken. Huzuru isteyip gözlerinde bulurken...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Belirsizliklerin başladığı geceyarısında, senden ilk kopuşun başladığı evde, evimde... Seste ve sessizlikte...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ayrılıkların son bulduğu, küçük yeşil yaprağın elime bırakıldığı yerde…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Biz dediğimiz ilk karşılaşmanın sabırsız sabahında, kahvaltı masasında...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kendine kalışlarının, beni yok sayışlarının ve suskuyu başlattığın o anda. Yalnızlığımda, yalınlığımda...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Cüretli bekleyişlerimi sana belli etmediğim birkaç günlük donukluğumda. Evimde... İşimde... Düşte... Düşüşlerde...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Gitmek ve gelmek eylemlerinin yaşamdaki anlamını onlarca defa sorguladığım gelişlerinde...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Son bakıştaki belirsizliğinin bitişini umduğum bir mayıs akşamında...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;...ve oradaydım...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;SON DEFA...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-2392480585814448815?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/2392480585814448815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/03/oradaydm-soylenceleri-i-son.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/2392480585814448815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/2392480585814448815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/03/oradaydm-soylenceleri-i-son.html' title='Oradaydım Söylenceleri I &quot;SON&quot;'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-818645245545649950</id><published>2011-03-06T00:51:00.001+02:00</published><updated>2011-03-06T00:55:45.863+02:00</updated><title type='text'>Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı XXXI</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Uzun soluklu sohbetlerin düş köşeme yansıyan yerinde, ayarı ellerine bağlı bir düzensizlik var. Onca ertelenmiş buluşmanın yorgun sabahlarında uyanmamak adına ne de çok direndi bedenim. Geçitler vardı yol üzerinde, her biri kendi keskinliğinde yok olan.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Kokulara bulandıkça, ruhumun patikalarında sıkışıyordum. Bir iz, bir ses veyahut geceyi üzerime örtecek en ufak bir belirti kalmamıştı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Korkularım vardı. Sesimdeki şiddete, içimdeki çocuksu gülümseyişin sıcaklığına rağmen hangi andan kaldığını bilmediğim korkularım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Yıllar geçti ve ben hâlâ o geçitlerin keskinliğinde sessizce devam ediyorum yoluma. Kalbimde bulutların hafifliği, ruhumda geç kalmış bir sevinin yorgunluğu saklı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Başlıkların anlamlı ezgisinde yürüyorum. Her durak, bir sonu anlattı öykülerimde. Durağa yaklaştıkça başımı yasladığım pencereden ayrılmak istemedim hiç. İnadımı durduran, bir başkasının &lt;i&gt;&lt;b&gt;"Duracak"&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; yazısını gözlerime işlemesi oldu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;İndim...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Nefesime karışan ağır şehir kokusu ve yüreğime dokunan &lt;i&gt;&lt;b&gt;"işte bu son şarkı, az sonra kepenklerini indirecek kalbin" &lt;/b&gt;&lt;/i&gt;diyen sesin yankısıyla... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Adını ne koyuyorlardı yaşadıklarımızın? Çizgi ötesinde yürürken, bana hangi masalı anlatıyordu kelimeleri. Sorgu gecelerinde bağırarak uyandığım kaç yaşamım olmuştu benim ve ben hangi yaşam çıkmazında, sırılsıklam ayıkladığım bir yağmurun kollarına umursamadan bırakmıştım kendimi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Anımsamıyorum...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Günlerdir parmak uçlarıma dokunup kaçan haylaz kelimeler saklı düşlerimde. Düğümler büyüyor. Her gelişinde bir ilmek daha atıyorsun kış uykuma, sıçrayarak uyanıyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Söyle hangi yolun başındasın?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Biliyorum bir tek senin ellerin dokunursa çözeriz geceyi bağlandığı yerden. Sen yalnızca fısıldayan sözcüklerini sarın gel. O bana yeter!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-818645245545649950?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/818645245545649950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/03/frekans-bozuk-radyo-alcs-xxxi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/818645245545649950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/818645245545649950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/03/frekans-bozuk-radyo-alcs-xxxi.html' title='Frekansı Bozuk Radyo Alıcısı XXXI'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-7103293393384061499</id><published>2011-03-05T02:28:00.001+02:00</published><updated>2011-03-05T02:31:59.743+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gülay'/><title type='text'>Bozgun</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Suskunlukların da dili çözülür elbet. Bir gece, hiç beklenmeyen dar bir kapı aralığında, bir çift yeşil göz inceden inceye resmedebilir meselâ süzgeçten geçmek bilmeyen geçmişi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Sevdalar dalga boyu iner geceye. A&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;rdından bir ses düşer tene ve&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;karışır hoyrat masalların yazgısına.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Kalem, parmak uçlarından alın yazısını&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;giydirir genç kadına.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;El, ellerin üzerinde ölümsüzleşir, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Ten, yâr kokusunda...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Böyle başlar tarihin en anlamlı aldatmacası(!)&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Sonra birden düşer gecenin bel kemiği. R&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;itimsiz, alçaktan düşme.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Hüzün salgıları damarlardan usulca kımıldamaya başlar.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;Rüzgârlar göç mevsiminde baş gösterir. B&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;eklenmeyen bir bakış, u&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;nutkanlıkların arasından gelip yerleşen bir tanışıklık,&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;resmi gidişinle duvardan indirilmiş bir sabahta&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;fark edilmekle edilmemek arasında bir yerde&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;kendisini hissettirir...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;Neden sorgusu dilin ucunda yuvarlanırken,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;varoluşu didikler sevinin&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;eskiyenleri...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;İstenmeyen suskunluklar yerleşir kalple dimağ arasına.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;An suskunlukla devleşir ve&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;sözler, eski sevişmelerin odasında&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif; font-size: 15px;"&gt;buzdolabının üzerindeki kartların arkasına kapatılır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;i&gt;Suskunlukların da yazgısı bozulur yarim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;i&gt;Onların da sonu yazılır.&lt;/i&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://2.gvt0.com/vi/y9ce5B6Pcao/0.jpg" height="266" width="320"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/y9ce5B6Pcao&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266" src="http://www.youtube.com/v/y9ce5B6Pcao&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Bir adam görmüştüm...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Siyahtı, yoktu...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Kadın yaklaştı ona, bembeyaz bir öykü gibi duruyordu renksizliğin ortasında...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Georgia, serif; font-size: 11pt;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Kısa bir öykü yazabilirdi yazar ama vazgeçti...&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-7103293393384061499?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/7103293393384061499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/03/bozgun.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/7103293393384061499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/7103293393384061499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/03/bozgun.html' title='Bozgun'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-7292227040722742474</id><published>2011-03-01T21:43:00.001+02:00</published><updated>2011-03-01T21:57:55.155+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sansür'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='digitürk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogspot'/><title type='text'>Halk Böyle bir Destek(!) Vermiyor Sana Digitürk!</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Dün gece bloglar teker teker kapanmaya başladı. &lt;span class="Apple-style-span" style="color: #222222; line-height: 24px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi’ne başvurarak, Google’ın ücretsiz blog servisi blogspot hakkında ‘kapatma kararı’ alan Digitürk, yayın hakları Lig TV’ye ait futbol maçlarını da gerekçe olarak gösterdi.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Böyle bir durumla karşı karşıya kalmak gerçekten sinir bozucu. Şu dakika, bunları yazarken, benim blogumun da bugün yarın kapanacağı anı beklemek düşüncesi de beni kahrediyor. Ama elbette durum bireysel alınamayacak ve ne olursa olsun sessiz kalınmayacak kadar önemli. Çünkü bir şekilde sesimiz kısılmaya, ellerimiz ve zihinlerimiz körelmeye, mahkum bırakılmaya çalışılıyor. Sözde demokratik bir ülkede gün geçmiyor ki sansürün her türlüsüyle karşılaşmadan yaşayabilelim. Üreten beyinlere iktidarın soğuk kelepçeleri takılıp saçmasapan gerekçelerle insanların özgür hakları ellerinden alınıyor. Nereye kadar? Birgün parçası olduğunuz bu ticari zihniyet sizi de eline geçirene kadar mı? En yakınlarınızın, sevdiklerinizin başına akla hayale gelmeyecek işkenceler yapıldığında mı ya da kölesi olduğunuz birtakım araçlar elinizden alındığında mı? Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasıncılar, ticari kaygı içinde insani değerlerden vazgeçenler, insanı insan olmaktan ürkütecek hale getirdiklerinde mi mutlu olacaklar. Hani bir laf vardır, çok bilinen: " Bu dünya kimseye kalmaz, Sultan Süleyman'a bile kalmadı." diye, sizler, böyle devam ederse size mi kalacak sanıyorsunuz? Bu nasıl bir oyundur? Giderek son umutları da çalma yarışı içine mi girdiniz Türkiye ve gelecek yarınlar, yarınlarımız için?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #222222; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 24px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #222222; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 24px;"&gt;Sabahtan beri herkesin haklı çığlığını okuyorum sosyal medayada. Yükselen seslerin -sizlere rağmen- olduğunu bilmek, gölgelerin içinde güneşin ve parlayan akılların cümlelerini okumak -ama öfkeli- yüreklendirici...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #222222; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 24px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #222222; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 24px;"&gt;Son birkaç yıldır ülkede meydana gelenler iyice çığrından çıktı. Dengeler bozuluyor ve bozulan dengeler içerisinde insani olan her şey de bozulmaya hızla devam ediyor. İnsanlar daha fazla "oysa" ve "keşke" demeye başladı. Lanet okuyanların sayısı da artıyor. Gündelik yaşamın kendi içindeki sıkıntıları, stresleri üzerine evimize gelip de bir nevi "oh be" diyeceğimiz dakikalar içinde, endişeler kök salmaya başladı. Düzen ve iktidar, zehirli bir sarmaşık gibi kalemlerimizi, okuduklarımızı, ele geçirmeye, sarmaya başladı. Beyinler kuşatılmış durumda! Sanata ve edebiyata, o en yaratıcı damarlara birer birer ket vurulmaya başlandı. Bundan böyle ne bekliyorsunuz ki bu koşullar içinde yaşamak zorunda bıraktığınız insanlardan?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #222222; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 24px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #222222; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 24px;"&gt;Anlamak istemiyorum. Anlamayacağım da! Bugün -henüz- kapatılmamış bu blogtan ve ulaşabildiğim her mecradan da konuşmaya, yazmaya devam edeceğim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #222222; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 24px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #222222; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 24px;"&gt;Not: Aşağıda Digitürk'ün Dipnot.tv'ye göndermiş olduğu açıklamayı da okuyabilirsiniz. Tabii hâla engellenmediyseniz!!!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #222222; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 24px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 24px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #222222; font-family: verdana, arial, sans-serif; font-size: 12px; font-style: italic; font-weight: bold; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;İşte Digiturk’ün açıklaması:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #222222; font-family: verdana, arial, sans-serif; font-size: 12px; font-style: italic; font-weight: bold; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;“Tüm kamuoyunun bildiği üzere Digiturk, Türkiye Futbol Federasyonu’nun&amp;nbsp; yaptığı ihale neticesinde yıllık 321 milyon dolar ödeyerek süper toto süper ligi maç yayın haklarını almıştır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #222222; font-family: verdana, arial, sans-serif; font-size: 12px; font-style: italic; font-weight: bold; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Yayın hakları Digiturk’e ve Lig TV’ye ait olan maçlar, bazı internet siteleri&amp;nbsp; tarafından&amp;nbsp; kanunlar hiçe sayılarak yayınlanmaktadır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #222222; font-family: verdana, arial, sans-serif; font-size: 12px; font-style: italic; font-weight: bold; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;Kanunların kurumumuza yüklediği bütün yükümlülükler eksiksiz yerine getirilip içerik ve yer sağlayıcılar defalarca uyarılmasına rağmen internetten illegal yayın yapılmasına son verilmemiştir.,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #222222; font-family: verdana, arial, sans-serif; font-size: 12px; font-style: italic; font-weight: bold; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Son çare olarak yüce Türk mahkemelerine başvurulup &amp;nbsp;illegal yayınları yapan sitelerin verdiği zararın durdurulması talep edilmiştir. Mahkeme yasal olarak her şeyin yapıldığını ve ihlalin hala durdurulmadığını tespit ederek bu sitelere erişimin engellenmesi kararı vermiştir. Bu kararın uygulanması ile&amp;nbsp; birlikte blogspot’ta bazı bloglar’a da erişimde problemler ortaya çıkmış olup, bu&amp;nbsp; problemlerin tek sorumlusu uyarıldığı halde illegal içerikleri yapan sitelerin yayınını ısrarla durdurmayan Google ve Blogspot’tur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #222222; font-family: verdana, arial, sans-serif; font-size: 12px; font-style: italic; font-weight: bold; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Halkımızdan almış olduğumuz destekle Türk futboluna yaptığımız yatırımlarla birlikte, illegal maç yayınlayan kişi yada kişilerle mücadelemiz devam edecektir.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: purple; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;Burada en komik cümle de sanırım " halkımızdan almış olduğumuz destekle" cümlesidir. Ben böyle bir destek vermiyorum sana DIGITURK!!!!&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #222222; font-family: verdana, arial, sans-serif; font-size: 12px; font-style: italic; font-weight: bold; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #222222; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 24px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #222222; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 24px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #222222; line-height: 24px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #222222; line-height: 24px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #222222; line-height: 24px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #222222; font-family: verdana, arial, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 24px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-7292227040722742474?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/7292227040722742474/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/03/halk-boyle-bir-destek-vermiyor-sana.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/7292227040722742474'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/7292227040722742474'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/03/halk-boyle-bir-destek-vermiyor-sana.html' title='Halk Böyle bir Destek(!) Vermiyor Sana Digitürk!'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-1367915028666555987</id><published>2011-02-28T20:04:00.002+02:00</published><updated>2011-02-28T20:12:44.390+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Joan Miró Ferra'/><title type='text'>Kalan</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://lh5.googleusercontent.com/-elBuWWQHC1U/TWvk60W-4CI/AAAAAAAAAJ8/Gt7zUFME-uQ/s1600/miro.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="280" src="https://lh5.googleusercontent.com/-elBuWWQHC1U/TWvk60W-4CI/AAAAAAAAAJ8/Gt7zUFME-uQ/s400/miro.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: 11px; font-weight: normal; line-height: 16px;"&gt;Resim: Joan Miró Ferra&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;gece arazlanıp&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;baş yastığına düşünce&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;kırar dizlerini &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;kelimeler&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;yorgun.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px; line-height: 16px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-1367915028666555987?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/1367915028666555987/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/02/kalan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/1367915028666555987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/1367915028666555987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/02/kalan.html' title='Kalan'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='https://lh5.googleusercontent.com/-elBuWWQHC1U/TWvk60W-4CI/AAAAAAAAAJ8/Gt7zUFME-uQ/s72-c/miro.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-8895100285217594588</id><published>2011-02-22T23:38:00.002+02:00</published><updated>2011-02-22T23:38:15.831+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oyuncaklar'/><title type='text'>Toz Zerrecikleri</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Küçük oyuklarda gizlenir benim oyuncaklarım. Karanlık suların hiç ışık değmeyen derin yolculuklarında. Masalsı bir geçmişe adanır her biri, yeniden eskiye doğru kaçınılmaz geçişte. Kimini bir, kimini iki üç defa konuk eder odamın gökyüzüne yakın yerleri. Siz bilmezsiniz, onların en iyi arkadaşı toz zerrecikleridir. Unuttuğum zaman dilimlerinde üzerlerini kendi kalkanlarıyla kapatır ve onları korurlar, yıllarca çıkarmadığım yerlerinde.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Büyüdükçe gözlerime ışıltı saçan yakınlıklarını daha az arar oldu ellerim... Anılarımın örümcek ağı karmaşıklığındaki görüntüsünde yok olup gittiler. Elbette bilerek olmadı. Ya onların yerini acı da olsa başka bir şeyler aldı; ya da zamanla eriyen bir maddeden yapılmışlardı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Bir defasında, sanırım akraba ziyaretlerimizin birindeydi, yüksek kahkaha sesleri arasında oyuncaklarıma dair bir çocukluk hatıram ballandırıla ballandırıla anlatılmıştı ulu orta.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;" Siz hiç en sevdiğiniz bebeği balkondan aşağıya, sırf yerçekimiyle inatlaştığınız için savurup attınız mı? Ya da zaman hesabını, küçücük aklınızla tutmaya çalıştınız mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Bir - iki - üç - dört - beş -al... demeye kalmadan konuşan, şarkı söyleyen bir bebeği apartman boşluğunda ölüme terk ettiniz mi?”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;İşte benim o hatıram da, tam da bu soruların merakı uğruna, şimdilerde komik, eğlenceli akraba sohbetleri arasına sıkıştırılan bir gülümsemeye dönüştü. Dört yaşımın hatırlamadığım bir anına denk gelen bu davranışlarımın nedenini hiç kimse bilmiyor elbette. En fazla 'çocuk işte, ne anlasın' cümlesine sıkıştırılan bir anlama sahip işte... Oysa ben o günlerin gerginliğini hâlâ taşıyorum içimde, kimse anlamak istemese de...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Evet, ilk kahkaha annemden geldi, malûm olay deşifre edilince...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;- Sen ne beter bir çocuktun kızım ya... Hızına kimse yetişemezdi. Kaşla göz arasında halleder çıkardın her şeyi. Bir saniye yalnız bırakmaya gelmezdin...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Tanıdık cümle buluşmaları da peşi sıra gelirdi kahkahanın hemen ardından. Neden bilmem ama belki de küçükken kazandığım bir alışkanlıkla, annemin bir cümleden diğerine hangi ses tonuyla, ne şekilde geçeceğini tahmin eder oldum ilerleyen zamanlarda... İzlediği yol hep aynıydı. İnsan hiç mi merak etmez başka yolların olası çıkışlarını? Sonra sırayla diğer aile üyeleri de bu heyecanı yüksek anılarıma ortak olur, ne kadar kirli çocukluk çamaşırım varsa ortaya sererlerdi... Gülümsemekten ve 'vay bee, ben neymişim', demekten başka çarem olmadan dinlerdim ben de. Sadece anlatılanlara yakın, görüntülerdense oldukça uzaktım... Kaç defa tavana dikip gözlerimi zorla hatırlamaya çalıştığımı bilirim... Bu konuda imkânsız bir geçmişe sahibim. Çünkü orada gördüğüm yalnızca koca bir 'boşluk' olurdu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Geçen gün tesadüfen olmasa da; yılların huzursuzluğuyla, oyuncaklarıma diktim gözlerimi. Parçalanmaktan koruduğum, ona yakın oyuncağım kalmıştı. *Beyaz tavşanım, Volki, uyuklayan kedim, peribacalarının havasından kaçırdığım tahta kadınım, on iki eylül sabahı Kırşehir caddelerinde yürürken bir apartman köşesinde bulduğum mavi filim, yedinci yaş günümde verilen gelin bebek ve benim yaşlarımdaki birçok çocuğun evinde olacağını düşündüğüm sevimli, bir o kadar da pörsümüş yumoşum... ( Noel babayla, pikatçuyu saymıyorum...)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;İşte geçmişime ait topu topu bu kadar görüntü kalmış. Toz zerreciklerinin korumasında ve hâlâ orada, benimle olduklarını hatırlama olasılığında. İnsanın bu kısırlıkta, yeniden dört yaşına dönüp bugünümde nedeni anlaşılamayan o gerginliğe kucak açası geliyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Dedim ya, küçük oyuklarda gizlenir benim oyuncaklarım. Karanlık suların hiç ışık değmeyen derin yolculuklarında.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;Eğer günün birinde, sizin de benim gibi gökyüzüne yakın bir yeriniz varsa ve orada elinize toz zerrecikleri bulaşırsa, sakın şaşırmayın. Oyuncak bahanesiyle geçmiş, aslında çocukluğunuz, size yaklaşmak istiyor olabilir. Belki de yeni bir nefes. Belli mi olur?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;"&gt;'Derinsu'ya...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7211445816989802078-8895100285217594588?l=kalabalikodalarda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/feeds/8895100285217594588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/02/toz-zerrecikleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/8895100285217594588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7211445816989802078/posts/default/8895100285217594588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kalabalikodalarda.blogspot.com/2011/02/toz-zerrecikleri.html' title='Toz Zerrecikleri'/><author><name>Burcu Yıldızer</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09387402877384842404</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/-c2xwGtU5mXk/TsEbIQQ8PUI/AAAAAAAAAV4/EstFJJBPKvQ/s220/tw.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7211445816989802078.post-4664738798120395658</id><published>2011-02-16T21:54:00.001+02:00</published><updated>2011-02-16T21:56:55.655+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rilke'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Jean Guilane'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Virgina Woolf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bettina Von Arnim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Valeri Petrov'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Che'/><title type='text'>Çuvaldız</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;Düşlerinin uyurgezer bir sinek kadar kıymetsiz olduğunu düşünüyorsan, azığındaki akıl tükenmeye yüz tutmuş demektir. Wilhelm Reich, Lia Laszky'e " Göründüğünden öte misin, yoksa olduğundan öte mi gözüküyorsun? " diye sormuştu. Soruyu şöyle soruyorum ben:&amp;nbsp; Burcu kokan sen misin, sen mi kokuyor Burcu?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;Ses bitti. Işıyorum. Yüzümde saçlarının çocuk gürültüsü. Gül zamanıdır. Sevilmeliyim. Adımın kuyruğunda bir ağrı, babamın çocuğu değilim ben ne de atalarımın mirasçısı. Neredeler, ben neredeyim, hangimiz öldü, kim sağ, neden ağlıyorum? Olmadı. Ağlamak, duvarlarıma tesir etmiyor. Tenimin kudurmuş avcısını susturabilecek mi bu ıslak bildirge? Kimin umurunda ayrıca. Sen, o, diğeri. Kendi gözyaşlarınızı susturun önce, sonra bana bir ceza düşünülür muhakkak.&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;Korkuyorsun, titriyor parmağındaki cin. Öp onu. Ben değilim o. Terliyor şimdi duaların bile. Ter güzel kokar, aşk ikliminde… Ve cennetin şarabından bir kokudur sevenlerin tek vücut düşünmeleri.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;Sana el değmemiş renklerin kokusuyla dokunacağım. Hiç kimsenin bilmediği bir şehirdir göğüm... Ve sen hiçbir zaman işitmediğin bir ses işitecek, çekileceksin bir yıldırım gibi kendi göğüne. Sana senin istemediğin hiçbir şey olmayacak. Çünkü istediğim, senin özgürlüğündür. Senin istediğin… Seni incitecek olan, kötü bir sürprize hazırlıklı olsun, uzundur tırnaklarımın zehri.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;Sende Che'nin romantik kavgasından esintiler&amp;nbsp; (&lt;i&gt;&lt;b&gt;eski kabuğun tüylerini yolarken doğan umudun kesinliği ile biliyorum &lt;/b&gt;&lt;/i&gt;), Bettina Von Arnim'den bir kendilik (&lt;b&gt;&lt;i&gt;Hayattaki tek büyük kazancım kendim olarak kalmaktır&lt;/i&gt; &lt;/b&gt;), Rilke'den karşıt-ilahi bir söylence (&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;b&gt;bir tutsak ve yaralı bir hayvanmış gibi tanrı, artık bütün evler açıktır her gelene&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; ), Jean Guilane'den ayrıksı bir aynılık (&lt;i&gt;&lt;b&gt;İlk atalarımızdan bugüne yeryüzünden 80 milyar insan geçti. Buna rağmen bütün insanlık tarihinde ne size ne de bana benzer biri olmadı. Yani hepimiz farklıyız. Ve de akrabayız&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;), Virgina Woolf’tan kadıncıl bir çığ (&lt;i&gt;&lt;b&gt;Kadınlar milyonlarca yıldan beri evde oturuyorlar. Öyle ki yaratıcı güçlerini zamanla duvarlar emiyor. Bağımsızlık, yaratıcı gücü serbest bırakır. Kadınlar da Shakespeare gibi bir yazar olabilir yeter ki özgürlüğe alışalım, düşündüğümüzü, düşündüğümüz gibi yazmaya cesaretimiz olsun&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;),Valeri Petrov'dan çiğ bir alaycılık (&lt;b&gt;&lt;i&gt;İnanasım gelmez benim sen ne desen, Samanyolu yıldızlardan nasıl olur&lt;/i&gt; &lt;/b&gt;) ve A.Kadir'den bilindik bir hüzün (&lt;i&gt;&lt;b&gt;Bu akşam içimde tuhaf bir sıkıntı var, dünyada sanki bir ben kalmışım&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;)&amp;nbsp; taşınıyor satırlarına.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bitirilmiş olduğunu mu düşünüyorsun? Sen hiçbir kitaba ait değilsin. Seni yazılmış, ölümcül bir mısra olarak düşünmek istemiyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, serif; font-size: 12pt; line-heig
